Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massonin varhaiset teokset osoittavat hänen kiinnostustaan kubismiin.
Koy sayesinde plajlarıyla turistlerin ilgisini çekmiştir.Se on suosittu matkailukohde rantojensa ansiosta.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Onko kyseessä yliluonnollinen tapaus vai harkittu murha?
Charlie'ye karşı ilgisi vardır.Charlie jää ihmettelemään.
Yükseköğrenim yıllarında tiyatroya özellikle de edebiyata ilgisi arttı.Hänet sai kiinnostumaan teatterista ennen kaikkea kirjallisuus.
Kasady hareketleri medyanın ilgisini çektiğinde gurur duyar.Hajaannus herätti liikettä kohtaan mielenkiintoa tiedotusvälineissä.
Buna karşın araştırmacıların ilgisini ancak son yıllarda kazanmaya başlamıştır.Ekologian alkuperä on kuitenkin alkanut kiinnostaa tiedettä vasta viime vuosina.
Çünkü bayrağın mazisinin de Avrupa Birliği ile bir ilgisi yoktur.Amerikaneskimokoiralla ei ole mitään tekemistä eskimoiden kanssa.
Avlarını yutarken ağız açık olduğundan burun deliklerinin hava borusuyla ilgisi kesilir.Hengitettäessä nenän kautta nenäkarvat puhdistavat ilmaa.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Careyn intohimo musiikkiin alkoi jo hänen lapsuudessaan.
Filmin adında geçen Paris'in Fransa'nın başkentiyle bir ilgisi yoktur.Pariisin esikaupunkialueen kunnat Tämä Ranskaan liittyvä artikkeli on tynkä.
Bu, "Curb Records"un ilgisini çekti.Sen julkaisi Tough Break Records.
Ankara kültürü ile ilgisi yok denilebilir.Tämä olisi liittynyt Ubaidin kulttuuriin.
Bıçaklara ve cinayetlere olan ilgisi.Siitä valmistetaan veitsien ja aseiden kahvoja.
1994 yılında müziğe olan ilgisi daha fazla arttı.Vuoden 2001 jälkeen kiinnostus musiikkiin on kasvanut jälleen.
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Yleisö oli varmasti myös ihmeissään.
Resme olan ilgisi üç yaşındayken başladı.Hänessä alkoi näkyä epämuodostumia noin kolmevuotiaana.
Buradaki fotoğrafları, soyut tasarıma karşı yeniden uyanan ilgisini yansıtıyordu.Nämä luennot osoittivat hänen kiinnostuksensa uskonnollisiin kysymyksiin palanneen täysin.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Kirjoittajan innostus vie kuitenkin lukijan mukanaan.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Se on myös turistien suosiossa.
Ne var ki söz konusu şehzadenin bu tür girişimlerle hiç ilgisi yoktu.Eikä paikallinen sheriffi ole edes kiinnostunut koko asiasta.
Sonunda Sayılar Teorisi'ne ilgisi azaldı ve 1809'da mektuplaşmayı kestiler.Τελικά τα ενδιαφέροντά του απομακρύνθηκαν από τη θεωρία αριθμών και το 1809 σταμάτησαν οι επιστολές.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Η υπόθεση δεν είχε σχέση με την πραγματικότητα.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Το 2001, ο Σπίλμπεργκ αποκάλυψε την πρόθεσή του να γυρίσει τον Τεντέν με τη μέθοδο του computer animation.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Αναστήλωσε 82 ναούς για να αποδείξει έμπρακτα την ευσέβειά του στο ρωμαϊκό πάνθεον.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Η αδιαφορία για την καλλιτεχνική του κληρονομιά είναι έγκλημα.
Cal ve Ruth tarafından Jack'i görmesi yasaklanan Rose, Jack'in devam eden ilgisini kesmeye çalışır.Ο Καλ και η Ρουθ απαγορεύουν στη Ρόουζ να βλέπει τον Τζακ.
Bilim ve teknolojiye olan ilgisini erken yaşlarda belli etmeye başladı.Το ενδιαφέρον του για τις Φυσικές Επιστήμες εκδηλώθηκε αρκετά νωρίς.
Fakat sonradan ilgisini Sicilya'dan gelen Araplar üzerine çekti.Ακολούθως καταδίωξε τους Άραβες μέχρι τη Σικελία.
