Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenmek ile cümle

ilgilenmek kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ebeveynlerimizle ilgilenmek zorundayız.We have to take care of our parents.
Çocuklarımızla ilgilenmek zorundayız.We have to take care of our children.
Yarın onunla ilgilenmek zorunda kalacağız.We're going to have to deal with it tomorrow.
Tom, Mary ile romantik bir şekilde ilgilenmektedir.Tom is romantically involved with Mary.
Onunla ilgilenmek zorundayız.We'll just have to deal with it.
Şimdi onunla ilgilenmek zorunda kalacağız.We'll just have to deal with it.
Bütün gün onunla ilgilenmekten bıkmıyor musun?Aren't you tired from taking care of him all day?
Tom kendi başına bununla ilgilenmek zorunda kalacak.Tom will have to deal with that on his own.
Tom çocuklarla ilgilenmekte iyidir.Tom is good at taking care of children.
Tom, Mary ile ilgilenmek istiyordu.Tom wanted to take care of Mary.
Evde kalmak ve annemle ilgilenmek zorundayım.I have to stay home and take care of my mother.
Sami, Leyla ile ilgilenmek için emekli oldu.Sami retired to take care of Layla.
Sami ailesi ile ilgilenmek istiyordu.Sami wanted to take care of his family.
Kendinle ilgilenmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to take care of yourself, aren't you?
Ukrayna bölgesel çevre konularında işbirliği ile ilgilenmektedir.Ukraine is interested in cooperating on regional environmental issues.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Willem-Alexander is interested in sports and international water management issues.
Van Gogh Sien'i sokaklardan uzaklaştırmak ve ilgilenmek için onunla evlenmeyi düşündü.Van Gogh considered marrying Sien to take care of her and keep her off the streets.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Eisenberg is fond of cats and has been involved in fostering animals.
Watney'i kurtarma sırasında NASA'nın kamu algısı ile ilgilenmektedir.She is primarily concerned with the public perception of NASA during the Watney rescue.
Cumartesi günleri, teyzesi Agnia Borisova ile ilgilenmek için tekrar Bereznik'e giderdi.On Saturdays, Shanina again went to Bereznik to take care of her ill aunt Agnia Borisova.
Sonsuz teorisi ise geometrik verilerin farklılaşması ile ilgilenmektedir.The infinitesimal theory concerns itself with the differentiation of geometric data.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rome had always been very reluctant to involve itself in matters to the east.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.His son Titus remained in Judaea to deal with the Jewish rebellion.
Birkaç senedir oyunculukla ilgilenmektedir.I played with him a couple of years ago.
Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.The Japanese were interested in Portuguese hand-held guns.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.She appears to only be interested in drinking and trying to find a man.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Many of his business associates no longer wished to be associated with him.
Aynı zamanda Michonne (Danai Gurira), hasta olan Andrea (Laurie Holden) ile ilgilenmektedir.Meanwhile, Michonne (Danai Gurira) cares for an ailing Andrea (Laurie Holden).
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Phelps was also interested in Buddhism.
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.People are so interested in the whole process, how it all comes together.
Kulüp yalnızca futbolla ilgilenmekte ve amatör kümede mücadele etmektedir.The club aims to actively engage with and serve football fans in the area.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.The collection was inspired by ballet and the modern dance movement.
Bu yönüyle multisistemik hastalıklar grubuyla ilgilenmektedir.Many diseases affect the circulatory system.
Bu konularla ilgilenmek için kendinizi kötü yapmanız gerekmez.My belief is that you don't have to make yourself bad to look at these issues.
Gregor kendisi ile ilgilenmek zorundadır.Gregor must deal with it himself.
Papaz olmak bu bireylerin ihtiyaçlarıyla ilgilenmektir.To be a pastor is to care for these individual needs.
Ya bilgisayar bilimleri ile ilgilenmek istiyorsanız ve 2 tabanını anlamanız gerekirse?What if you want to go into computer science and need to understand base 2?
(Neslihan) Olmaz... ...eve erken gelip hazýrlýklarla kendim ilgilenmek istiyorum.Can't be... ...i wanna come home and care about preparations.
Tess kaynak ilgilenmekten aslında bir açık standart Chris kendimimThat's a logical answer, thanks a lot. And now for our last question,
Gerçek ilgilenmek duymak için .-- gel, bayan, uzakta izin [sahneden çıkarlar Montague, ve Lady.]To hear true shrift.--Come, madam, let's away, [Exeunt Montague and Lady.]
Itiraf bulur Sözkonuzu ancak Sözkonuzu ilgilenmek.Riddling confession finds but riddling shrift.
ROMEO onu Bu öğleden sonra ilgilenmek gelmek için bazı anlamına gelir vasiyetle Teklif;ROMEO Bid her devise some means to come to shrift This afternoon;
HEMŞİRE güne ilgilenmek gitmek için izin aldı mı?NURSE Have you got leave to go to shrift to-day?
HEMŞİRE o neşeli bir görünüm ile ilgilenmek nereden geldiğini bakın.NURSE See where she comes from shrift with merry look.
Oğluyla ilgilenmek için işyerini zararına kapatmış.She has given up her business at a loss to care for her son.
Herkes bununla ilgilenmek istedi.That is why I was treated as a special case.
Bu hayati insanlarla ilgilenmek olan bir doktor.This is a doctor, whose life is caring for people.
Bay Woeste, beni fakir Aalst halkýyla yalandan ilgilenmekle suçluyor.- Posso pegar uma? - Você?!
Uzmanlar, Priştine'de yıllardır kimsenin inşaat sorunlarıyla ilgilenmek istemediğini söylüyor.Experts say that for years, no one was interested in dealing with construction problems in Pristina.
TCP tek başına, mesaj kavramı kullanmadan byte akışı ile ilgilenmektedir.TCP alone deals with streams of bytes with no inherent concept of a message.
Yeni Ateizm, politika ile çeşitli şekillerde ilgilenmektedir.New atheism is politically engaged in a variety of ways.
Dişiler, döndürülmüş "1" ve ayna görüntüsü ile eşit derecede ilgilenmektedir.Females are equally interested by the "1" rotated and its mirror image.
Ayrıca dış görünüşüyle de ilgilenmekte.She is also concerned with her looks.
Margaret, Nicky ile ilgilenmek için Gardner'ın evine taşınır.Margaret moves in to help take care of Nicky.
Başlangıçta, bazı devletler ticari ve ekonomik sorunlarıyla ilgilenmek için bir araya geldi.Initially, some states met to deal with their trade and economic problems.
ÇÇ veya ücretli editörlerden gelen düzenleme istekleriyle ilgilenmekDealing with edit requests from COI or paid editors
Ek olarak, koçluk geliştirme ve hakemlerin eğitimi ile ilgilenmektedir.Additionally, it is involved in coaching development and the training of referees.
Ajans, bir dizi girişimi yönlendirmek, yatırım yapmak ve teşvik etmekle ilgilenmektedir.The Agency is involved in directing, investing in, and promoting a number of initiatives.
Dupré ayrıca biyolojik taksonominin ele alınmasıyla da ilgilenmektedir.Dupré is also concerned with the handling of biological taxonomy.
1994'ten beri IGNIS-Kulturzentrum (IGNIS Kültür Merkezi) ile de ilgilenmektedirSince 1994, he has also been involved with the IGNIS-Kulturzentrum (IGNIS Cultural Center).
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod