Birçok volkan konisinin kraterleri ilginçtir.É de salientar a presença de vários cones vulcânicos.
Gerçekten ilginç bir oyundur.Realmente é um jogo serial fantástico.
Bu çok ilginçti.Foi bem interessante.
Magazin dergi ve sitelerinde ilginç resimleri yayınlanmıştır.Caras e bocas em Revista Superinteressante.
En ilginç buluntular üç adet bronz kaptır.Estes são três, de bronze.
Fakat bu teklif hem benim hem de Lyon için ilginçti.Também tem uma atração por Zak e Lon.
Bir başka ilginç bilgi ise Intel çiplerinin PCI Üretici No'su 8086'dır.Sua história é mais simples ainda que a do Intel 8086.
Sheldon ile çok ilginç bir ilişkiye sahiptirler.Tem um relacionamento com Charlotte.
İlginçtir ki Avustralya zehirli yılanlardan daha fazla zehirsiz yılan türlerini barındırır.A Austrália é o único continente onde o número de serpentes venenosas excede o de seus parentes não venenosos.
"Dünya'da Hâlâ Gerçekleştirilen 10 İlginç Ayin".«As 10 brincadeiras de rua quase extintas».
Kazadan kurtulanlar teker teker ilginç ve dehşet verici kazalarda ölür.Os sobreviventes foram morrendo um a um em acidentes ocasionais.
Londraya giderken Bay Higgins Tom ve Susie'ye bir sürü ilginç şeyler söyledi.A caminho de Londres, o senhor Higgins disse muitas coisas interessantes para Tom e Susie.
Meksika çok ilginç bir kültüre sahipti.O México possui uma cultura muito interessante.
O kadar ilginç biri değilsin.Zo interessant ben je niet.
Konu ilginç olmalıdır.Het resultaat is boeiend.
Kitap çok sayıda ilginç resim içerir.De kerk bevat vele opmerkelijke schilderijen.
Tom Munley’in davası ise ilginçtir.Het is nu ook een herdenking van Tom Munelly.
Bu turnuvanın en ilginç hikâyelerinden biri 1958 yılında yaşandı.De eerste editie van dit toernooi was in 1958.
Duke burada ilginç bir gerçeği öğrenir.Maar Harry komt tot een verrassende ontdekking.
Sakura'nın, daha önce hiç görmediği gizemli bir sembole karşı ilginç bir gücü olduğu ortaya çıkar.Sakura blijkt aparte krachten te bezitten als ze een symbool ziet wat ze nog nooit heeft gezien.
2003 yılında lige çıkma konusunda yaşanan bir sorun ilginç bir olaydır.Het seizoen 2003 werd gekenmerkt door een merkwaardige gebeurtenis.
Bu film ilginç konusuyla çok tutuldu ve Rob Schneider'i ünlendirdi.Zijn optredens vielen in de smaak bij het publiek en in een klap werd Rob Schneider beroemd.
İşin ilginç kısmı, 2001 yılında Dick Cheney hala Halliburton'dan maaş alıyordu.In 1999 was de Amerikaanse vicepresident Dick Cheney nog hoofd van Halliburton.
Albümün başında ilginç bir giriş paragrafı vardı: "İyi akşamlar.De eerst uitzending werd ingeluid met de woorden: Goedenavond!
En ilginç buluntular üç adet bronz kaptır.De beroemdste hiervan is het kapiteel met drie leeuwen.
Kara balıkçılın ilginç bir avlanma yöntemi vardır.De zwarte vis is voor de visserij van potentieel belang.
Hatta bu yolculuk sırasında da ilginç bir olay yaşanmıştır.Tijdens dit bezoek kwam het tot een merkwaardig incident.
Dolayda görülecekler çok sayıda ilginç yerler vardır.Op een groot emplacement zijn daar legio voorbeelden van te vinden.
Avlanma şekli çok ilginçtir.Het jacht is bijzonder extravagant uitgerust.
Nijer Nehri, akarsuların yol alabileceği en ilginç doğrultulardan birini izler.Een rivier trekt dus nomaden aan die op zoek zijn naar een meer zekere toekomst.
Bu konu hakkında yanıtladığı bir soruda "İlk başta çok ilginçti.Hij antwoordt: “In het begin vond ik het verwarrend.
