Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han pusset også opp 82 forskjellige templer som viste hans omsorg for romersk religion.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Snart mistet offentligheten interesse for henne.
Eserlerinde bu konulara olan ilgisi fark edilir.Falsk deler sine erfaringer rundt det tema.
Filmin adında geçen Paris'in Fransa'nın başkentiyle bir ilgisi yoktur.Navnet har trolig ikke noe med hovedstaden i Fransk Guyana å gjøre.
At yarışına ilgisi vardır.Andre deltok i hesteveddeløp.
Köpeklere karşı olan ilgisi, 1873'te Kennel Club'ın kurulmasına da önayak oldu.Den nye typen ble akseptert av The Kennel Club i 1873.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Derfor fikk hans bilder også et interessert publikum.
Bu olayın sorumlusu Harry Potter olarak gösterilmektedir fakat onun bu olaylarla bir ilgisi yoktur.Han var på audition for rollen som Harry Potter, men fikk den som kjent ikke.
Çin'e özel ilgisi vardır.Arten finnes i Kina.
Ayrıca kriket ve hokeye bir ilgisi vardı.Hadde også talent for cricket og boksing.
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Mange store klubber viste interesse med det samme.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.Han ble igjen ansatt i DNL da det startet opp med flygninger etter krigen.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino debuterte med filmen De hensynsløse.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Det er dette som gjør diskusjonen rundt kitschen så betent.
Bu durum, halkın ticarete olan ilgisine bağlanabilir.Det skal være åpenbart for publikum hva som er kommersielt innhold.
Bugün İtalyan Cassata'yla ilgisi az olan İsrail Kasatesi oldukça popülerdir.Kasata Israel, yang saat ini tidak ada hubungannya dengan Cassata Italia, cukup populer.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.Buku tersebut menceritakan tentang “racun air” yang berhubungan dengan serangga yang terbang.
Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Beberapa di antaranya menunjukkan minatnya terhadap penggunaan warna dan juga terhadap seni ukiyo-e Jepang.
Genetik olarak ilgisiz olabilirler veya yalnızca uzaktan alakalı olabilirler.Mereka mungkin secara genetis tak berkaitan, atau hubungan kekerabatannya jauh.
Musk’ın elektrikli araçlara olan ilgisi Tesla’nın ortaya çıkmasından çok daha öncesine dayanır.Meski begitu, ketertarikan Musk terhadap mobil listrik sudah ada jauh sebelum pendirian Tesla.
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.Walaupun tidak berkaitan dengan influenza, penyakit ini juga sering disebut flu perut dan flu lambung.
Efendilerin eylemlerine iyi demelerinin ise yarar ile hiçbir ilgisi yoktur.Tanpa anugerah Allah, perbuatan baik yang mereka lakukan tidak ada artinya.
Köpeklere karşı olan ilgisi, 1873'te Kennel Club'ın kurulmasına da önayak oldu.Berkat ketertarikannya pada anjing, Kennel Club didirikan pada tahun 1873.
Simmons'a göre bunun sperm yarışıyla ilgisi var.Panjang falus ini diduga berhubungan dengan kompetisi sperma.
Git'te bunun güvenlikle hiçbir ilgisi yok.Lagipula, gak ada kaitannya dengan agama.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Balapan tersebut menarik pembalap dari seluruh dunia.
Tsunderedir ve genç kızlara ilgisi vardır.Dan Striga memangsa anak-anak dan pria muda.
Seriye olan ilgisi rol seçimlerine katılmasındaki başlıca nedenlerdendi.Alasan mereka terutama terkait dengan perselisihan mengenai pelayanan pusat Rasul Kepala.
Kriz aynı zamanda "piyasa psikolojisi"ne ilgi duyan davranış ekonomistlerinin de ilgisini çekmiştir.Krisis ini menarik perhatian para ekonom perilaku yang sedang mempelajari psikologi pasar.
Naruto girdabı Naruto Boğazında Naruto, Tokushima'ya gelen turistlerin ilgisini çeken bir yer.Pusaran air Naruto (鳴門の渦潮), sebuah pusaran di selat Naruto yang menjadi objek wisata di Naruto, Tokushima.
Bu arada Harry'nin Ginny'e olan ilgisi daha da artmıştır.Dan pada akhirnya Ron menyetujui hubungan Harry dan Ginny.
Yeğenlerinin kaybolmasının bu testere cinayetleri ile ilgisi olduğunu düşünmektedir.Ia yakin, hilangnya sang Ayah berkaitan dengan ajaran ini.
Şahin'in bilgisayarlara ilgisi 13 yaşındayken başladı.Perkenalannya dengan komputer terjadi ketika ia berusia 13 tahun.
Seçimlere halkın büyük ilgisinin olmasıyla birlikte, katılım oranı %80 olarak gerçekleşti.Pada pilihan kepala desa ini partisipasi masyarakat sangat tinggi, yakni hampir 80%.
Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.Durasi hidupnya tidak pernah elapsing dalam kekekalan.
Bunun sürekli hayaletler görmesiyle bir ilgisi olabilir mi acaba?Apakah Monika yang selama ini tidak dapat melihat hantu bisa juga melihat hantu...?
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Keluarganya memang akrab dengan musik.
Bunun ötesinde Muppetlar ile hiçbir ilgisi yok.Semburan ini juga tidak berhubungan dengan supernova.
Bu program halkın ilgisini çekti.Kasus ini menarik perhatian publik.
Müzik aletlerine olan ilgisi curadan sonra bağlama öğrenmeye başlamasıyla devam eder.Untuk dapat bertahan, media-media musik mulai memfokuskan kontennya.
Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Một số phản ánh sự quan tâm của ông bằng ngôn ngữ của màu sắc, và cũng tương tự như tranh ukiyo-e của Nhật .
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.Ở Liên Xô, vụ phóng Sputnik và chương trình thám hiểm vũ trụ kế tiếp đã thu hút được sự ủng hộ của công chúng.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Amy Adams vai Lois Lane, một phóng viên của tờ báo Daily Planet và là người yêu của Clark Kent.
Fernand’ın Mercedes’e karşı ilgisi vardır ve onları kıskanır.Santana khá ghen tị và đã gây gổ với Mercedes.
Don Dokken'ın müziğe karşı daima bir ilgisi vardı.Bài hát được Don Costa phối nhạc.
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.Tên lửa đã là niềm say mê của các khoa học gia cũng như các tay chơi nghiệp dư trong nhiều thế kỷ.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Tuy nhiên, vùng này không liên quan gì đến nước Trung Quốc.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Về mặt lịch sử, các ngôi sao đã trở thành quan trọng đối với các nền văn minh trên toàn thế giới.
1912'de ise bu ilgisine tamamen son verdi.Năm 1912, nó đã trở thành một điều chắc chắn.
Alba beş yaşında iken oyunculuğa ilgisini göstermeye başladı.Alba biểu lộ niềm yêu thích trong diễn xuất khi mới 5 tuổi.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez.Việc này không liên can gì đến các ngươi.
Uçağın gövdesinden geriye kalanlar maceraperestlerin ilgisini çekme ihtimaline karşı yakıldı.Những phần còn lại của thân máy bay bị đốt để chống những người tò mò đến tham quan.
Amerika’da kadınların diğer kadınlara olan ilgisinde bir artış yaşanmıştır.Tại Mỹ, đã có sự gia tăng số phụ nữ cảm thấy thu hút đồng tính.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Các chính quyền tỉnh trực thuộc Chính phủ.
"Ergenekon soruşturması’nın aşure çorbasıyla ne ilgisi var?"“Tác phẩm của Shakespeare chứa thông điệp mã hóa?”.
Gerçek elmasla ya da elmas ticaretiyle bir ilgisi yoktur.Nó không có liên quan chặt chẽ với họ Cá bướm.
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Chương trình nhìn chung có được thành công và nhận được sự ủng hộ lớn từ công chúng.
Bu ayrıca mobil uygulamaların da ilgisini çekti.Ngoài ra, cô ấy còn quan tâm đặc biệt đến quyền lợi của người máy.
Markham, donanmaya özellikle de subayların eğitimine olan ilgisini sürdürdü.マーカムは海軍の、特に士官の訓練に関する興味を持ち続けた。
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.ロケットは長年に渡り、科学者やアマチュア科学者らを魅了してきた。