Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenme ile cümle

ilgilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Ajans, bir dizi girişimi yönlendirmek, yatırım yapmak ve teşvik etmekle ilgilenmektedir.The Agency is involved in directing, investing in, and promoting a number of initiatives.
Orada boksla ilgilenmeye başladı.There he became involved in boxing.
Ayrıca hidrolikle ve en verimli pervane arayışıyla ilgilenmeye başladı.He became also interested in hydraulics and in the search of the most efficient propeller.
Hayatının orta yaşlarına geldiğinde fotoğrafçılıkla ilgilenmeye devam etti.In mid-life she returned to her hobby of photography.
[4] Sezar da Pompey'in acil durumla ilgilenmesi için geri çağrılması için bir önerge sundu.Suetonius wrote that Caesar was suspended by a final decree.
Kariyerinin ilk yıllarında özellikle eşcinsellerin psikolojisiyle ilgilenmedi.In her early career, she was not especially interested in the psychology of homosexual people.
Ancak, 1940'larda, ilk olarak hayatının işinin ne olacağıyla ilgilenmeye başladı.However, during the 1940s, she first became interested in what would turn out to be her life's work.
Yüksek akademik dereceler elde etti ancak üniversite kariyeriyle ilgilenmedi.He achieved high academic honours but was not interested in a university career.
Teozofi ve ilahiyat meseleleriyle ilgilenmeye gelince, bu bir Arap sanatı değildi.As for theosophy and dealing with matters of divinity, it was not an Arab art.
Dupré ayrıca biyolojik taksonominin ele alınmasıyla da ilgilenmektedir.Dupré is also concerned with the handling of biological taxonomy.
1994'ten beri IGNIS-Kulturzentrum (IGNIS Kültür Merkezi) ile de ilgilenmektedirSince 1994, he has also been involved with the IGNIS-Kulturzentrum (IGNIS Cultural Center).
Ancak ticaretle hiç ilgilenmediği için bu girişimlerin çoğu başarısız oldu.However, because he had no interest in business, most of these ventures failed.
Babası Rugeley Vekili olduğunda Cannock Chase'te doğayla ilgilenmeye başladı.He became interested in nature at Cannock Chase, when his father became Vicar of Rugeley.
İngiltere, Liverpool yakınlarında doğan Blackburn, gençliğinde entomoloji ile ilgilenmeye başladı.Born near Liverpool, England, Blackburn became interested in entomology in his youth.
Pierre birbirine uzak ve onunla ilgilenmeyen ebeveynleri arasında arada kalır.Pierre pendelt unbekümmert zwischen den entfremdeten Eltern hin und her.
Yazar olarak artık kendisi ile kimsenin ilgilenmeyeceğinden korkuyordu.Er befürchtete, als Autor nicht mehr gefragt zu sein.
Bu unvanlara sahip olanlar, Hindistan’dakinin aksine hiçbir meslekle ilgilenmezler.Diese Titel haben jedoch im Gegensatz zu Indien nichts mit Berufen zu tun.
Başta Nick ilgilenmez.Nick hat hiervon anfangs keinerlei Kenntnis.
Bu dönemd dans ve koreografi ile ilgilenmeye başladı.Daneben begann er, sich für Tanz und Choreographie zu interessieren.
Paris'e geri döndü ve sinema ile ilgilenmeye başladı.Er zog nach Paris und begann, sich für das Medium Film zu interessieren.
Michael Douglas rolle ilgilenmeye başlamıştı ve rolü ona verdiler.Michael Douglas sei in Bestform und mache Spaß.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.Die Gruppe trifft auf die Polizei.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.Arbeit hinter den Kulissen.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rom mischte sich immer stärker in die Verhältnisse im östlichen Mittelmeer ein.
Malakian, genç yaşta heavy metal müzik türü ile ilgilenmeye başladı.Malakian interessierte sich schon früh für Heavy Metal.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Niemand nimmt sie mehr ernst.
Aynı zamanda, sık sık gençleri motive edici çeşitli yardım faaliyetleri ile de ilgilenmektedir.Dabei handelt sie und andere auch oft aus eigennützigen Motiven.
Bu sırada ablası kardeşi Madi ile ilgilenmektedir.Seitdem kümmert sich ihre ältere Schwester Nani um sie.
1889'da siyasetle ilgilenmeye başladı.Nach 1889 widmete er sich ausschliesslich der Politik.