Lise yıllarında matematiğe özel bir ilgisi vardı.Στο σχολείο είχε ένα ιδιαίτερο ενδιαφέρον για τα μαθηματικά.
Edebi dergi ve kitaplara da ilgisi vardı.Το ίδιο συνέβαινε και με τα περιοδικά και με τα βιβλία.
Olaylarla hiç ilgisi olamayan kişiler hapishaneye sokulmuştu.Όσοι δεν πορούσαν να πληρώσουν φυλακίστηκαν.
Sonrasında oyucuların da ilgisini çekmesi üzerine oluşturuldu.Τότε κτίσθηκε και η ακρόπολή της.
Tanrının varlığı yokluğunu değil dünyaya karşı ilgisizliğini belirtir.Το βιβλίο του Ο Θεός δεν είναι μεγάλος πραγματεύεται την ανυπαρξία του Θεού.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Οι εμφανίσεις του προσέλκυσαν το ενδιαφέρον μεγάλων ευρωπαϊκών συλλόγων.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez.Κυρίες και κύριοι, δεν έχει να κάνει τίποτα με την υπόθεση!
Bunun yanı sıra arabalara ilgisi sürüyordu.Ασχολήθηκε επίσης και με τις εισαγωγές αυτοκινήτων.
Bunun arızalı topoğrafya ile yakın ilgisi vardır.Συνδέεται αισθηματικά με την μπερδεμένη Κάλα.
Dansa olan ilgisi.Όψεις του χορού.
Ayrıca tarihe de ilgisi vardı.Ασχολήθηκε επίσης και με τη χαρακτική.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.Συσχετίζεται πολύ με τη βιοχημεία και τη μοριακή βιολογία.
Tom'un bilime ilgisi yok.Ο Τομ δεν ενδιαφέρεται για την επιστήμη.
Buna karşın Krusty Bart'ın yardımlarından büyük ölçüde habersiz kalmış ve Bart'a ilgisiz davranmıştır.For sin del, er Krusty stort set uvidende om, Barts hjælp og behandler Bart med manglende interesse.
Alba beş yaşında iken oyunculuğa ilgisini göstermeye başladı.Alba har udvist interesse for skuespil fra hun var 5 år gammel.
At yarışına ilgisi vardır.Den bruges til hestevæddeløb.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Amy Adams som Lois Lane: en reporter for “The Daily Planet” og kærlighedsinteresse for Clark Kent.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez."De har ikke noget med sagen at gøre.
Filmde, çocuğu bir anlık ilgisizlikten dolayı hayatını kaybetmiş olan bir annenin hikâyesi anlatılıyor.Filmen fortæller om en familie, der pludselig mister et barn.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.Hans interesse i scenekunst begyndte i en ung alder.
"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir.""Intelligence: Knowns and unknowns".
Yetkililer Kuzey Irak'ta Aswad cinayeti ile ilgisi olan 4 kişiyi tutuklamıştır.Myndigheder i det nordlige Irak anholdt fire personer i forbindelse med drabet.
Dansa olan ilgisi.Til kamp for danskheden.
Hesaplamalar sonucu anlaşılmıştır ki, kuyunun deniz suyunun seviyesi ile hiçbir ilgisi yoktur.Det er dog væsentligt at bemærke, at vægtprocenter ikke kan sættes lig med rumfangsprocenter.
Angelina Armani’nin pornoya ilgisi erken yaşlarında başladı.Spørgsmålet om Maria Theresias ægteskab blev bragt op allerede tidligt i hendes barndom.
Bu karşılaşmadan sonra onun ilgisi hoşuna giden Feriha, kendini onlara zengin bir ailenin kızı olarak tanıtır.Han har en plan om hvordan han kommer væk derfra: han vil adopteres af en rig familie.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Museets formål er at inspirere industrien.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Efterhånden mistede de grebet om magten.
Çünkü bayrağın mazisinin de Avrupa Birliği ile bir ilgisi yoktur.Navnet har heller ingenting med Den europeiske union å gjøre.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Roma hadde alltid vært meget tilbakeholdne med å involvere seg i forholdene i øst.
Bu ilgisi onu Asya'ya seyahate teşvik etmiştir.Dette foranlediget ham til å legge ut på en ny Asia-reise.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod