1812 yılında, Biot optikle ilgilenmeye, özellikle ışığın kutuplaşmasına ilgi duymaya başladı.1812年、ビオは光学に興味を持つようになり、特に偏光を研究するようになった。
Mart 2005'te New Line'ın Deadpool'u rafa kaldırmasından sonra 20th Century Fox yapımla ilgilenmeye başladı.2005年3月、ニュー・ライン・シネマがプロジェクトを保留した後、20世紀フォックスは『Deadpool』の製作を前進させる事に興味を持った。
Dişi alageyik yavrusuyla pek fazla ilgilenmez.自身が連れている赤ん坊の純くんについてはあまり語らない。
1979 yılının Kasım ayında yapımcılar Jon Peters ve Peter Guber proje ile ilgilenmeye başladılar.1979年11月、プロデューサーのジョン・ピーターズとピーター・グーバーがプロジェクトに参加した。
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.オックスフォードのセント・エドワーズ・スクール(en:St Edward's School, Oxford)に入って彼は自然史に興味を示し始めた。
Bu dönemde edebiyatla ilgilenmeye başladı ve çoğunlukla şiir yazdı.この頃から文学に関心を持ち始め詩を書き始める。
Bu durunda güçlü devletlerin bölge ile ilgilenmesi zorunlu olmaktadır.それは、その地域の大国が注力しなければならない問題です。
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.10代から踊り一筋にの人生であった。
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.他のスポーツでも使われることがある。
Scrum takım içinde rol dağılımıyla ilgilenmez.横スクロールのアクション面では装備できない。
Gençlik yıllarında politika ile ilgilenmeye başladı.幼少期より政治に興味を持ち始める。
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.} . Vi は各々すべてが集合であることに注意すること。
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.同時に電子音楽への興味を持つ。
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.科学者としての才能は皆無である。
Bu sırada ablası kardeşi Madi ile ilgilenmektedir.かな、辰吉姉弟の面倒をみてくれている。
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.ケリーは、何が起こったかに関して常に明らかだったと答えている。
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.女好きでエロ本を愛読し、ヘビースモーカーで大酒のみ。
Ayrıca savaştan önceki kolonilerini de geri istediği için Vietnam ile ilgilenmekteydi.それはまた、戦争から帰還したベトナム帰還兵が直面した困難に抗議している。
İlk başlarda onlarla ilgilenmeye başlar.先内の世話をしている。
Öğrenim görürken başka şeylerle ilgilenmenin öğrenmeyi olumsuz etkileyeceğini düşünürler.一度習ったことは忘れないので、勉強がおもしろく、できるらしい。
Dünyada üç çeşit arkadaşınız olur: Sizi sevenler, sizinle ilgilenmeyenler ve sizden nefret edenler.”“既以三桓据三州,彼此无恐,各得所任。
1930'ların başında Compton kozmik ışınlar ile ilgilenmeye başladı.三十年代初,康普顿转向研究宇宙射线。
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.興趣是喝酒和磨練部下。
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.其他运动员纷纷效仿。
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.一说利比亚。
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.伊士曼開始對攝影著迷。
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.在牛津的聖愛德華學校讀書時就展現出對自然史的興趣。
Broder, özelikle İslamcılık, İsrail ve İsrail-Filistin Savaşı konuları ile ilgilenmektedir.回到伦敦后,他就阿拉伯-以色列冲突、欧洲联盟和直布罗陀问题提出建议。
Bunun sonucunda Charlie, bebekle ilgilenmeye başlar.與此同時,Tim開始懷疑嬰兒的由來。
İdaresiyle Shōin Tapınağı ilgilenmektedir.唐朝置太僕寺負責馬政。
Sanayi sektörüyle ilgilenmektedir.他了解劳资关系。
18 kardeştirler ve kardeşlerin çoğu dansla ilgilenmektedir.晚餐與雙胞胎妹妹的照顧大多都是由日香來負責。
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.结果,不再有其他重要官员接见他。
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.我們還在跟警方溝通。
Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir.总之,我将被指责为昏聩无知的老糊涂。
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.왕자는 이미 결혼식 하객 중 한명인 아름답고 야심찬 외국 공주에게 관심을 기울였다.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.회의 등에는 별로 참가하지 않는다.
Leonardo matematik ve bilim ile ilgilenmeyi seven Roma İmparatoru II. Frederick ile dost oldu.레오나르도는 수학과 과학을 즐겼던 신성 로마 제국 황제 프리드리히 2세의 초대를 받았다.
Yazar olarak artık kendisi ile kimsenin ilgilenmeyeceğinden korkuyordu.그녀는 왕자가 더이상 자신을 사랑하지 않는다고 말한다.
Başta Nick ilgilenmez.처음에는 Peer가 하나도 없을 수 있다.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.당시까지 로마는 지중해 동부 문제에 관심을 거의 기울이지 않았다.
Ukrayna bölgesel çevre konularında işbirliği ile ilgilenmektedir.우크라이나의 지역적 구분에 대해 설명한다.
Kolejdeyken internet ve internet yayıncılığı ile ilgilenmeye başladı.현재는 강의실과 인터넷을 통해 강의를 진행하고 있다.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.청년 시절에 흠천감에서 천문학과 역법을 공부하였다.
Bunun yerine daha çok matematikle ilgilenmeye karar verdi.물론 이 경우에는 수학적인 구조에 더 초점을 맞추게 된다.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.술과 음식을 좋아하며 엄청난 대식가이자 주당가이기도 하다.
1820 yılında Afrika'yı keşfetmekle ilgilenmeye başladı.1820년 가난 속에 쓸쓸히 세상을 떠났다.
Jane’in kurduğu şirket askeri uzmanlığın diğer alanlarıyla ilgilenmeye başladı.החברה שג'יין ייסד הסתעפה בהדרגה לתחומי התמחות צבאיים אחרים.
İlk başta çok ilgilenmedi.הם לא האמינו לנו בהתחלה.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.הוא החל להתעניין במוזיקה אלקטרונית.
Taşçı, 25 yaşına kadar sporla pek ilgilenmedi.עד גיל 25 הוא לא התעניין במיוחד בתיאטרון.
Kendisi Biyolojik moleküller ile ilgilenmeye başlamıştır.עם הזמן, הוא החל לפתח עניין בביולוגיה מולקולרית.
Bu dönemd dans ve koreografi ile ilgilenmeye başladı.בתקופה זו החליטה לוותר על קריירת הריקוד ולהתמקד בהוראת בלט ובכוריאוגרפיה.
Müziğe ara verdiği yıllarda Stradlin bol bol seyahat etti, motor sporları ve yarışlarla ilgilenmeye başladı.במהלך אותן שנים, סטראדלין טייל הרבה והקדיש את זמנו לשני תחומי עניין: מכוניות ומירוצים.
Bu yıllarda özellikle dayısının etkisiyle siyasetle ilgilenmeye başladı.במקביל היא כבר מתחילה להתעניין בפוליטיקה בהשפעת דוד שלה שעסק בפוליטיקה.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.היא התחילה ללמוד ריקוד מגיל 10.
Diğer dört kardeşi Ann, Joan, Bill, ve Susie de oyunculukla ilgilenmektedirler.לקיוזאק ארבעה אחים ואחיות אן, ביל, סוזי וג'ון קיוזאק, כולם עוסקים בתחום המשחק.
İlk başlarda onlarla ilgilenmeye başlar.עם הזמן החל לסייע להם.
Harpten sonra siyasetle ilgilenmeye başladı.לאחר מכן החל טרומן לפנות אל הפוליטיקה.
Öğrenciliği döneminde siyasetle ilgilenmeye başladı.בתקופת לימודיו החל להתעניין בפוליטיקה.