Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.The Japanese were interested in Portuguese hand-held guns.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.She appears to only be interested in drinking and trying to find a man.
Başta Nick ilgilenmez.Initially Sarah is not interested.
1812 yılında, Biot optikle ilgilenmeye, özellikle ışığın kutuplaşmasına ilgi duymaya başladı.In 1812, Biot turned his attention to the study of optics, particularly the polarization of light.
1927 yılında Rubén Martínez Villena ile birlikte ülkesindeki sosyal sorunlarla ilgilenmeye başladı.In 1927, he met Rubén Martínez Villena who instructed him more on social problems.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Many of his business associates no longer wished to be associated with him.
Flea da Fear'i bırakıp Red Hot Chili Peppers'la ilgilenmeyi seçti.Flea left Fear to pursue the Red Hot Chili Peppers.
Erken yaşlarda fizikle ilgilenmeye başladı.He became interested in physics at an early age.
Aynı zamanda Michonne (Danai Gurira), hasta olan Andrea (Laurie Holden) ile ilgilenmektedir.Meanwhile, Michonne (Danai Gurira) cares for an ailing Andrea (Laurie Holden).
Kolejdeyken internet ve internet yayıncılığı ile ilgilenmeye başladı.In college he became interested in the Internet and its publishing abilities.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Hirano Nami must give herself an order.
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.There's No Such Thing as a Social Science.
1979 yılının Kasım ayında yapımcılar Jon Peters ve Peter Guber proje ile ilgilenmeye başladılar.In November 1979, producers Jon Peters and Peter Guber joined the project.
Mimariyle ve Houston Stewart Chamberlain’ın yazılarıyla daha da ilgilenmeye başladı.Strobl was also influenced by the ideas of Houston Stewart Chamberlain.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Phelps was also interested in Buddhism.
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.People are so interested in the whole process, how it all comes together.
Marge, Homer'ın kendisiyle ilgilenmediğini ve saygı duymadığını düşünerek bunalıma girer.Marge, however, is pleased to know what Homer can and cannot do.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.No one cares anymore.
1820'li yıllarda astronomiyle ilgilenmeye başladı.In the 1920s Monnig started to be interested in astronomy.
Bunun sonucunda Charlie, bebekle ilgilenmeye başlar.Eventually, Julie decides to keep the baby.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.However, it continued to be used for other sports.
İlkokul yıllarında iken halk edebiyatıyla ve güreşle ilgilenmeye başladı.For the first time in his life, he began to experience energy and hope.
İlkokul sıralarında tiyatro ile ilgilenmeye başladı.From there, she became interested in theatre.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.He began showing interest in natural history at St. Edward's School, Oxford.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.The police take an interest.
Bu nedenle yüzmeden uzaklaşıp yoga ve oyunculukla ilgilenmeye başladı.She stopped both and took up yoga and acting.
The Times gazetesinden Priya Elan, şarkıyla ilgilenmeyerek sadece "planlanmış" yorumunu yaptı.Priya Elan from The Times was not impressed with the song and called it calculated.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Dempsey has an interest in photography.
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.Denies any involvement in spying.
Gerçek dünyaya döndüklerinde babaları bu hikâyelere inanmaz, zaten çok da fazla ilgilenmez.When his father returns from the war he hardly recognises him.
Bu sırada Cooper, özel hayatındaki problemlerle ilgilenmeye başladı.Oom is experiencing trouble in her own life.
Astronomiyle ilgilenmeye başlamasını "1991 yılında evin avlusunda oturuyordum, akşam saatleriydi.He recalled years later, "I was there at the Cow Palace in 1964.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.He has not returned to politics.
Bu dönemd dans ve koreografi ile ilgilenmeye başladı.She originally aspired to work in Dance and Choreography.
Kulüp yalnızca futbolla ilgilenmekte ve amatör kümede mücadele etmektedir.The club aims to actively engage with and serve football fans in the area.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.The collection was inspired by ballet and the modern dance movement.
Ondan sonra burada yapılan müzikle ilgilenmeye başladım.At the time, I was fed up with everything going on in music.
Piyer panenteizm ve Ölümden sonra yaşam ile ilgilenmeye başlar.Buddhism is concerned with the soul and life after dying.
“Salt Kimlik” model, kesin bir şekilde bu özelliklerin harici anlamlarıyla ilgilenmez.A "pure identity" model is strictly not concerned with the external semantics of these properties.
Liberal Düşünce Topluluğu aktif politikayla ilgilenmemektedir.The company will not engage in pro-active censorship.
Bu dönemde seramik ile ilgilenmeye başlar.He seems to have supported himself at this time cutting timber.
Daha sonra yoga ve oyunculukla ilgilenmeye başladı.He surfs and practices yoga.
1980'lerin sonunda, aslında bir kimyacı olan Thatcher, çevre sorunlarıyla ilgilenmeye başladı.Thatcher, a trained chemist, became publicly concerned with environmental issues in the late 1980s.
Bu yönüyle multisistemik hastalıklar grubuyla ilgilenmektedir.Many diseases affect the circulatory system.
Birdenbire benimde farkında olmadığım bi şekilde,biraz biraz seninle ilgilenmeye başladım.Suddenly without me even realizing it, little by little, I started looking at you.
Bu konularla ilgilenmek için kendinizi kötü yapmanız gerekmez.My belief is that you don't have to make yourself bad to look at these issues.
Bu yüzden sanırım hepiniz aynı derecede bununla ilgilenmelisiniz, benim gibi.That is why I think all of you should be equally concerned with it as I am.
Peki, neden yaşlanmayla ilgilenmeliyiz ki?So why should we be interested in aging at all?
gizlilik hakkında ilgilenmemSwapping out my pre-burned SlM cards everyday at 6pm is a small price to pay.
Aynı zamanda, göçmen güvercin konusuyla da ilgilenmeye devam edeceğiz.We're also going to push ahead with the passenger pigeon.
Gregor kendisi ile ilgilenmek zorundadır.Gregor must deal with it himself.
Fakat önce, ilgilenmediğini söyledi.But first, she said she's not interested.
İnsanların bununla ilgilenme nedeni işte kendilerini ifade ettiklerini düşünmeyişleridir.Why, we found, people were interested in this, is that at work they don't feel very expressed.
Böylece yaşamaya değer bir hayatın nasıl mümkün olduğunu anlamakla ilgilenmeye başladım.So I became interested in understanding what contributed to a life that was worth living.
Milyarlarca dolar kazanmakla hiç ilgilenmedi.He's not at all interested in how he's going to figure out how to make a billion dollars.
Ama siz yolsuzlukların ortaya çıkardığı problemlerle ilgilenmezseniz, bunu kim yapacak.You're great designers, but your designs are selfish.
Ama yine de, onunla ilgilenmeye hiç vakit ayırmıyoruz.And yet, we don't take any time out to look after it.
Bu diplomat... ...muhabirlerle ilgilenme konusunda hala başarısız mı?Minister of Foreign Affairs and Trade. You still lack the skill of handling reporters.
Ve biliyorsunuz, çocuğu olanlarımız çocuklarının müzikle ilgilenmesini isterler.And you know, those of us with kids often want our kids to take music.
Evet, tanıtım işiyle biraz daha ilgilenmeden olmaz.Yeah, they should put more effort into advertising.