İlginçtir ki, bazen bunların doğaçlamadan daha güzel bir hava yarattığını gözleriz.Ze zijn soms nog beter voelbaar dan zichtbaar.
İlginç olan ise bunların hepsini kendi kendine öğrenmiş olması.Daardoor werd ze gedwongen alles zelf te leren.
İlginç olansa kötü olan herkes iyi olup gider.Dus alle goede en alle slechte mensen zijn uit op winst.
Pirioğlu hakkında hayli ilginç bir iddia ise şöyledir.Dat men er de naam van Stijn Streuvels aan gaf was zeer uitzonderlijk.
Fakat o sırada ilginç olan bir durum vardı: Etrafta çok sayıda güvenlik görevlisi bulunmaktaydı.Daar was dermate veel belangstelling voor, dat lange wachtrijen ontstonden.
Daha sonra ilginç müzik aletleri yaratıyorlar.Ze kocht waardevolle muziekinstrumenten aan.
Bu bölge dünyanın en ilginç yabani hayvan türlerinden bazılarının yaşaması için uygun bir ortam sağlar.Het park heeft een aantal van de meest ongewone wilde dieren en natuurgebieden in de wereld.
Bir kölenin özgürlüğünü kazanabileceği ilginç bir yöntem daha bulunmaktaydı.Ook door adoptie kon een slaaf de vrijheid krijgen.
Fakat asıl ilginç önerisi çocuk üretimi konusundadır.Zijn grootste bijdragen situeren zich evenwel op vlak van de gezondheid van kinderen.
16 Aralık 1979'daki müteakip karşılaşma da ezeli rekabetin en ilginç maçlarından biriydi.Op 20 oktober 1973 speelde de club een van zijn beroemdste wedstrijden.
İlginç şekilli oluştu.Een prikkenachtige vorm.
Bu çok ilginçti.Dit was opmerkelijk.
Dün ilginç bir hikaye okudum.Gisteren las ik een interessant verhaal.
Oyun çok ilginçti.Het spel was zeer interessant.
O bana ilginç bir hikaye anlattı.Ze vertelde me een interessant verhaal.
O, bana ilginç bir hikaye anlattı.Ze vertelde me een interessant verhaal.
İlginç bir yanı yok.Er is geen smaak of kraak aan.
Daha ilginç olan ise her çıkardığı albümlerin tüm sözü ve müziğe kendisine ait olmasıydı.Wat interessanter was, was dat elk van de albums die hij uitbracht alle teksten en muziek voor zichzelf had.
Bunlardan en ilginç olanı ise İskilipe ait olandır.Oto najciekawsze z nich (pol.).
İlginç bir şekilde, bir üçüncü şahıs “mikroişlemci” yi de kapsayabilen bir patente sahip olduğunu iddia etti.Co ciekawe, firmom trzecim został przyznany patent na coś, co w sumie może być „mikroprocesorem”.
"Dünya'da Hâlâ Gerçekleştirilen 10 İlginç Ayin".10 rodzajów występujących na całym świecie.
Ziyaret etmek ilginç yerler bulunur.Wyjątkowe miejsca, które warto odwiedzić.
WR 25'in yakınlarında ise dikkat çeken ilginç bir üçlü yıldız sistemi olan Tr16-244 yer alır.W pobliżu WR 25 znajduje się interesująca gwiazda potrójna Tr16-244.
Kitap çok sayıda ilginç resim içerir.Zawiera dużo ciekawych artykułów.
Olayla ilgili araştırmaları gittikçe ilginçleşmeye başlamaktadır.Rozmowa o wszystkim zaczyna ich coraz bardziej pasjonować.
İlginç Konusu ve özellikle de filmin büyük sürprizi Hollywood'da şok etkisi yarattı.Jednakże film ten zarazem spowodował głęboki wstrząs w Hollywood.
Kulüp içinde 1-2 ay konuşuldu bu ilginç anı.Ceremonia taka zapowiadana była na miesiąc lub dwa wcześniej.
İlginç bir güç Sakura Kartları’nı çalmakta ve Tomoeda’nın bazı bölümlerini silmektedir.Dziwne moce zaczynają wykradać Sakura Cards i wymazywać częściowo szkołę Tomoeda.
Bu çok ilginçti.Jest bardzo interesująca.