Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Kriz aynı zamanda "piyasa psikolojisi"ne ilgi duyan davranış ekonomistlerinin de ilgisini çekmiştir.Tuo krizė patraukė elgsenos ekonomistų, besidominčių rinkos psichologija, dėmesį.
Osmanlı yönetimi en başta olaya ilgisizdi.Centrinė valdžia iš pradžių į tai žiūrėjo skeptiškai.
At yarışına ilgisi vardır.Vyksta Kynelando žirgų lenktynės.
Mezun olduktan sonra, Hamburg'da avukatlık yaparken spora olan ilgisini devam ettirdi.Baigęs studijas, vertėsi advokato praktika Hamburge.
Çıkış yaptığı bu rolle halkın çoğunluğunun ve Avustralya film endüstrisinin ilgisini çekti.Ši rolė tapo Umos pripažinimu, ja susidomėjo kino industrijos atstovai ir plačioji visuomenė.
Gutasyon (damlama) olayı ile yakından ilgisi vardır.Vajus glaudžiai susijęs su Vãta.
Kasady hareketleri medyanın ilgisini çektiğinde gurur duyar.Paduvoje susidomėjo Paduvos averoistų pažiūromis.
Mısırbilime olan büyük ilgisinin kaynağı Napolyon'un Mısır seferleridir.Tikroji šio žmogaus šlovės priežastis yra ta, jog jis iššifravo egiptiečių hieroglifus.
Hindistan ceviziyle ilgisi yoktur.Šis sutorėjimas nėra susietas su riebalų kaupimu.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Igatahes pole juttudel reaalsusega mingit pistmist.
Leibniz’in Çin felsefesine olan ilgisinin kaynağı Çin felsefesinin kendisinkine benzer olduğu algısıydı.Leibniz huvitus hiina filosoofiast, sest see sarnanes tema enda filosoofiaga.
Kısa sürede, burada bulunan fosil balıklar ilgisini çekti.Varsti tõmbasid tema tähelepanu fossiilsed kalad.
Resme olan ilgisi ve düşkünlüğü fotoğraflarına da yansıdı.Nad samuti rõhutasid oma välimuse ja kommetega, et nad on daamid.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez.Olgu, aga see ei puutu asjasse.
Yörede oldukça ilgi görür ve halkın ilgisine mazhar olur.See on üllas, ja muudab rahva uhkeks.
Çin'e özel ilgisi vardır.Hiinas esineb lähedane liik.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Seegi meelitab turiste kohale.
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Muusika asendas perekonnas religiooni.
Sonrasında oyucuların da ilgisini çekmesi üzerine oluşturuldu.Lõpuks hakkavad nende vastu huvi tundma ka haid.
Patlayıcılara özel bir ilgisi vardır.Viimastele oli külge seotud lõhkelaeng.
Ayaklanma, dünya medyasının ilgisini çekti.Tema vangistamine pälvis kogu maailma meedia tähelepanu.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Kas see on distsipliini iseloomu seisukohast juhuslik või näitab see midagi olulist?
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.Süü on tihedalt seotud mõistega kahetsus.
Küçükken sporlarla çoğunlukla ilgiliydi ama gitara ilgisi yoğunlaştı.Lapsepõlves õppis ta viiulit mängima, kuid hiljem huvitus rohkem kitarrimängust.
Eser hem eleştirmenlerin hem de kamuoyunun ilgisini çekti.Projekt pälvis nii publiku kui kriitikute tähelepanu.
Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. .Juba sünnist alates oli tal nägemisega probleeme.
Tanrı doğasının İsa'nın bedeniyle ilgisi yoktur.Sest Kristus-teadvus on kogu loodu sees.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.실험 결과에 의하면 사람들의 집중력은 18분째 부터 떨어지기 시작합니다.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.De aandacht van mensen daalt na 18 minuten. Gebleken uit onderzoek.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.Die Aufmerksamkeit lässt nach 18 Minuten nach, wie Tests gezeigt haben.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.la atención de la gente empieza a disminuir a los 18 minutos, según los estudios.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.l'attention des gens diminuant après 18 minutes. Des test l'ont prouvé.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.Lo dimostrano i test.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.Người ta thường chỉ tập trung được 18 phút sau đó lơ đãng dần, các thử nghiệm đã chứng minh như vậy
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.Poziom koncentracji spada po 18 minutach, jak wykazały badania.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.Testele demonstrează asta.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.תשומת הלב של אנשים יורדת אחרי 18 דקות כך מוכיחים מחקרים
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.إنتباه الأشخاص بعد ثمانية عشر دقيقة يبدأ بالتراجع. الإختبارات أثبتت ذلك.
18 dakikadan sonra insanların ilgisi dağılmaya başlar, testler göstermiştir.試験結果が示しています ですから 18分 10分 あるいは5分で
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.A genetikának semmi köze a kapzsisághoz, üzlethez, faji előítélethez.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Geeneillä ei ole mitään tekemistä ahneuden, bisneksen tai rotuennakkoluulojen kanssa.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genen hebben niets te maken met hebzucht, handel en racisme.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetica nu are nimic de-a face cu lăcomia, afacerile, prejudecata rasială.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetika nijak nesouvisí s chamtivostí, byznysem, rasovými předsudky.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetika nima nobene povezave s pohlepom, poklicem, rasnimi predsodki.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetik har inget att göra med girighet, affärsverksamhet, rasistiska fördomar.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetik hat nichts mit Gier, Wirtschaft und Rassenvorurteilen zu tun.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Genetyka nie ma żadnego związku z chciwością, biznesem czy uprzedzeniami rasowymi.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.La genetica non ha nulla a che fare con l'avidità, gli affari, i pregiudizi razziali.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.La génétique n'a rien à voir avec l'avidité, les affaires, les préjugés raciaux.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Τα Γενετικά χαρακτηριστικά δεν έχουν να κάνουν με απληστία, επιχειρήσεις, φυλετικές προκαταλήψεις.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Генетика не имеет никакого отношения к жадности, профессии или расовым предрассудкам.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.Гените нямат нищо общо с алчност, бизнес или расови предразсъдици.
Açgözlülük, iş dünyası ve ırkçılığın genetikle bir ilgisi yoktur.لا علاقة للمورثات الجينية بالجشع، وبالأعمال، وبالأحكام العنصرية المسبقة.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Aber das ist nicht Apahtie; das ist vorsätzliches Ausschließen.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to není lhostejnost, to je záměrné vyloučení.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie je apatia; to je úmyselné vylúčenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Ale to nie jest obojętność, to celowe wykluczenie.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.A to ni apatija; to je namerno izključevanje.
Ama buna ilgisizlik diyemeyiz; işte bu kasıtlı dışlamadır.Csakhogy ez nem közöny; ez a szándékos kirekesztés.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod