De minimis non curat prætor Preator'lar küçük şeylerle ilgilenmezler.Voir De minimis non curat prætor.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Elle se tourne vers d'autres sports.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.De prestigieux clubs européens commencent alors sérieusement à s'intéresser à lui.
Çocukların %59'u en az bir spor dalıyla ilgilenmektedir.59 % des enfants font partie d'un club de sports.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Il prend goût à la musique à un très jeune âge, et faisait des concerts dans son école pendant son enfance.
Bunun sonucunda Charlie, bebekle ilgilenmeye başlar.Daniel se met donc en quête de ce bébé.
1999 yılında tiyatro ile ilgilenmeye başladı ve 9 Eylül Üniversitesi'nde eğitim aldı.Il a pris goût au théâtre au lycée et il a étudié à l'université de Dokuz Eylül.
Daha sonraları Maxwell'in çalışmaları ile ilgilenmeye başladı.Tout se déroule très bien jusqu'à ce que Maxwell prenne finalement les choses en main.
Fiasco, müziğin yanı sıra diğer iş alanlarıyla da ilgilenmektedir.Hormis la musique, Fiasco se consacre également à d'autres domaines, comme la mode.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Après sa carrière sportive, il s'engage en politique.
Ayrıca Ruten ve Beyaz Rus folkloru ile ilgilenmekteydi.Il était consacré aux traditions et au folklore russes.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Elle danse depuis l'âge de dix ans.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.À partir de 1996, il s’intéresse au théâtre.
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Il s'intéresse aussi à la musique contemporaine.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Le maître ne voulut plus avoir affaire à lui.
Colby O'Donis, dokuz yaşından itibaren müzikle ilgilenmeye başladı.Sanzy Viany commence la musique à l'âge de neuf ans.
Ancak Amélie diğer insanlarla ilgilenirken, kimse kendisiyle ilgilenmemektedir.Mais alors qu'elle s'occupe des autres, personne ne s'occupe d'elle.
Birtakım psikolojik sorunları olan babası da kendisi ile fazla ilgilenmemektedir.Son père, inventeur lui-aussi, ne se préoccupe que très peu de lui.
Evli ve üç çocuk babası olup aynı zamanda yeminli mütercimlik yapmakta ve sporla ilgilenmektedir.Marié et père de cinq enfants, il a pour loisirs la lecture et le sport.
Özellikle ata binmeyi sevmekte ve İber atları ile ilgilenmektedir.C’est là qu’il apprend à aimer les animaux, particulièrement les chevaux.
Annesi, babasını aramak üzere büyükbabasının yanına gitti, fakat babasının ailesi onlarla hiç ilgilenmedi.Ses parents viennent le rechercher et son père ne lui a pas parlé de tout le trajet.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.Elle s'intéresse à la musique électroacoustique.
Mimariyle ve Houston Stewart Chamberlain’ın yazılarıyla daha da ilgilenmeye başladı.C'est ici qu'il fait la connaissance de Houston Stewart Chamberlain.
1820'li yıllarda astronomiyle ilgilenmeye başladı.Il s’intéressa à l’astrologie à partir de 1890.
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.Elle cherche désespérément son prince charmant.
I. Baudouin'in evlenmesine kadar kraliyet işleriyle ilgilenmeye devam etti.Léopold III influença le règne de son fils Baudouin jusqu’au mariage de ce dernier.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Il ne s'intéressait qu'aux femmes et à l'alcool.
Hastanede Harry Grimbridge ile Dr. Dan Challis ilgilenmektedir.Chacun d'entre nous. » Grimbridge est placé dans le service du docteur Daniel Challis.
Monique onun küçük olduğunu söyler ve pek ilgilenmez.Emily lui explique qu'elle est lesbienne, et pas intéressée.
Bunun yerine daha çok matematikle ilgilenmeye karar verdi.Là, il se spécialise plutôt dans les mathématiques.
1969 yılından itibaren ekoloji meseleleriyle ilgilenmeye başlamıştır.Depuis 1969, sensible aux problèmes écologiques, il développe des projets d’éducation à l’environnement.
