Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.ソ連において、スプートニク打ち上げとそれに続く宇宙開発計画は大衆の非常な関心を巻き起こした。
Goldziher'e göre hadis olarak rivayet edilen haberlerin Peygamber’le ilgisi yoktur.また、公知の事実であるか非公知の事実であるかを問わない。
Medyanın ilgisinin 2004 nisan ayında Google Search'de "Jew" yazıldığında site ilk sırada çıkıyordu.このサイトが2004年4月に、" Jew " (ユダヤ)という単語の検索結果として、グーグル検索に最初に登場したときに、メディアの注目を受けた。
Tsunderedir ve genç kızlara ilgisi vardır.亭主関白であり、幼い子供がいる。
Kraliçenin de bununla ilgisi olduğuna dair dedikodular çıktı.女王と恋仲であるとのうわさがあった。
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.彼は早くから数学への魅力を感じていた。
İlişkiler bir varlığın diğeri ile olan ilgisini temsil eder.一方、絆は他者との関係を表す。
At yarışına ilgisi vardır.競走馬用の馬具。
Gerçek elmasla ya da elmas ticaretiyle bir ilgisi yoktur.魚のサケとは無関係。
İlk bölümlerde Müezzin Cemil'e ilgi duymuş ancak Cemil onu istemediği için bu bu ilgisi aşka dönüşmemiştir.最後にやっとキスされたが、それはシャルロットにとっては、愛していないという意味であった。
Babası ona Latince öğretmek istiyordu ancak matematiğe olan ilgisini ve yatkınlığını görünce bundan vazgeçti.父親はまずラテン語を教えたが、数学の素質を見抜くと止めた。
Dansa olan ilgisi.ダンスに専念。
Thomas'ın tabiat tarihine olan ilgisini paylaşan eşi Mary, ona bu gezilerde eşlik etti.トーマスの妻は、自然史についての彼の興味を共有し、収集旅行にも同行した。
Medyanın ilgisi nedeniyle derbi genellikle öğle arası oynanmaktadır.霊媒体質であるため、度々遊太に憑依されることがある。
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.博物館の企画は子供や若者に重点を置いている。
Avarız hanesi'nin gerçek hane ile ilgisi yoktur.こちらは本物の伯爵で我威亜党とは関係ない。
Ayrıca yazara dış basının da ilgisi büyüktür.また、小説版の外伝とは無関係。
Crixus'a karşı ilgisi vardır.クリティアスはどういうことか問う。
Sonunda Sayılar Teorisi'ne ilgisi azaldı ve 1809'da mektuplaşmayı kestiler.最終的には、ガウスの興味が数論から離れ、1809年手紙の往来は止まった。
Saltanat Kapısı, yabancı ziyaretçilerin de ilgisini çekmektedir.趣味は外国のダム鑑賞。
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.ドイツの首都であるベルリンとは無関係。
"Hayali güç" bu uyumsuz kullanımı olmayan eylemsizlikle ilgisi yoktur.正誤は「おうえんパワー」に関係しない。
Baronyan’ın tiyatroya olan yoğun ilgisi çok genç yaşlarda kendini gösterdi.しかし男爵は、永遠の若さに倦み疲れていた。
Göz teması kur yapmada, karşıdakinin bazı durumlarda ilgisini öğrenmek açısından önemli bir unsurdur.彼の威圧的で恐ろしい外見は、多くの場合に容疑者から情報を取得する際に必要なものである。
Sahibi Âsımzade Cemal Nadir’dir (Karikatürist Cemal Nadir’le ilgisi yoktur).郷地 勲(ごうち いさお) 美術部顧問。
Kendisi burada öyle bir hesap yapıyor ki gerçekle hiç ilgisi yoktur.これにより字義に本義と全く関係のないものがあることを説明できる。
Bu bayramla bir ilgisi olması muhtemeldir.また、水祝いと関係があるらしい。
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.これがぐれんちの暴走のきっかけと大きく関わっている。
Caza ve davula olan ilgisi İstanbul’da ortaokul sıralarında başladı.君と私との関係は、私の東大の学生時代より始ったのであった。
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?イノシシ主婦見間違い事故 それとも殺人事件なのか?
Pokere karşı ilgisi vardır.バスケとは関係がない。
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.聴衆にも非常に評判が良かった。
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.宇宙人は「神さまが行方不明」と書かれたチラシを配っており、ジャグーは興味をそそられる。
Saplantıları, düşünmeye ve çalışmaya olan ilgisini vurgular.生徒自ら知り、考え、行うことを重視する。
Türk iş adamlarının Kosova’ya ilgisi yoğundur.グルジアの難民問題は深刻である。
General Mills, 2001 yılında Pillsbury'yi satın aldı ve ortak girişime olan ilgisini yerine getirdi.2001年にゼネラル・ミルズがピルズベリーを買収し、当ブランドの権利はゼネラル・ミルズに移った。
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.大規模なクアパークのライトアップが多くの訪問客を惹きつける。
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.ケリーは、何が起こったかに関して常に明らかだったと答えている。
Ayrıca hayvanbilimci olmaya ilgisi vardı.この犬も実験体であったらしい。
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.美術と博物学に優れていた由。
İlk zamanlar Mert’in aşırı ilgisinden rahatsız olur.ペロのことになると、激しく興奮する。
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?此事件爭執與意外發生是否有絕對因果關係?
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.虽然与流感并无关系,但该病也被称为肠胃型感冒和消化道流感。
Ama kusura bakmazsanız görüntü dışında sanatla pek ilgisi yok.很少說話,對畫畫以外事沒興趣。
İlgisiz bir öğrenci olan Irving, macera ve drama hikâyelerini tercih etti.欧文对于学习不感兴趣,而喜欢冒险类的故事和戏剧。
Hayatı ve fikirleri hakkında konuştukları bu film kamuoyunun ilgisini çekti.这部电影对其政治生活和理念作了探索。
Burada R&B müzik tarzına olan yoğun ilgisini keşfetti.從小已對R&B音樂有濃厚的興趣。
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Bouvier 否认与这些盗窃事件有任何牵连。
Ancak Spielberg'in konuyla ilgisi olmadığını öğrenince vazgeçti.我不知道斯皮尔伯格到底想干什么。
Dansa olan ilgisi.興趣是舞蹈。
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.雖然如此,她與這爛攤子或許有密切關係。
Ancak siyasetten ilgisini çekti.但他对政治不感兴趣。
Bu ilgisi onu Asya'ya seyahate teşvik etmiştir.这些学习也促成他前往日本旅行。
Bu ayrıca mobil uygulamaların da ilgisini çekti.買跑車也是她的興趣。
Çıkış yaptığı bu rolle halkın çoğunluğunun ve Avustralya film endüstrisinin ilgisini çekti.这也是她事业上的突破口,为她赢得了澳大利亚电影业界和公众的注意。
Çin'e özel ilgisi vardır.为中国特有种。
Lanet (Arapça: لعنة), Tanrının sevgi ve ilgisinden yoksun olma, beddua.”及善长罢,帝欲相杨宪。
Komünizme olan ilgisi onu 1927 kışında Moskova^ya taşır.1927年冬,参加广州起事。
Durumla ilgisi olan faktörler belirlenir.雙方簽署的原因與當時的形勢有關。
1998 yılında bir telekız şebekesiyle ilgisi olduğu gerekçesiyle gözaltına alındı.他於1998年10月因涉嫌猥亵妻子而被捕。
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod