Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenme ile cümle

ilgilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
1984'ten beri posterlerle ilgilenmeye başlamıştır.Άρχισε να ασχολείται με τον χώρο των κόμικς από το 1984.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Ο Σουλεϊμάν καταλαμβάνει τη Βούδα.
Şu an müziği tamamıyla bırakmıştır ve sadece bisiklet hobisi ile ilgilenmektedir.Από το 1982 έχει εγκαταλείψει τη μουσική και ασχολείται αποκλειστικά με τη ζωγραφική.
Peter Jackson ve Fran Walsh, The Hobbit filmini çekmekle 1995 yılında ilgilenmeye başladı.Peter Jackson og Fran Walsh havde interesse i at virkeliggøre Hobbitten allerede i året 1995.
Ölümünden birkaç yıl önce Hayat sigortası ile ilgilenmeye başladı.Hun var indtil få dage før sin død optaget af sin sociale virksomhed.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Han blev inspireret af andre sportsgrene.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.På stranden giver Charlie Claire lidt vand.
Taşçı, 25 yaşına kadar sporla pek ilgilenmedi.Hun havde faktisk heller ikke masturberet for alvor indtil hun var 25.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Vespasian ankommer til Judæa for at bekæmpe det jødernes oprør.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Han deltog ikke siden i politik.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Rom har traditionelt været dybt involveret i processen omkring europæisk politisk integration.
1950'lerin sonundan beri profesyonel olarak müzikle ilgilenmektedir.Den er blevet indspillet af adskillige professionelle musikere siden 1950'erne.
1889'da siyasetle ilgilenmeye başladı.Han trak sig fra det politiske arbejde i 1881.
Göktürk tüccarları ise genellikle hayvan sürülerinin ticareti ile ilgilenmekteydi.Man kan købe frosne mus i de fleste dyrehandlere.
Harpten sonra siyasetle ilgilenmeye başladı.Guiteau begyndte herefter at interessere sig for politik.
Ayrıca kadın haklarıyla ilgilenmeye başladı ve cüzzama yakalanmış kişilere yardım eden bir aktivist oldu.Her kom hun i kontakt med en organisation, der hjalp politiske fanger.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Proust ble involvert i skriving og utgivelser i tidlig alder.
Kruger oyunculuk ile ilgilenmeye başladı ve Cours Florent'da oyunculuk dersi aldı.Kruger ble snart interessert i skuespill og tok timer på Cours Florent.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Roma hadde alltid vært meget tilbakeholdne med å involvere seg i forholdene i øst.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.Men disse vestmakter var ikke særlig mottagelige.
Mimariyle ve Houston Stewart Chamberlain’ın yazılarıyla daha da ilgilenmeye başladı.Han ble også kjent med den rasistiske forfatteren Houston Stewart Chamberlains verker.
Sanayi sektörüyle ilgilenmektedir.Interessefellesskap i industrien.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.Men dessverre blir de overrasket av politiet.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Allerede i barndommen begynte han å interessere seg for fugler.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.Engelske klubber ble da interessert i Hysén.
Ayrıca binicilik sporu ile ilgilenmektedir.Han er også interessert i motorsport.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.I en alder av 14 år ble hun interessert i teater.
1950'lerin sonundan beri profesyonel olarak müzikle ilgilenmektedir.Han har vært profesjonell musiker siden slutten av 1980-tallet.
Burada emlak - inşaat işleri ile ilgilenmektedirler.Faget inkluderer: Grunnarbeid på bygg- og anleggsplasser.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Han deltok ikke siden i politikk.
Üniversite yıllarında fotoğraf ile ilgilenmeye başladı.Hun begynte å ta timer i fotografi.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Ordningen med egne perleinspektører svarte seg ikke lenger.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Etter at Vespasian var blitt keiser fortsatte Titus således å kjempe mot de jødiske opprørere i Iudaea.
Flea da Fear'i bırakıp Red Hot Chili Peppers'la ilgilenmeyi seçti.Cliff Martinez, en bekjent av Flea, ble snart spurt om å slutte seg til Red Hot Chili Peppers.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Willem-Alexander tertarik dengan olahraga dan pengelolaan air internasional.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Ia tampak hanya tertarik pada minum minuman beralkohol dan berusaha mencari pasangan.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.Pada abad ke-19 dan awal abad ke-20, timur Kuba utamanya terlibat dalam penanaman coffea.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Ia tidak pernah memperoleh kepentingan politik lagi.
Flea da Fear'i bırakıp Red Hot Chili Peppers'la ilgilenmeyi seçti.Flea meninggalkan Fear untuk bersama Red Hot Chili Peppers.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Anaknya, Titus, tetap tinggal di Yudea untuk menghadapi pemberontakan Yahudi.
Ukrayna bölgesel çevre konularında işbirliği ile ilgilenmektedir.Ukraina tertarik bekerja sama di tingkat regional untuk isu lingkungan.
Leonardo matematik ve bilim ile ilgilenmeyi seven Roma İmparatoru II. Frederick ile dost oldu.Leonardo pernah menjadi tamu Kaisar Frederick II, yang juga gemar sains dan matematika.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.Kami masih berbicara dengan polisi.
Aynı zamanda resimle de ilgilenmeye başladı.Ia juga mennggemari fotografi.
Bunun yerine daha çok matematikle ilgilenmeye karar verdi.Kemudian dia pindah ke universitas lain karena ketertarikannya yang lebih pada matematika.
Daha sonra yoga ve oyunculukla ilgilenmeye başladı.Pada saat itu, ia sudah mulai tertarik dengan ilmu-ilmu gaib dan yoga.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Sprouse sangat tertarik dengan fotografi.
Aynı günlerde amatör olarak ticaretle ilgilenmeye de başlamıştı.Pada saat bersamaan mereka juga mulai serius berbisnis buku.
Sezon devam ederken Madrid, Asensio ile ilgilenmeye başladı.Perlahan namun pasti, Mario mulai mengagumi Karissa.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Willem-Alexander hiện đang quan tâm đến vấn đề quản lý đất nước và thể thao.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Eisenberg thích mèo và đã nhận nuôi nhiều động vật.
Gallienus, generali Aurelius Theodotus'u Aemilianus'un isyanı ile ilgilenmesi için Mısır'a gönderdi.Gallienus bèn gửi tướng Aurelius Theodotus đến Ai Cập để đối phó với Aemilianus.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Colin bắt đầu say mê điện ảnh.
Bu bağlamda Hesse Alman savaş tutsakları için kitaplar toplamak ve göndermekle ilgilenmekteydi.Trong khuôn khổ này, từ đó Hesse đi quyên góp và gửi sách cho các tù binh người Đức.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.Những việc chính yếu không bị xếp lại phía sau.
Leonardo matematik ve bilim ile ilgilenmeyi seven Roma İmparatoru II. Frederick ile dost oldu.Leonardo trở thành vị khách thường xuyên của Hoàng đế Frederick II, người rất thích toán học và khoa học.
AS’li kişiler dinleyenin konuşma ile ilgilenip ilgilenmediğini takip edemezler.Dù vậy, ông cảm thấy người dân Mỹ không còn muốn lắng nghe.
Soyut cebir aksine temel cebir, cebirsel yapı ile ilgilenmez, reel sayı ve karmaşık sayılarla ilgilenir.Khác với đại số trừu tượng, đại số sơ cấp không quan tâm tới cấu trúc đại số ngoài số thực và số phức.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Ngoài ra, đất nước này còn sản sinh ra nhiều môn thể thao khác nữa.
Melanie'nin evinde Scarlett'in Ashley ile ilgilenmesi Rhett'in Scarlett'i terk etmesine neden olur.Cái chết của Melanie khiến Scarlett bừng tỉnh.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod