Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgisi ile cümle

ilgisi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Markham, donanmaya özellikle de subayların eğitimine olan ilgisini sürdürdü.Markham conserve son intérêt dans la marine, en particulier dans la formation de ses officiers.
Müziğe olan ilgisi, Jeff Buckley'nin Grace adlı albümünün bir kopyasını aldığında başladı.Son intérêt musical s'accroit lorsqu'elle écoute une copie de l'album Grace de Jeff Buckley.
Dansa olan ilgisi.Cet article concerne la danse.
At yarışına ilgisi vardır.Une course de chevaux.
Bu haliyle bile turistlerin ilgisini çekmektedir.Il attire ainsi bien des touristes.
Bloch daha sonra, filmlerden herhangi biriyle ilgisiz iki kısa film yazdı.Robert Bloch a écrit plus tard deux suites, qui ne sont liées à aucune des suites du film.
LHC'ye bağlı güvenlik endişeleri medyanın ilgisini çekti.La question de la sécurité au LHC a retenu l'attention de nombreux médias,.
Kısa sürede, burada bulunan fosil balıklar ilgisini çekti.Les poissons fossiles attirent bientôt son attention.
Bu olay bir kaza mıdır yoksa terörle ilgisi olabilir mi?Simple coïncidence, ou a-t-elle un rapport avec cette macabre affaire ?
Almanya ise başlangıçta ilgisiz davrandı.Ici, la pression allemande se fait sentir moins fort au départ.
Ziyarete açık olan kubbe pek çok turistin ilgisini çekmektedir.Son authenticité attire de nombreux touristes.
Çin'e özel ilgisi vardır.Cette attraction a une signification particulière pour la Chine.
Git'te bunun güvenlikle hiçbir ilgisi yok.Malgré le nom, il n'a aucun rapport avec la religion.
Alexander Panagoulis'in hayatı ve çalışmaları birçok sanatçının ilgisini çekti.Les idées et travaux de Quesnay seront repris par de nombreux économistes.
Kelimenin Arapça bakla kelimesi ile bir ilgisi yoktur.Il ne correspond à aucun mot arabe.
Ayrıca tarihe de ilgisi vardı.Et puis j'avais aussi des intuitions.
Saplantıları, düşünmeye ve çalışmaya olan ilgisini vurgular.Il retrouvait la faculté de penser et de travailler.
Show 2004 yılının Eylül ayında yayına girdi ve yavaş yavaş izleyicilerin ilgisini çekti.L'émission est remplacée en septembre 2004 par J'aime beaucoup ce que vous faites toujours animée par elle.
Başlarda ilgisini matematik çekiyordu.C'est à cette époque qu'elle commença à s'intéresser aux mathématiques.
Eğitim çocuğun ilgisine uygun olmalıdır.Adapter l'attitude éducative au caractère de l'enfant.
Fakat yazarın bu ilgisi ilerleyen dönemlerde tutuklanması ile yarım kaldı.Ce travail dura plusieurs années entrecoupé d'arrêts dans la rédaction.
Sanata ve biyolojiye ilgisi olduğunu ifade etmektedir.Cet article est une ébauche concernant l’art et la biologie.
Gemi çalıştı ama Fransız Hükümeti'nin ilgisini çekmedi.Cet hélicoptère volait parfaitement bien mais n’intéressa pas le marché français.
Genllikle köpek olarak dolaşır ve Sookie'ye ilgisi vardır.Il devient un loup totalement solitaire et se rapproche de Sookie.
Koy sayesinde plajlarıyla turistlerin ilgisini çekmiştir.La ville est prisée des touristes pour ses plages.
Düşünceli ve anlayışlı olan İçedönüklük, bazen diğerlerinin etkinliklerine katılma konusunda ilgisiz olabilir.Intelligente et curieuse, elle fourre toujours son nez dans les affaires des autres.
Bu vadiler çeşitli türdeki bitki örtüsü ve kuşları ile turistlerin ilgisini çekmektedir.Ceci est lié à la symbiose évolutive entre certaines plantes et ces oiseaux.
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Du côté des Comores, la question de Mayotte perd peu à peu son importance.
Tom da buna ilgisiz kalmaz.Mais cette dernière ne s'en inquiète pas davantage.
Motosporlarının ralli branşına olan ilgisi efsanevi ralli pilotu Colin McRae sayesinde olmuştur.Ce jeu de rallye reprend le licence du célèbre pilote de rallye, Colin McRae.
Yörede oldukça ilgi görür ve halkın ilgisine mazhar olur.Or le mouvement se veut transcendant et intéresse l’ensemble de la population.
Kocası George ondan daha da ilgisizdir.Le jeune homme est plus embarrassé qu'elle.
Çünkü bayrağın mazisinin de Avrupa Birliği ile bir ilgisi yoktur.Il n'a aucun lien de parenté avec la chanteuse britannique.
Tarkan'ın müziğe olan ilgisi ise çocukluk yıllarında başladı.L'intérêt de Cook pour la musique a débuté à un jeune âge.
Bu o ana kadar görülmemiş bir şeydir ve herkesin ilgisini çeker.Et ainsi de suite jusqu'à ce que l'on ait touché tout le monde.
Yazılanlar okuyucunun ilgisini çekmelidir.Ce qui a pour valeur de séduire le lecteur.
1987: 24 Temmuz: ETA ile hiçbir ilgisi bulunmayan Juan Carlos García Goena’nın öldürülmesi.24 juillet 1987 : Juan Carlos Garcia Goena est assassiné à Hendaye.
Peter Eisenman'a göre dekonstrüktivizm, radikal şekilciliğe ilgisinin bir uzantısı olarak ele alınmalıdır.Steve Reich notera lui-même que le déphasage est un cas particulier de la forme classique du canon.
Kainata bakarız, ilgisizdir.Ometeoltloque, voir Ometeotl.
31 Ağustos: St. Jean de Luz’da ETA ile hiçbir ilgisi bulunmayan Dominique Labeyrie’nin öldürülmesi.31 août 1985 : Dominique Labeyrie, citoyen français, est blessé à Saint-Jean-de-Luz.
Gutasyon (damlama) olayı ile yakından ilgisi vardır.Le shaktisme est en lien étroit avec le tantrisme.
Şiîlik ile doğrudan ilgisi yoktur.Elle n'a rien à voir avec le politiquement correct.
General Mills, 2001 yılında Pillsbury'yi satın aldı ve ortak girişime olan ilgisini yerine getirdi.En 2001, General Mills fusionne avec Pillsbury.
Gençlerin özellikle futbol, güreş, box ve uzakdoğu sporlarına ilgisi yoğundur.Ils partagent la même passion du sport, de la boxe et du tennis en particulier.
1987 yılında yayınlanan “Paramparça” adlı albüm de aynı ilgisizlikten payını aldı.Le téléfilm Les Rescapés de Sobibor, diffusé en 1987, traite du même sujet.
Yarış tüm dünyadan bisikletçilerin ilgisini çekmektedir.Il se dit que le monde est rempli des bicyclettes des autres.
Bunların konuyla ilgisi olması gerekmez.Ça n'avait rien à voir avec ça.
Japonların tanıdıklarına karşı çok cana yakın oldukları ve tanımadıklarına çok ilgisiz oldukları söyleniyor.Se dice que los japoneses son muy amables con sus conocidos y muy indiferentes hacia los desconocidos.
Bunun bizimle hiç ilgisi yok.Esto no está relacionado con nosotros.
Roketler yüzyıllardır bilimadamlarının ve amatörlerin ilgisini çekmiştir.Los cohetes han interesado a científicos y aficionados desde hace siglos.
Alexander Panagoulis'in hayatı ve çalışmaları birçok sanatçının ilgisini çekti.La vida y el trabajo de Alexandros Panagoulis atrajeron el interés de varios artistas.
Solow’un ilgisi giderek makroekonomi’ye kayıyordu.Allí, el interés de Solow se desplazó gradualmente hacia la macroeconomía.
Çin'e özel ilgisi vardır.Tuvo un interés especial por China.
Bu kitabın Hristiyanlık inancıyla ilgisi yoktur.Este símbolo no tiene nada que ver con la cruz cristiana.
Grup 1986 yılında dağıldı ve Rubin'in ilgisi New York'taki Hip Hop ortamına kaydı.Cuando la banda se separó en 1986 Rubin se interesó en la escena del hip-hop de Nueva York.
Amy Adams, Lois Lane: Daily Planet'te haberci ve Clark Kent'in ilgisine aşık.Amy Adams como Lois Lane: reportera del Daily Planet e interés amoroso de Clark Kent.
Dansa olan ilgisi.Contenido relacionado con Danza.
Bu sırada, Sawyer Hurley'i, Libby'e karşı olan ilgisini göstermesi için cesaretlendirir.Por otra parte, Sawyer ayuda a Hurley en su relación con Libby.
2001 yılında Spielberg, Tenten'i bilgisayar animasyonuyla yansıtmak konusunda ilgisini gösterdi.En 2001, Spielberg reveló su interés en representar Tintín con animación por ordenador.
Seyircisinin de ilgisini çekmedi.El público no se interesó.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod
ilgisi ile cümle - Sayfa 13 - ilgisi kelimesiyle örnek cümleler | KKTC App