İlk olarak Fransa, 1830'lu yılların başlarında Fas ile ciddi şekilde ilgilenmeye başladı.Franciaország már az 1830-as évek elejétől erős érdeklődést mutatott.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Kora ifjúságától kezdve rajongott a repülésért.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.A monumentális művészet érdekelte.
Sefaradlar geleneksel olarak el sanatları ve dış ticaretle ilgilenmeye devam ettiler.Foglalkozásuk hagyományosan a kereskedelem és kézművesség volt.
Bazı müzisyenlerse müzikle hobi olarak ilgilenmektedir.Csak hobbiként tekint a zenélésre.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Politikával ezután nem foglalkozott.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.13 évesen került kapcsolatba a színházzal.
Ancak 1980 yılından itibaren ciddi olarak tekrar fotoğrafla ilgilenmeye başladı.1980-ban kezdett el komolyabban foglalkoznia fotózással.
Ailesi John daha doğmadan önce Müzik ile ilgilenmekteydi.Szüleik is zenészek voltak, már születésük előtt.
Aynı günlerde amatör olarak ticaretle ilgilenmeye de başlamıştı.Még táncosként kezdett kereskedelemmel foglalkozni.
Tasavvufla çok fazla ilgilenmemiştir.Szicíliával nem volt ilyen egyszerű dolga.
Bu dönemde seramik ile ilgilenmeye başlar.Itt kezdett sumerológiával foglalkozni.
Buradaki zamanının bir kısmıyla arazilerinin bakımıyla ilgilenmek zorunda kaldı.A munka közben vigyázni kellett ezeknek az épségére.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Ezzel együtt a csapattársai azonban már nem bíztak meg benne.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.A parton Charlie Ekóról érdeklődik Claire-től.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Des nézegetni kezdi a fotót.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Mason alkaa valokuvata.
Bu bağlamda Hesse Alman savaş tutsakları için kitaplar toplamak ve göndermekle ilgilenmekteydi.Tässä tehtävässä Hesse huolehti sotavangeista keräämällä ja lähettämällä heille kirjoja.
Paris'e geri döndü ve sinema ile ilgilenmeye başladı.Hän palasi Pariisiin ja alkoi antaa pianotunteja.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.Nämä olivat kiinnostuneita elektronisesta musiikista.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Hän on myös neuvonut muita urheilijoita.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Urheilu-uransa jälkeen Tait on keskittynyt politiikkaan.
Sadece alkol almak ve zengin koca bulmakla ilgilenmektedir.Alkoholi on varattu lähinnä miehille ja rikkaille.
Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.Muiden asioiden ohella japanilaiset olivat kiinnostuneita portugalilaisten aseista.
Sneaker Pimps adlı müzik grubunun kurucularındandır ve IAMX solo projesiyle aktif olarak ilgilenmektedir.Hän oli perustajajäsenenä yhtyeessä Sneaker Pimps ja on nykyään aktiivinen IAMX-sooloprojektinsa kanssa.
Asla siyasetle ilgilenmedim, hiçbir siyasi partilerde yer almamaktayım.Arvonen ei ollut kiinnostunut politiikasta, eikä kuulunut milloinkaan edes ammattiliittoon.
Burada ekonomi, tarih ve doğa bilimleriyle de ilgilenmeye başladı.Hän perehtyi myös maantieteeseen, historiaan ja luonnontieteeseen.
"On A Friday" duyulmaya başlayınca prodüktörler ve müzik şirketleri grupla ilgilenmeye başladı.Kun On a Friday alkoi esiintyä useammin, levy-yhtiöt ja tuottajat kiinnostuivat yhtyeestä.
Bu dönemd dans ve koreografi ile ilgilenmeye başladı.Tämä artikkeli käsittelee tanssijaa ja koreografia.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Hän tuli kiinnostuneeksi musiikista varhaisessa iässä ja esiintyi lapsena koulukonserteissa.
Aynı zamanda resimle de ilgilenmeye başladı.Myös kuvaaminen alkoi pian kiinnostaa.
Bu sırada ablası kardeşi Madi ile ilgilenmektedir.Nykyisin tehtävässä toimii hänen veljensä Ihor.
18 kardeştirler ve kardeşlerin çoğu dansla ilgilenmektedir.Kahdeksan kuukauden iässä useimmat vauvat huvittuvat kurkistusleikeistä.
Okul idaresi ile ilgilenmez oldu ve zamanla okulun eski başarısı ortadan kalktı.Tämä ei kuitenkaan ollut kovin kiinnostunut filosofiasta, ja koulun opetus alkoi vähitellen taantua.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.Hän on ollut erittäin riippuvainen videopelien pelaamisesta 13-vuotiaasta lähtien.
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.Latvian vapautuminen kiinnosti häntä.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.Spiritualized-bändi on kiinnostunut siitä.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Nieminen - Murray kiinnostaa brittimediaa YLE Urheilu.
Doğal olarak Roma, Mısır'daki siyasi durumla yakından ilgilenmekteydi.Rooma oli luonteeltaan hyvin sotilaallinen valtio.
İlk başlarda onlarla ilgilenmeye başlar.Pian he aloittavat suhteen.
Bu dönemde tiyatro ile ilgilenmeye başladı.Mann kiinnostui tuolloin teatterista.
Onların ilgilenmesi için bir sürü sorun var.Heillä on monta ongelmaa huolehdittavana.
Özel ve dar ilgi alanları ile ilgilenmek AS’nin en çarpıcı özelliklerinden biridir.Η επιδίωξη συγκεκριμένων και στενών ενδιαφερόντων είναι ένα από τα πιο εντυπωσιακά χαρακτηριστικά του AS.
Cumartesi günleri, teyzesi Agnia Borisova ile ilgilenmek için tekrar Bereznik'e giderdi.Τα Σάββατα, η Σάνινα πήγαινε πάλι στο Μπέρεζνικ, για να φροντίσει την άρρωστη θεία της, Άγκνια Μπορίσοβα.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Εν τω μεταξύ ο Μέισον έχει δείξει ενδιαφέρον για τη φωτογραφία.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Έκτοτε, δεν ξανασχολήθηκε με την πολιτική.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Στην συνέχεια ανέπτυξε και άλλα αθλήματα.
Bu gazetede, Marksizm ile ilgilenmeye başlar.Στα πρώτα χρόνια του, ασχολήθηκε με τον μαρξισμό.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Έδειξε ενδιαφέρον για τη μουσική σε νεαρή ηλικία, και ως παιδί έπαιζε σε συναυλίες στο σχολείο του.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Μετά το τέλος της καριέρας του ασχολήθηκε με την πολιτική.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.Εκεί άρχισαν να τον παρακολουθούν οι αγγλικές μυστικές υπηρεσίες.
Sonsuz teorisi ise geometrik verilerin farklılaşması ile ilgilenmektedir.Η απειροελάχιστη θεωρία ασχολείται με τη διαφοροποίηση των γεωμετρικών στοιχείων.
İlk başta çok ilgilenmedi.Αρχικά δεν έλαβε ιδιαίτερη προσοχή.
Bilim varlık var mıdır gibi sorularla ilgilenmez.Δεν έχει κανένα θεμέλιο στις επιστημονικές αρχές.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.Ασχολείται επίσης με την ζωγραφική και την φωτογραφία.
Aynı zamanda resimle de ilgilenmeye başladı.Συγχρόνως επέδειξε ενδιαφέρον για τη φωτογραφία.
Jessie'nin annesi, oğluyla hep ilgilenmek ister fakat her zaman yüzüne gözüne bulaştırır.Η μητέρα του Σαμ έχει μεγάλη επιρροή και προσπαθεί συνέχεια να του φτιάξει την καριέρα.
1974 yılından itibaren Hristiyan Sosyal Halk Partisi'ne üye olarak aktif politika ile ilgilenmeye başlamıştır.Μετά το 1974, ξεκινά ενεργά την πολιτική της δραστηριότητα ως μέλος της ΟΝΝΕΔ.
Şiirle ciddi olarak ilgilenmeye başlaması bu döneme rastladı.Τότε άρχισε να ασχολείται σοβαρά με το γράψιμο.
Joel Coen konuyla ilgili olarak "Gerçeğe bağlılık ile çok ilgilenmedik.Ο Τζόελ Κοέν αναφέρει: "Δεν μας ενδιαφέρει αυτού του είδους η ακρίβεια.