Üniversite öğrenciliği yıllarında Laepple öğrenci siyaseti ile ilgilenmeye başladı.Während seines Studiums interessierte sich Laepple bald für Studentenpolitik an der Universität.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Machtpolitisch war Ägypten damals stark von Rom abhängig.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.Kurz darauf wirken an selber Stelle die Englischen Fräulein.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Und so muss Julius die tägliche Hausarbeit erledigen.
Ancak, genç kadın şeytanla ilgilenmez ve başka bir adamla evlenmeye karar verir.Damit der Kleine nicht vaterlos aufwächst, hatte sie sich jedoch entschlossen, einen anderen Mann zu heiraten.
1820'li yıllarda astronomiyle ilgilenmeye başladı.Im Jahre 1825 begann er sich für die Astronomie zu interessieren.
Ayrıca her aile hayvancılıkla bir şekilde ilgilenmektedir.Ferner besass jede Familie mindestens ein Schwein.
1985 yılından beri çocuk edebiyatıyla ilgilenmektedir.Seit 1985 nimmt die Schule auch Jungen auf.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Bereits im Alter von 10 Jahren tanzte sie.
Daha sonra müzikle ve özellikle gitar ile ilgilenmeye başladı.Er kam sehr früh mit Musik und vor allem mit Jazz in Berührung.
İlk başta çok ilgilenmedi.Dieser war aber zunächst kaum interessiert.
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Neben Jazz befasst er sich aber auch mit moderner klassischer Musik.
Jung haricinde kimse bu olayın içyüzüyle ilgilenmez.Außer Jill wird das Phänomen jedoch optisch von niemandem wahrgenommen.
Bu dönemde tiyatro ile ilgilenmeye başladı.Während dieser Zeit begann er, sich für das Theater zu interessieren.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Gil hat nach wie vor Angst vor Katzen und ist ein sehr guter Koch.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Hassan begann sich auf das Schreiben zu konzentrieren.
Dikkatle izlemek, ilgilenmek, gözleri açık tutmak anlamlarını da taşır.Ich möchte, dass Menschen, auch beim Zuhören, die Augen geöffnet halten.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.Bereits in jungen Jahren wandte sich sein Interesse der Astronomie zu.
Lucas da Yıldız Savaşları'nın yeni filmleri ile ilgilenmeye başladı.Lucas erkannte, dass weitere Star-Wars-Filme Aussicht auf Erfolg hätten.
Altkültür tipi; Popüler olanla ilgilenmeyip, diğerlerinden farklı olmaya çalışır.Entsprechende Werbestrategien spielen mit dem Fremden, dem Anderen.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Er betrieb zu diesem Zeitpunkt aber auch noch andere Sportarten.
Martin 10'lu yaşlarında boksla ilgilenmeye başladı.Martin begann erst im Alter von 22 Jahren mit dem Boxen.
Geri döndüğünde çektiği resimleri dönemin sanatçı-aydınlarına göstermiş ama kimse ilgilenmemiştir.Durch den Rückkauf wären die Bilder wieder an ihrem angestammten Platz und niemand hätte etwas bemerkt.
Kadının kim olduğu hakkında ilgilenmez ve güzelse sıradakı kurbanını seçer.Er kümmert sich nicht darum, ob sein Handeln schön ist und wie würdig die begehrte Person ist.
Bu gazetede, Marksizm ile ilgilenmeye başlar.In dieser Zeit begann Aidits Interesse am Marxismus.
Belçika – Belçikalı yayıncı Ketnet yarışma ile ilgilenmediklerini belirtmiştir.Wieder ist es die tschechische Ballerina, die ahnt, dass etwas mit den Ausstattungskörben nicht stimmt.
Benim yokluğumda köpeğimle ilgilenmeni isterdim.J'aimerais que tu t'occupes de mon chien en mon absence.
Bu pis bir iş, onunla ilgilenmek istemiyorum.C'est une tâche ingrate, je ne veux pas m'en occuper.
Cumartesi günleri, teyzesi Agnia Borisova ile ilgilenmek için tekrar Bereznik'e giderdi.Elle y retournait même le samedi pour s'occuper de sa tante malade Agnia Borissova.
Bu gazetede, Marksizm ile ilgilenmeye başlar.Dans ce journal, il s'intéresse également au marxisme.
Yirmi iki yaşına geldiğinde Toulouse'a döndü ve yeniden müzik ile ilgilenmeye başladı.À vingt-deux ans, elle retourne à Toulouse où elle reprend le chemin de la musique.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod