Bazıları renk dili üzerine olan ilgisini, bazıları da Japon ukiyo-e tarzına olan ilgisini yansıtır.Algumas refletem seu interesse na linguagem cromática e no ukiyo-e.
Eserlerinde bu konulara olan ilgisi fark edilir.Essa preocupação é refletida em suas obras.
Salon seçilir ve tüm kentin genç kızlarının ilgisini çeken bir eğlence tertip edilir.Um lugar para inspiração e diversão para toda família.
İnsanların aşırı ilgisi onu rahatsız ediyor ve saçma geliyordu.Cuspiram nele e ridicularizaram sua tolice.
""Kiraz Mevsimi" ne Uzak Doğu İlgisi".Primavera Negra «Cabília longe da reconciliação».
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Inicialmente, os alemães sofreram descrédito.
Ancak yine Watson'ın bir sözü, Holmes'un kadınlara olan ilgisizliğini ortaya koyar.Com exceção da de Watson, Holmes evita a companhia casual.
Spora olan ilgisi ise çok azdı.Os eventos esportivos se tornaram pouco importantes.
Bu olayın sorumlusu Harry Potter olarak gösterilmektedir fakat onun bu olaylarla bir ilgisi yoktur.São também mencionadas em Harry Potter, mas sem detalhes.
Hayatının büyük bölümünde alkole olan ilgisiyle bilinen Pierce, 1869 yılında karaciğer sirozu sebebi ile öldü.Pierce sempre bebeu muito ao longo de sua vida e morreu de cirrose hepática em 1869.
Bu dizideki performansıyla birçok kadın hayranın ilgisini kazandı.Apesar do nome, muitas destas bandas tiveram ou têm grandes números de fãs femininas.
(Star Trek gezegeni ile ilgisi yoktur, fakat belki varsayımsal gezegenden esinlenilmiştir).(O soprano começa, muito apropriadamente: Sinto o ar de outro planeta...
Bu ilgisi onu Asya'ya seyahate teşvik etmiştir.Este pede-lhe para ela ir ter com ele ao Brasil.
Başarısı Avrupa'nın büyük kulüplerinin ilgisini çekti.Seu desempenho chamou a atenção de clubes importantes da Europa.
Müziğe ilgisi ilkokul çağında başladı.A relação com a música começou cedo.
Edebiyatla ilgisini ömür boyu kesmedi.Durante toda sua vida dedicou-se à literatura.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.No mundo, as essências estão acrescidas de acidentes enganosos.
Tarih öncesi çağlardan bu yana gökyüzü dünyanın her yerindeki kültürlerden insanların ilgisini çekmiştir.Historicamente, as estrelas foram importantes para as civilizações em todo o mundo.
Nükleer güç tesisleri herkesin ilgisini çekmiyor.As usinas nucleares não agradam a todo mundo.
Tom işine karşı ilgisini kaybetti.Tom perdeu interesse em seu trabalho.
Onun kültürel mirasına ilgisizlik, bir suçtur.Onverschilligheid ten aanzien van zijn cultureel erfgoed is een misdaad.
Kitap, uçan böceklerle ilgisi olan bir “su zehrinden” bahsediyordu.C.) waarin melding wordt gemaakt van een "watergif" dat verband houdt met vliegende insecten.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Dit valt met name Thomas niet mee.
Grup 1986 yılında dağıldı ve Rubin'in ilgisi New York'taki Hip Hop ortamına kaydı.De band ging uit elkaar in 1986, omdat Rubin zijn passie verschoof naar de New Yorkse hiphopscene.
Antipa'nın bu duruşmayla olan ilgisi tartışmalıdır.Er is discussie over de reden dat Antipas bij dit proces betrokken werd.
Alexander Panagoulis'in hayatı ve çalışmaları birçok sanatçının ilgisini çekti.Het leven en het werk van Karel van Orléans heeft andere kunstenaars geïnspireerd.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Betreft het een ongeval of een misdaad?
Çünkü müzenin hedefi çocukların ilgisini çekmektir.Het museum richt zich nadrukkelijk ook op kinderen.
Ancak siyasetten ilgisini çekti.Hij raakte geïnteresseerd in politiek.
Bu arada Harry'nin Ginny'e olan ilgisi daha da artmıştır.Ondertussen wordt meer duidelijk over Mrs. Tingle.
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.Het publiek was niet geïnteresseerd.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.Dit heeft echter geen enkele relatie met de werkelijkheid.
Bizce bunun çok iyi bir nedeni de var çünkü bunların birbirleriyle zaten ilgisi yoktur.Dit is verwarrend want zij hebben niets met elkaar te maken.
Eğitim çocuğun ilgisine uygun olmalıdır.Dat wil zeggen dat de erkenning in het belang van het kind moet zijn.
Spora olan ilgisi ise çok azdı.Toch was de belangstelling voor de atletiek mager.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Tegenwoordig is er geleidelijk meer aandacht gekomen voor wat de Roma is overkomen.
Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur.Het verhaal van de film heeft amper wat te doen met de roman.
Ancak bu köylerin birbirleriyle ilgisi yoktur.Tom denkt niet dat de zaken iets met elkaar te maken hebben.
Annesinin hayatına yön veren aşırı ilgisi ile yetişmiştir.Zij is erg ongelukkig met de manier van leven die haar moeder haar opdringt.
Sahibi Âsımzade Cemal Nadir’dir (Karikatürist Cemal Nadir’le ilgisi yoktur).De Utroms zijn vredelievend (behalve Ch'rell/Shredder).
Git'te bunun güvenlikle hiçbir ilgisi yok.Met geloof heeft deze telling niets te maken.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Ook Italië was Duitsland aanvankelijk nog vijandig gezind.
Bir yandan da kendi eğitimini ilerletti ve antropolojiye olan ilgisini geliştirdi.Hierdoor ontwikkelde hij belangstelling voor antropologie.
Hasan daha sonra ilgisini İran'ın kuzeyine yöneltmiştir.Alfons richtte vervolgens zijn aandacht op Noord-Afrika.
Kelimenin Arapça bakla kelimesi ile bir ilgisi yoktur.Met de woordvorm van tante heeft het niets te maken.
Helfgott'ın kedilere, satranca, filozofiye, tenise, yüzmeye ve fit kalmaya ilgisi vardır.Zijn andere interessen omvatten katten, schaken, filosofie, tennis, zwemmen en fitness in het algemeen.
Ne var ki söz konusu şehzadenin bu tür girişimlerle hiç ilgisi yoktu.De regering zegt niets te maken te hebben met de aanvallen.
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.De Utrechtse Dom trekt veel toeristen.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Dat zal de lezers interesseren!
Akhanlı bu suçlamayı ve bu soygunla herhangi bir ilgisi olduğunu kararlı bir biçimde reddetmektedir.Charlene beweert dat ze ten onrechte werd veroordeeld en dat ze niets te maken heeft met de bankoverval.
Fernand’ın Mercedes’e karşı ilgisi vardır ve onları kıskanır.Fernando is ziekelijk jaloers op de relatie van Mercedes en wil haar enkel voor zichzelf.
1912'de ise bu ilgisine tamamen son verdi.Pas in 1915 lukte het hem om dat project af te ronden.
Hindistan ceviziyle ilgisi yoktur.Het eiland heeft geen verband met de bever.
Böylece İspanya'daki iç savaşa diğer ülkelerin ilgisi de çekilmiş oldu.Daar kwam dan ook nog de burgeroorlog in Spanje bij.
Başlarda matematiğe ilgisi yoktu hatta Yunan geometrisini sıkıcı buluyordu.Het was bekend bij Griekse mathematici en vroeger nog bij Indische mathematici.
Quentin Tarantino üçlemeyi filme çekmek konusunda ilgisini dile getidi.Quentin Tarantino was naderhand tevreden over het einde van de film.
Ama konu ilgisini çekmediği için bir süre sonra okulu bıraktı.Later had hij er spijt van dat hij geen belangstelling voor school heeft gehad.
Ama devlet yetkilileri ilgisiz kalır.Maar de acties van overheden zullen doorslaggevend zijn.
Ayrıca hayvanbilimci olmaya ilgisi vardı.Ook hield hij zich bezig met dierfysiologie.
Tenasüp olması için mânaca alâkalı kelimeler arasında karşıtlık ilgisinin bulunmaması gerekir.Over verschil in smaak moet men geen ruzie maken.