Tom Mary'nin ilgilenmeyebileceğini düşünüyor.Tom thinks Mary might not be interested.
Tom, Mary'nin yaptığımız şeyle ilgilenmediğini söyledi.Tom said Mary didn't care what we did.
Tom, Mary yaptığı şeyle ilgilenmediğini söyledi.Tom said Mary didn't care what he did.
Tom Mary'nin ilgilenmeyeceğini düşünüyor.Tom thinks Mary won't be interested.
Tom, Mary'nin ilgilenmediğini düşünüyordu.Tom thought Mary wasn't interested.
Tom Mary'nin ilgilenmediğini düşündü.Tom thought Mary was interested.
Tom Mary'nin ilgilenmediğini söylüyor.Tom says Mary wasn't interested.
Tom Mary'nin ilgilenmediğini söyledi.Tom said Mary wasn't interested.
Tom'un gerçekten ilgilenip ilgilenmediğini merak ediyorum.I wonder if Tom is really interested.
Tom'un ilgilenip ilgilenmediğini merak ediyorum.I wonder whether Tom is interested.
Sami İslam'la ilgilenmeye başladı.Sami became interested in Islam.
Tom kendi başına bununla ilgilenmek zorunda kalacak.Tom will have to deal with that on his own.
Tom'un ilgilenmeyeceğinden oldukça eminim.I'm pretty sure Tom wouldn't be interested.
Tom çocuklarla ilgilenmekte iyidir.Tom is good at taking care of children.
Tom çocuklarla ilgilenmede iyidir.Tom is good at handling children.
Tom, Mary ile ilgilenmek istiyordu.Tom wanted to take care of Mary.
Tom, Mary'nin bunu yapmakla ilgilenmediğini söyledi.Tom said that Mary wasn't interested in doing that.
Evde kalmak ve annemle ilgilenmek zorundayım.I have to stay home and take care of my mother.
Tom bunu yapmakla ilgilenmedi ama Mary ilgilendi.Tom wasn't interested in doing that, but Mary was.
Tom onu yapmakla ilgilenmiş görünmüyordu ve Mary de ilgilenmedi.Tom didn't seem to be interested in doing that and neither did Mary.
Tom bunu yapmakla ilgilenmedi ve Mary de ilgilenmed.Tom wasn't interested in doing that and neither was Mary.
Sami, Leyla ile ilgilenmek için emekli oldu.Sami retired to take care of Layla.
Sami birinin onunla ilgilenmesini istedi.Sami wanted somebody to take care of him.
Sami onunla ilgilenmedi.Sami wasn't interested in that.
Sami ailesi ile ilgilenmek istiyordu.Sami wanted to take care of his family.
Aslında onu yapmakla ilgilenmediğimi itiraf ettim.I admitted that I wasn't really interested in doing that.
Tom'un söylediği şeyle ilgilenmedim.I wasn't interested in what Tom was saying.
Tom'un yapıyor göründüğü kadar bunu yapmakla ilgilenmemiştim.I wasn't as interested in doing that as Tom seemed to be.
Tom'un ilgilendiğimi düşündüğü kadar bunu yapmakla ilgilenmedim.I wasn't as interested in doing that as Tom thought I was.
Tom'la ilgilenmelisin.You have to take care of Tom.
Sami ilgilenmedi.Sami did not care.
Kendinle ilgilenmek için yeterince yaşlısın, değil mi?You're old enough to take care of yourself, aren't you?
Eski arabamı satmaya çalıştım ama kimse onu satın almakla ilgilenmedi.I tried to sell my old car, but no one was interested in buying it.
Tom arkeolojiyle ilgilenmeye başladı.Tom became interested in archaeology.
Tom eski Mısır bilimi ile ilgilenmeye başladı.Tom became interested in Egyptology.
Tom ejiptoloji ile ilgilenmeye başladı.Tom became interested in Egyptology.
Sami tasavvufla ilgilenmeye başladı.Sami became interested in Sufism.
Tom, Mary ile ilgilenmeyi kabul etti.Tom agreed to take care of Mary.
İlgilenmediğimiz izlenimini vermek istemezsiniz.You don't want to convey the impression that we're not interested.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.As a result, English clubs became interested in him.
Ukrayna bölgesel çevre konularında işbirliği ile ilgilenmektedir.Ukraine is interested in cooperating on regional environmental issues.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Willem-Alexander is interested in sports and international water management issues.
Van Gogh Sien'i sokaklardan uzaklaştırmak ve ilgilenmek için onunla evlenmeyi düşündü.Van Gogh considered marrying Sien to take care of her and keep her off the streets.
1930'ların başında Compton kozmik ışınlar ile ilgilenmeye başladı.By the early 1930s, Compton had become interested in cosmic rays.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Eisenberg is fond of cats and has been involved in fostering animals.
Komünizmle ilgilenmeye başladı ve 1943'te yeraltı Bulgar Komünist Partisine katıldı.He became interested in communism, and joined the underground Bulgarian Communist Party in 1943.
1984'ten beri posterlerle ilgilenmeye başlamıştır.He has been interested in posters since 1984.
1930'larda Luce İrlandalı bir başka filozof olan George Berkeley ile ilgilenmeye başladı.From the 1930s, Luce became interested in the Irish philosopher George Berkeley.
Watney'i kurtarma sırasında NASA'nın kamu algısı ile ilgilenmektedir.She is primarily concerned with the public perception of NASA during the Watney rescue.
Cumartesi günleri, teyzesi Agnia Borisova ile ilgilenmek için tekrar Bereznik'e giderdi.On Saturdays, Shanina again went to Bereznik to take care of her ill aunt Agnia Borisova.
Kruger oyunculuk ile ilgilenmeye başladı ve Cours Florent'da oyunculuk dersi aldı.Kruger became interested in acting and took lessons at the Cours Florent.
Bu iletişim kuralı politika ve anahtar yönetimiyle ilgilenmez, bunlar protokol dışında halledilir.The protocol does not handle policy and key management, which are handled outside the protocol.
Sonsuz teorisi ise geometrik verilerin farklılaşması ile ilgilenmektedir.The infinitesimal theory concerns itself with the differentiation of geometric data.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Proust was involved in writing and publishing from an early age.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Rome had always been very reluctant to involve itself in matters to the east.
Gallienus, generali Aurelius Theodotus'u Aemilianus'un isyanı ile ilgilenmesi için Mısır'a gönderdi.Gallienus sent his general Aurelius Theodotus to Egypt to deal with Aemilianus.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.However the western powers did not show great receptivity for these endeavours.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.His son Titus remained in Judaea to deal with the Jewish rebellion.
Birkaç senedir oyunculukla ilgilenmektedir.I played with him a couple of years ago.
Sanat ve özellikle heykel ile 1920'lerin sonlarına doğru ilgilenmeye başladı.He became interested in art and particularly sculpture in the late 1920s.