Felsefeye olan ilgisi giderek arttı.Zájem o fotografii prudce vzrostl.
Ülkenin ilgisi iyice İç savaşa çekilmekteydi, ve Donanma kaynak ve eğitim desteklenemiyordu.Jednalo se o válku výhradně pozemní, ani na jedné straně se nezapojilo letectvo nebo námořnictvo.
Resim ve çizime olan ilgisinden ötürü ressam olmaya karar verdi.Právě tam se u něj poprvé projevil zájem o kreslení a malování.
Bu program halkın ilgisini çekti.Tato expedice byla pro veřejnost.
Yörede oldukça ilgi görür ve halkın ilgisine mazhar olur.Mají rádi konverzaci na určité úrovni a velmi si cení inteligentních lidí.
Show 2004 yılının Eylül ayında yayına girdi ve yavaş yavaş izleyicilerin ilgisini çekti.Seriál měl premiéru v říjnu 2007 a rychle se stal oblíbeným.
Eğitim çocuğun ilgisine uygun olmalıdır.Rozhodovat se při takovém procesu musí v souladu s nejlepším zájmem dítěte.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Ve skutečnosti nemá s mrtvými nic společného.
Sevilen ise hemen her zaman aşığına ilgisiz davranır, onu tanımazlıktan gelir.Na druhou stranu, i když nikdy nemluví o lásce, chová se jako zamilovaný.
Kalkansı bezle ilgisi sadece komşuluğudur.Význam čepičnic je spíše jen místní.
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.Deși nu este înrudită cu gripa, boala este numită gripa stomacului sau gripă gastrică.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.În carte se vorbea despre "apă intoxicată" în legătură cu insecte zburătoare.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Cursa atrage câțiva cicliști din întreaga lume.
Siyasete ilgisi devam ediyordu ve sol görüşlü Protestan Sosyal Kongresi’ne katıldı.De asemenea, el s-a implicat în politică, aderând Congresul Evanghelic Social, cu orientare de stânga.
Daha sonra uzaylıyla tanışır ve "Kayıp Tanrı" hakkındaki broşürleri dağıtırken Jaggu’nun ilgisini çeker.Jaggu întâlnește extraterestrul și devine curioasă în timp ce-l privește distribuind pliante despre Zei lipsă.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.Dragostea de teatru se manifestă încă din fragedă copilărie.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Tara a fost adorată din vremuri imemoriale, în diferite culturi ale lumii.
Tutkulu bir okuyucu olarak felsefe ve teolojiye karşı büyük bir ilgisi vardı.Cititoare pasionată, ea a dezvoltat un interes în creștere pentru filozofie și teologie.
At yarışına ilgisi vardır.Acest articol se referă la o rasă de cai.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Versurile descriu, de asemenea, dorința de a fi în fața camerelor, precum și obținerea faimei.
Bu dizideki performansıyla birçok kadın hayranın ilgisini kazandı.Datorită acestui rol a câștigat admirația telespectatoarelor.
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Discul se bucură de un mare succes la public.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Bugs îl crede pe Taz un câine și îi spune Poochie.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Nici Vasiliu n-a avut relații cu nemții.
Bildiğim kadarıyla, onun skandalla bir ilgisi yok.Din câte știu eu, el nu are nimic de-a face cu scandalul.
Bildiğim kadarıyla, onun skandalla bir ilgisi yok.Din câte știu eu, ea nu are nicio legătură cu scandalul.
Alfred bu projeye ilgisini kaybetti.Alfred şi-a pierdut interesul pentru acest proiect.
Onun bu ilgisi, kendisini BBC Radio 4'te Jon Ronson ile yapılan bir belgesele konu yaptı.Ezen érdeklődésének köszönhetően részt vett a BBC Radio 4-ben, Jon Ronson dokumentumműsorában.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.A könyv egy „vízi méregről” beszél, aminek repülő rovarokhoz van köze.
Dansa olan ilgisi.Táncba szőtt történetek.
