Bununla birlikte hukuk ve adli araştırmalar ilgisini çekiyordu.Några rätts- och processurkunder har bevarats.
Atolllerin kökeni her zaman denizcilerin ve doğa bilimcilerin ilgisini çekmiştir.Astrofyllit är främst av intresse för samlare och forskare.
Genel olarak kurgusal olmayan ürünler yasal belgeler ve kayıtlarda, çok az insanın ilgisine sunulmuştur.Kvinnors sexualitet är oftast inte tillräckligt representerade i texter och dokumentation.
Çin'e özel ilgisi vardır.Det har hög status i Kina.
Bu tezden sonra ilgisi giderek ekonomi alanına kaydı.SUF har efterhand fokuserat allt mer på den ekonomiska kampen.
İsviçre'de zamanla, resmin mühendislikten daha çok ilgisini çektiğini fark etti.Senare upptäckte han att skulptur intresserade honom mer.
Daha sonra ilgisi, olasılık ve istatistik alanına kaydı.Sedan följt av plats, tid och eventuella kommentarer.
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.І хоча він не має жодного стосунку до грипу, його також називають шлунковий грип та шлункова інфлуенца.
Dansa olan ilgisi.Слово про танець.
Whorf, bilime olan ilgisine rağmen, ömrü boyunca orada memur olarak çalışmış ve kariyer sahibi olmuştur.Незважаючи на свої наукові інтереси, Ворф залишився співробітником компанії на все життя і зробив кар'єру.
Bunun yanı sıra arabalara ilgisi sürüyordu.У цей період він і зацікавився автомобілями.
1898'de ikinci kitabı Senilità (Yaşlılık) çıktı ve o da aynı ilgisizlikle karşılaştı.1898 року Звево надрукував другий роман, «Senilità» («Старість»), але і він залишився непомічений.
Resme olan ilgisi üç yaşındayken başladı.Йому тільки три роки, коли починається серія.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Музична кар'єра Тараса розпочалася ще в дитинстві.
""Kiraz Mevsimi" ne Uzak Doğu İlgisi".Вокальний цикл «До далекої коханої».
Bu yayın çok başarılı olmuş ve halkın geniş ilgisini çekmiştir.Цього разу вона мала величезний успіх і заслужила велику увагу серед публіки.
Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur.Сюжет фільму не має майже нічого спільного з оригінальним романом.
Kraliçenin de bununla ilgisi olduğuna dair dedikodular çıktı.Подібного роду чутки виходили і від цариці.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Це, безумовно, захоплює увагу читача.
Yusuf'un bu durumu doktorların ilgisini çeker.Ці властивості зацікавили лікарів.
Bu tiyatronun Güllü Agop tarafından kurulacak tiyatro ile ilgisi yoktur.Існував не тільки театр доби кріпацтва.
Japonya dışında çalışma fikri daha önce hiç olmadığı kadar ilgisini çekti.У втихомиреній Японії такому полководцю як він вже не було цікаво.
Küçükken sporlarla çoğunlukla ilgiliydi ama gitara ilgisi yoğunlaştı.В дитинстві відвідувала різноманітні спортивні секції, але більше цікавилася технікою.
Fakat, bankerin planları gerçekleşmedi, resimler alıcıların ilgisini çekmedi ve satış yapamadı.Прикро, що її мрії залишилися нереалізованими через відсутність коштів та жертводавців.
Çocuklukta en çok bilimsel aktiviteler ilgisini çekerdi.Замолоду він найбільше цікавився наукою.
Örneğin, " bir zamanlar" dan "sekiz yıl sonra"ya konu ilgisiz olarak değişir.«Колись давно») до другої сцени «Вісім років по тому» відбувається без зміни обставин та персонажів.
Yeğenlerinin kaybolmasının bu testere cinayetleri ile ilgisi olduğunu düşünmektedir.Все це посилювало підозри на причетність батьків до вбивства.
Şarkı çok beğenilmiştir ve grup müzikseverlerin ilgisini çekmeye başlamıştır.Музика сподобалась і музикантів просили грати ще.
Şarkıdaki sözler ayrıca kameraların ilgisini çekmek ve ün kazanmak gibi konulara da değinir.Пісня також відображає прагнення захопити вплив камери, а також досягнення слави.
Bu model daha sonra kullanıcının ilgisini çekebilecek öğelerin öngörülmesi için kullanılır.Це, в першу чергу, дозволяє виставити на продаж предмети, що зберігаються користувачами.
Bu arada Harry'nin Ginny'e olan ilgisi daha da artmıştır.Але той, більше цікаветься її дочкою Джинні.
Bu tezden sonra ilgisi giderek ekonomi alanına kaydı.У зв'язку з цим газета зробила крок у бік економії.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Однак, це приводить до дискусії, що вони повинні робити з цим силами.
Böylece Real Madrid'in bile içinde olduğu birçok Avrupa takımının ilgisini çekti.Цим він привернув увагу багатьох іспанських команд, однією з яких став мадридський «Реал».
Çocukluğundan beri gerçekleri incelemeye karşı büyük bir ilgisi vardı. .З дитинства проявляла цікавість до досліджень.
"Panlı" adının bu tarihi eserle ilgisi olduğu düşünülmektedir.Назва показник заломлення пов'язана з історією виникнення цього терміну.
O, siyasete ilgisiz.Він байдужий до політики.
Abdülaziz’in ilgisini çekince, resim öğrenimi için Paris’e gönderildi (1864).Коли він привернув увагу Абдулазіза, його відправили до Парижа на освіту з живопису (1864).
1987 yılında yayınlanan “Paramparça” adlı albüm de aynı ilgisizlikten payını aldı.Альбом "Paramparça", який вийшов у 1987 році, отримав свою частку такої ж байдужості.
Müziğe ilgisi küçük yaşlarda başladı. Ortaokul ve lise yılları boyunca çeşitli müzik yarışmalarına katıldı.Протягом навчання в школі брала активну участь в творчому житті закладу.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.Kniha hovoří o „otravě z vody“, související s létajícím hmyzem.
Dansa olan ilgisi.Tento článek je o tanci.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Něnci nemají nic společného s Němci nebo Německem.
İnsanların ilgisini çeken eğlenceli programlar yapar.Točí videa, která baví lidi.
At yarışına ilgisi vardır.Tento článek je o závodech koní.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Je to zřejmě i proto, aby nalákaly turisty.
Müziğe olan ilgisi, Jeff Buckley'nin Grace adlı albümünün bir kopyasını aldığında başladı.Její zájem o hudbu začal, když získala kopii alba Grace od Jeffa Buckleyho.
Sanata ilgisi, babasının yaptığı suluboya resimleri izleyerek başladı.O bojová umění se začal zajímat poté, co viděl, jak byl zbit jeho otec.
Komünizme olan ilgisi onu 1927 kışında Moskova^ya taşır.Poslední akce nad pevninou se konaly roku 1941 v zimě u Moskvy.
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Muzeum se ve své činnosti dlouhodobě zaměřuje na dětské návštěvníky.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Díky tomu je nucena několikrát předstírat i vlastní smrt.
Bir yandan doğu kültürüne ilgisini devam ettirirken batı kültürüne de ilgi duyuyordu.Díky svému pobytu na Slovensku měl zájem i o tamější kulturu.
Çavdar Tarlasında Çocuklar`la ünlü olan Salinger, toplumun ilgisinden kaçmaya başladı.Zeithammer, který měl také problémy se zrakem, odešel z veřejného života.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Jeho úspěchy udělaly dojem na západoevropské kluby.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.Deanův zájem o hudbu začal již v jeho raném dětství.
Aslında Romalılar tarafından kullanılan yapı malzemeleriyle hiçbir ilgisi yoktur.S nordickými runami ve skutečnosti nemá nic společného.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez.Ten však s věcí nechtěl mít nic společného.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Ani matka se o něj vůbec nestarala.
Bu olayın sorumlusu Harry Potter olarak gösterilmektedir fakat onun bu olaylarla bir ilgisi yoktur.Z těchto informací je nápadné nechtěná podobnost s postavami z Harryho Pottera (příběh však podobný není).
Edebiyata ilgisi okul yıllarında ortaya çıktı.Jeho láska pro literaturu se rozvinula během školních let.