Giydiği şık tasarımlı kıyafetler de medyanın ilgisini topladı.Il suo stile glamour nel vestire ha conquistato l'attenzione dei media.
Hesse’nin heykel biçimleri için bir araç olarak latekse ilgisi, onu samimiyetle yapmasını gerektiriyordu.L'interesse di Hesse per il lattice come mezzo per forme scultoree aveva a che fare con l'immediatezza.
Çocukluğunda ve mekanik aletlere ilgisi vardı.Fin da giovane si interessò di meccanica.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Sarà un caso di morte naturale oppure di omicidio?
Ayrıca estetiğe, sanata ve dinler tarihine karşı doymak bilmeyen bir ilgisi vardır.Non trascurò nemmeno i momenti dedicati all’intrattenimento e agli insegnamenti religiosi.
Ölmez'in iş hayatına ilgisi küçük yaşlarda başladı.C'entra forse qualcosa con la morte del piccolo?
Daha sonra tüm ilgisini Osmanlı tarihine yöneltti.Conseguentemente dovette trasferire la sua attenzione a tempo pieno sulla direzione orchestrale.
Tiyatro sanatı ile ilgisi 2005 yılında üniversitenin tiyatro kulübünde başladı.L'incontro con il cinema avvenne fortuitamente durante il primo anno di università.
Caillebotte fotoğrafçılığa olan ilgisi ile de tanınmaktadır.Inoltre il booklet è arricchito di contenuti fotografici.
Buradaki Armudarın armut sözcüğü ile bir ilgisinin olduğunu söylemek zor.E non dimenticate che è con voi che noi dobbiamo lamentare la debolezza della nostra forza in Africa.
Ağustos'ta Goyer, diğer yapımların tarafında olarak ilgisini kaybetti.Nell'agosto 2004, Goyer aveva perso interesse per il progetto, anche se Reynolds rimase interessato.
Hatta bu ilgisi onu birkaç sefer ölümle burun buruna getirmiştir.Io stesso ho udito raccontare più volte l'episodio dalla bocca della contessa.
Otuz gün süreyle açık kalan sergi, basının büyük ilgisini çekti.Sarebbero occorsi più di tre secoli prima che questo importantissimo testo conoscesse l'onore delle stampe.
Paradoksun kişilik sorunuyla da ilgisi vardır.Ha collaborato anche con i Paradox.
Müziğe olan ilgisini fark etti ve eğitim almasını sağladı.Accettò l'offerta e insegnò musica.
Kendisi burada öyle bir hesap yapıyor ki gerçekle hiç ilgisi yoktur.Anche questo è un carme che non ha alcun riferimento alla realtà.
Bu ilk temsiller sonunda seyirciler gayet soğuk olarak ilgisizliklerini gösterdiler.Fu in ogni caso la prima volta che il grande pubblico vide a colori i suddetti personaggi.
Onun konuyla ilgisi yok.Это к делу не относится.
Hatta Kastamonu'dan geçmekte olan Faruk Nafiz'in ilgisini çekmeyi başardı.Ему даже удалось привлечь к себе внимание поэта Фарука Нафиза, который проезжал через Кастамону.
Bunun nasyonal sosyalizm ile hiçbir ilgisi yoktur.Но это не имеет никакого отношения к нацизму.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Что это — несчастный случай или покушение на убийство?
Seyircinin de büyük ilgisini gördük.Имела огромный интерес у зрителей.
Yeğenlerinin kaybolmasının bu testere cinayetleri ile ilgisi olduğunu düşünmektedir.Подозреваемый отрицал свою причастность к убийствам.
Bu durum, halkın ticarete olan ilgisine bağlanabilir.Возможно, это связано с человеческой коммерцией.
Dulcinea (Jayma Mays tarafından seslendirildi) - Puss'un sevgi ilgisini çeken bir kadın kedi.Дульсинея (озвучена Джеймой Мэйс) — кошка, любовный интерес Кота в сапогах.
""Kiraz Mevsimi" ne Uzak Doğu İlgisi".Попытка толкования» (нем. Das Weltbild des fernen Ostens.
Dansa olan ilgisi.Слово о танце.
Çeşitli sapkınlıklara olan ilgisi giderek artıyordu.Разные бесчинства приобретали все больший размах.
Edebiyata ilgisi lise yaşamında şiirlerle başladı, kısa bir süre sonra oyun yazarlığına yöneldi.Начал литературную деятельность со стихов, но вскоре перешёл к драматургии.
Bu dizideki performansıyla birçok kadın hayranın ilgisini kazandı.Красота их тел была предметом восхищения множества их поклонников.
Ancak bu bulgunun deha ile olan ilgisi tartışma konusudur.Она начинает вспоминать что-то важное, связанное с этим туманом.
Ancak, sözcüğün utanç duygusuyla da çok yakın ilgisi vardır.В её душе стыд ещё борется с любопытством.
Ajax gösterdiği performansla Avrupa'nın en iyi kulüplerinden bazı ilgisini çekmeye başladı.Своей игрой Росси привлёк внимание лучших клубов Европы.
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Германия должна была срочно что-нибудь предпринять.
Şahin'in bilgisayarlara ilgisi 13 yaşındayken başladı.В начале трилогии Уиллу около 19 лет.
Bu olayın sorumlusu Harry Potter olarak gösterilmektedir fakat onun bu olaylarla bir ilgisi yoktur.Этим крестражем оказался Гарри Поттер и это обстоятельство повлияло на развязку событий.
Başarılı performanslar sonucu Inter'in ilgisini çekti ve oraya transfer oldu.Как пробный вариант было сделано интро с её появлением.
Kubrick, Sellers'i ilk filmlerinden görmüş ve onun yetenek yelpazesi Kubrick'in ilgisini çekmişti.Кубрик видел Селлерса в его более ранних фильмах и был заинтригован его талантом перевоплощения.
Sahne müziğine olan ilgisinden ötürü Orta Çağ ve Rönesans döneminin ilk sahne müziği yapıtlarını inceledi.В своей первой работе он сделал упор на музыке Средневековья и эпохи Возрождения.
Derginin hedefi Ubuntu kullanıcılarıdır ve derginin Canonical Ltd. ile bir ilgisi yoktur.Журнал является независимым изданием и никак не связан с Canonical Ltd., спонсором Ubuntu.
Ağustos'ta Goyer, diğer yapımların tarafında olarak ilgisini kaybetti.Но в августе 2004 года Гойер потерял интерес и занялся другими проектами.
İki anlamı olan bir kelimeyi, konuyla ilgisi olmayan anlamına uygun olarak tercüme etmek.Перевод слова, которое имеет два значения в том смысле, которое противоречит контексту.
Paradoksun kişilik sorunuyla da ilgisi vardır.Существует также проблема межличностных отношений.
Ayrıca hayvanbilimci olmaya ilgisi vardı.Занимался также зоологией позвоночных животных.
Filmin Shakespeare'in eseriyle bir ilgisi yoktur. ^ görünüşü.Моя концепция Клеопатры не имеет отношения ни к Шоу, ни к Шекспиру.
Gerçekle bir ilgisi yoktur.К сюжету никакого отношения не имеет.
Arsenal'in ilgisi hangi futbolcuyu mutlu etmez ki? açıklamasında bulunmuştur.Компьютер: Я не понимаю, какую пирамиду Вы имеете в виду.
Uçmaya olan ilgisini, savaş sırasında uçan uçakları izledikten sonra başladı.Когда она подросла, стала наблюдать за самолётами.
Don Dokken'ın müziğe karşı daima bir ilgisi vardı.Музыка играла центральную роль в жизни Дона.
Patlayıcılara özel bir ilgisi vardır.Особый интерес вызывали взрывчатые материалы.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.И он привлекает внимание читателя.
Git'te bunun güvenlikle hiçbir ilgisi yok.Но скептицизм не имеет отношения к вере.
Bıçaklara ve cinayetlere olan ilgisi.Дошло до столкновений с применением ножей и кастетов.
"Bu ülkede ilgililer bilgisiz, bilgililer de ilgisizdir."«Время слепо, а человек невежествен».
Çocuklukta en çok bilimsel aktiviteler ilgisini çekerdi.В юности он больше всего интересовался наукой.
Bu kitabın Hristiyanlık inancıyla ilgisi yoktur.Духовность не имеет ничего общего с христианством.
Filmin konusunun Binbir Gece Masalları ile neredeyse hiç ilgisi yoktur.Фильм имеет мало общего с романами.
Gamow'un kayıkçılığa ilgisi vardı.Лофтхус занялся судостроением.
Olay sonrası 470 kişi göz altına alındı fakat hiçbirinin olayla ilgisi kurulamayarak serbest bırakıldılar.Ещё 13704 было арестовано, но их дела были ещё не рассмотрены.
Sözcüğün Arapça Tayran (Kuşlar) ile hiçbir ilgisi yoktur.Этот звук в арабском языке никогда не смягчается, даже перед (и).