Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu ilgisi onu Asya'ya seyahate teşvik etmiştir.Inspiratie hiervoor kreeg hij tijdens zijn reis door Vietnam.
At yarışına ilgisi vardır.Het paard blesseert zich echter op de renbaan.
Halk tezlerine olan ilgisini kaybetmeye başlamıştı.Hij begint zijn grip op de bevolking te verliezen.
İşine olan ilgisini kaybetti.Ze verloor de interesse voor haar werk.
Hiç ilgisi yok.Dat slaat als een tang op een varken.
Bildiğim kadarıyla, onun skandalla bir ilgisi yok.Zover ik weet heeft ze niets te maken met dat schandaal.
Bana Tom'un bununla bir ilgisi olmadığını mı söylüyorsun?Zeg je dat Tom er iets mee te maken heeft?
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.Rakiety były przedmiotem zainteresowania naukowców i amatorów od wieków.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Nie ma on absolutnie nic wspólnego z rzeczywistością.
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.Od początku wykazywała zainteresowanie matematyką.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Czy był to nieszczęśliwy wypadek, czy morderstwo?
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ale i tak przyciąga turystów.
Dansa olan ilgisi.Interesuje się tańcem.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.Pisze ona o „zatruciu wodnym” związanym z latającymi owadami.
Christine Guldbrandsen'in müzik ilgisi ilk albümünün çıkmasından çok önce başladı.Kariera muzyczna Christine rozpoczęła się długo przed wydaniem jej pierwszego albumu.
Akvaryum severlerin sergilediği öpüşme hareketinden ötürü ilgisini çekmiştir.Piłam z tego samego powodu z jakiego kocham aktorstwo.
Ayrıca kriket ve hokeye bir ilgisi vardı.Pozostał jednak związany z hokejem.
Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur.Poza tym fabuła filmu ma niewiele wspólnego z fabułą powieści.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Natomiast jej mąż, Walter, jest szczęśliwy jak nigdy dotąd.
Ayaklanma, dünya medyasının ilgisini çekti.Masakra przyciągnęła uwagę mediów na całym świecie.
Çocukluğunda ve mekanik aletlere ilgisi vardı.Od dzieciństwa interesował się narzędziami i sprawami technicznymi.
Bunun nasyonal sosyalizm ile hiçbir ilgisi yoktur.Nie ma on nic wspólnego z symboliką komunistyczną.
Tüm bunlar gereğinden fazla kışkırtıcı, ancak bunu insanların ilgisini çekmek için yapmak gerek.Wiem, że brzmi to dziwnie, ale wzywam Was do próby.
Helfgott'ın kedilere, satranca, filozofiye, tenise, yüzmeye ve fit kalmaya ilgisi vardır.Interesuje się kotami, szachami, filozofią, tenisem, pływaniem i trzyma się w dobrej kondycji fizycznej.
Pascal’ın özellikle ilgisini çeken bir konu da Desargues’ın konik kesitler alanındaki çalışması olmuştur.Pascala szczególnie zainteresowały prace Desargues’a dotyczące krzywych stożkowych.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Początkowo Niemcy zachowywali się poprawnie.
Ancak siyasetten ilgisini çekti.Interesował się polityką.
Çizdiklerinin Mogwai'nin filme alınan haliyle bir ilgisi yoktu.Nie miało ono nic wspólnego z koncepcjami Mitchella.
Show 2004 yılının Eylül ayında yayına girdi ve yavaş yavaş izleyicilerin ilgisini çekti.Pierwsze wydania pojawiły się już w lipcu 2007 i powoli zaczęły przykuwać uwagę mediów.
Saplantıları, düşünmeye ve çalışmaya olan ilgisini vurgular.Zajmują się zbieractwem i myślistwem.
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.Natomiast interesuje mnie jego publiczność.
Medyanın ilgisini çekiyor ve sadece iş adamı olduğunu, tek isteğinin halk adamı olmak olduğunu söylüyordu.Gardzi służbą publiczną, ponieważ chciałby, by praca zawsze miała określony cel.