Ukrayna bölgesel çevre konularında işbirliği ile ilgilenmektedir.L’Inde devrait développer une politique de coopération dans les régions avoisinantes.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Cecil Taylor s'est également intéressé au ballet et à la danse.
Bilim ve sosyal antropoloji alanıyla ilgilenmekteydi.Il a été assistant à l'Institut des sciences anthropologiques et ethnologiques.
Peter Jackson ve Fran Walsh, The Hobbit filmini çekmekle 1995 yılında ilgilenmeye başladı.Dès 1995, Peter Jackson et son épouse Frances Walsh voulaient adapter Le Hobbit au cinéma avec la New Line.
Ancak takip eden yıllarda İspanya, bu işgalle ilgilenmeyip, kayıtsız kalmıştır.Durant les années qui suivirent, l’Espagne ne se soucia guère de sa nouvelle possession.
1911 ve 1915 yılları arasında Hohmann gezegenlerarası uzay sorunu ilgilenmeye başladı.Entre 1911 y 1915, Hohmann se interesó por el problema del vuelo espacial interplanetario.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Tito, el hijo de Vespasiano, permaneció en Judea para acabar con la rebelión judía.
1812 yılında, Biot optikle ilgilenmeye, özellikle ışığın kutuplaşmasına ilgi duymaya başladı.En 1812, Biot centró su atención en el estudio de la óptica, en particular de la polarización de la luz.
Sneaker Pimps adlı müzik grubunun kurucularındandır ve IAMX solo projesiyle aktif olarak ilgilenmektedir.Fue miembro fundador de la banda Sneaker Pimps y ahora se activa con el IAMX proyecto en solitario.
Beth ve Dr. Edwards hastaneye yeni gelen Gavin adındaki bir hasta ile ilgilenmek üzere çağrılırlar.Ella y el Dr. Edwards están llamados a atender a un nuevo paciente, Gavin Trevitt.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.No falta el entusiasmo, y de ahí los primeros éxitos de la Escuela.
Kolejdeyken internet ve internet yayıncılığı ile ilgilenmeye başladı.En la universidad se interesó en Internet y sus habilidades de publicación.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.No volvió a actuar en política.
1927 yılında Rubén Martínez Villena ile birlikte ülkesindeki sosyal sorunlarla ilgilenmeye başladı.En 1927 conoce a Rubén Martínez Villena, quien logra sensibilizarlo aún más con los problemas sociales.
Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir.Alfred Nobel inventa la nitroglicerina.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.La señora Izaguirre tenía una gran pasión por los animales y en especial le encantaban los gatos.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.También incluye otras actividades deportivas.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Historia del ballet y de la danza moderna.
Bu sıralarda omurgasız hayvanlar ile ilgilenmeye başlamıştı.Realmente en esa época, yo quería cuidar a los animales.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.En la playa, Charlie ofrece a Claire un poco de agua.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Comienza a interesarse por la fotografía.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.Comenzó a sentir interés en la historia natural en St. Edward's School, Oxford.
Millet, Barbizon ekolünde salt manzara resmiyle ilgilenmeyen tek önemli ressamdır."De todos modos Barker no es el único que experimenta con este tipo de pinturas.
Leonardo matematik ve bilim ile ilgilenmeyi seven Roma İmparatoru II. Frederick ile dost oldu.Leonardo fue huésped del emperador Federico II, que se interesaba en las matemáticas y la ciencia en general.
Liberal Düşünce Topluluğu aktif politikayla ilgilenmemektedir.Si bien no tiene una participación política activa, simpatiza con las ideas liberales.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.En sus años con el ejército comenzó a interesarse por la astronomía.
Birtakım psikolojik sorunları olan babası da kendisi ile fazla ilgilenmemektedir.Una persona con depresión psicótica no prestaría tanta atención a su aspecto.
Göktürk tüccarları ise genellikle hayvan sürülerinin ticareti ile ilgilenmekteydi.Los paulistas se interesaron también por el comercio del ganado.
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.No guarda relación con la pieza de Kilty.