Ancak onlu yaşlarına geldiğinde durumuyla ilgili emareler azaldı ve ailesi bilime olan ilgisini fark etti.Tizenéves korára állapota láthatóan javult, családja pedig észrevette érdeklődését a tudományok iránt.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.Spielberg 2001-ben arról beszélt, hogy érdekelné Tintin számítógépes animációs feldolgozása.
Çocukluk çağından itibaren dansa ve müziğe ilgisi vardı.Gyermekkorától kezdve közel áll hozzá a zene és tánc világa.
Fakat yazarın bu ilgisi ilerleyen dönemlerde tutuklanması ile yarım kaldı.Ebbe a 6 évbe beleszámít a korábban előzetes letartóztatásban eltöltött idő.
Pokere karşı ilgisi vardır.Semmi köze a versekhez.
At yarışına ilgisi vardır.Fontos létesítménye a lóversenypálya.
Bu sırada, Sawyer Hurley'i, Libby'e karşı olan ilgisini göstermesi için cesaretlendirir.Sawyer segít Hurley-nek megteremteni a kapcsolatát Libbyvel.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.A büszkeség szó ebben az értelemben a szégyen ellentéte.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.Egyre gyakrabban panaszkodott általános gyengeségre.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Semmi sem köti hazájához, Angliához.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Sulla ezzel mit sem törődve Kr. e.
Ölümü tüm dünyayı sarstığı gibi, dünya basınının da yoğun ilgisini topladı.Az első világháború kitörését lelkesen üdvözölte, ahogy az egész mozgalom is.
Yayımlandıktan sonra birçok felsefe çevresinin ilgisini çekmiştir.A Filharmóniát alapítása óta felfokozott politikai érdeklődés veszi körül.
Grubun müziği 4AD kurucularından Ivo Watts-Russell’ın ilgisini çekti.Az Ivo dalt Ivo Watts-Russell-ről, a 4AD lemezkiadó alapítójáról nevezeték el.
Tanrının varlığı yokluğunu değil dünyaya karşı ilgisizliğini belirtir.Ezzel elárulták, hogy nem Istenhez hűek, hanem e világ hiúságához.
Rebii Gorbon’un sanata olan ilgisini erken yaşlarda başladı.Bangha Béla tehetsége korán megmutatkozott.
Daha sonra tüm ilgisini Osmanlı tarihine yöneltti.Ezután figyelmét mindinkább a fizika felé fordította.
Ailenin müzikle ilgisinin çok olması nedeni ile Richard altı yaşında iken tek başına beste yapmaya başlamıştı.Sokan azt gondolhatják, hogy egyértelmű volt a zenei pályája, de szülei 5 éves korában elváltak.
Tiyatroya ilgisi çocukluğunda başladı.A színház foglalkoztatta gyermekkorától kezdve.
Charlie'ye karşı ilgisi vardır.Charlie igennel felel neki.
Güzel vücuduyla seyircinin ilgisini çekti.A nézőközönséget elbűvölte a bájos mese.
Onun bu ilgisiz tavırları, genç kadını çileden çıkartır ve hıncını ondan çıkarır.Így is tesz, minden elővigyázatosság ellenére elpusztítja a fiatalasszonyt, kivágja a szívét.
Müziğe olan ilgisinin sonucu olarak 1969 yılında Kunitachi Müzik Yüksekokulu'na kaydolmuştur.Felismerve elhivatottságát, 1969-ben jelentkezett a Kunitacsi Zenei Egyetemre zeneszerző szakra.
Ağustos'ta Goyer, diğer yapımların tarafında olarak ilgisini kaybetti.Augusztusban Norrington elhagyta a produkciót más elfoglaltsága miatt.
At yarışına ilgisi vardır.Kyseessa on hevoskilpailu.
Dansa olan ilgisi.Tämä artikkeli kertoo tanssista.
Çin'e özel ilgisi vardır.Erityiskohteena hänellä on Kiina.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Teidän tulisi kuitenkin kysyä itseltänne, mitä tekemistä tällä on käsiteltävän tapauksen kanssa.
Fakat onun ilgisi basketbolaydı.Sen sijaan hän oli kiinnostunut koripallosta.
Ancak İrdalarla bağlantısı ilgisini çeker.Hän pitää sormusta kuitenkin edelleen tunnesyistä.