Yine de James’in ilgisinin bilime yönelmesi için çabaladı.Wiele uwagi James poświęcił analizie doświadczenia.
Olaylarla hiç ilgisi olamayan kişiler hapishaneye sokulmuştu.Osoby, które zostały przyłapane na tej działalności, trafiały do więzień.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Przez tę aktywność złamał kilka razy nos.
Bir dönem birçok kulüplerin ilgisini çekmeyi başarabilmiştir.Wkrótce zainteresowało się nim wiele klubów.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Ona też nie jest mu obojętna.
Başlığın ilgisini çektiği Warhol, gözden geçirmek için senaryoyu aldı.Warhol malował pieniądze, ponieważ chciał je posiadać.
Kast yönetmeni Faith Martin'in ilgisini çekeceği Nimrod Tiyatrosu'nda birkaç oyunda yer aldı.Otto wystąpiła w kilku sztukach w Nimrod Theatre, które zwróciły uwagę reżyser castingu, Faith Martin.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Dobra gra zaowocowała zainteresowanie europejskich klubów.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Att förbise hans kulturella arv är ett brott.
William’ın astronomiye olan ilgisi, geceleri vakit geçirmek için yaptığı bir hobi olarak başlamıştır.Williams intresse för astronomi började som en hobby för att fördriva tiden under sömnlösa nätter.
Roma Panteonunun tanrılarına olan ilgisini gösterebilmek için 82 farklı tapınağı tamir ettirdi.Han återuppbyggde 82 tempel för att visa sin aktning inför de romerska gudarna.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Är det en olyckshändelse eller är det frågan om ett mord?
Kondo'nun çocukluğundan beri düzenlemeye ilgisi vardı.Kondo säger att hon har varit intresserad av att organisera sedan barndomen.
Müziğe ilgisi aileden gelmektedir.Vad gör musiken i samhället?
Buna rağmen, Ada’nın babasına ilgisi devam etti ve isteği üzerine öldüğünde babasının yanına gömüldü.Ada behöll dock sitt intresse för sin far och begravdes enligt sin sista vilja vid sidan av honom.
İkinci eşi aktris Elizabeth Taylor'la olan fırtınalı evliliği sürekli olarak kamuoyunun ilgisini çekti.Hans två stormiga äktenskap med Elizabeth Taylor blev också omtalade.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Men egentligen har det inte med saken att göra.
Dansa olan ilgisi.Uppbjudning till dans.
Eddie'nin Babası: Kitabın antagonisti, Eddie'nin alkolik ve ilgisiz babası.Eddies pappa är ensamstående och alkoholist.
Masson'un ilk eserleri kübizme olan ilgisini yansıtmaktadır.Massons tidiga verk visar hans intresse för kubism.
Grip ile ilgisi olmamasına rağmen mide gribi ve gastrik grip olarak da adlandırılmıştır.Även om sjukdomen inte har någon koppling till influensa, har den också kallats maginfluensa.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Därför försöker nedskräpare få läsarna intresserade.
Liderleri Tanya'nın , reddedilmiş olmasına rağmen Edward Cullen'a ilgisi vardır.Hon var intresserad av Edward Cullen, men han avvisade henne.
Halbuki köyün Almanya ile hiçbir ilgisi yoktur.Ortnamnet har inget samband med konungariket Norge.
Bu ilgisi onu Asya'ya seyahate teşvik etmiştir.Han sökte sig vidare till Asien.
Gerçek elmasla ya da elmas ticaretiyle bir ilgisi yoktur.Namnet har ingenting med växtens eller kryddans äkthet att göra.
Sovyetler Birliği'nde, Sputnik'in fırlatılışı ve sonrasındaki uzay programları halkın büyük ilgisini çekti.Sputnik och de följande rymdprogrammen motiverade befolkningen, som precis avklarat ett mycket stort krig.
ABD'de yüksek okuldayken müziğe olan ilgisi başladı.Musikvideon spelades in i ett typiskt High School i USA.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod