Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenme ile cümle

ilgilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Michael Corleone gibi bir oğlu ve bir kızı olması ve oğlunun mafya ile ilgilenmek istememesi.Вона хоче, щоб у дитини був батько, а не постійно виїжджаючий дядя Коля.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Поліція знову ні з чим.
Aynı günlerde amatör olarak ticaretle ilgilenmeye de başlamıştı.У цьому ж році його хотіли перепідпорядкувати Наркомату торгівлі.
1889'da siyasetle ilgilenmeye başladı.Політичну діяльність почав з 1889.
Belçika – Belçikalı yayıncı Ketnet yarışma ile ilgilenmediklerini belirtmiştir.Бельгія: Бельгійський уряд заявив, що він може переглянути стосунки із ДРК.
Öğretim üyesiyken siyasetle ilgilenmeye başladı.Під час навчання в коледжі зацікавився політикою.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Канішка заохочував буддизм.
Piyer panenteizm ve Ölümden sonra yaşam ile ilgilenmeye başlar.Він починає пити та думати про смерть.
Kimse ilgilenmedi.Нікому не було цікаво.
Ancak Amélie diğer insanlarla ilgilenirken, kimse kendisiyle ilgilenmemektedir.Ale zatímco se Amélie stará o ostatní, nikdo se nestará o ni.
Ölümünden birkaç yıl önce Hayat sigortası ile ilgilenmeye başladı.Několik let před svou smrtí se zabýval otázkami životního pojištění.
Bu hareket Henry Jenner ve Robert Morton Nance'ın 1904'te Kernevekçe'yle ilgilenmeleriyle başladı.O něj se postarali Henry Jenner a Robert Morton Nance v roce 1904.
Bu sıralarda İngiltere kulüpleri kendisiyle ilgilenmeye başladı.V tomto období si ho začaly všímat i ostatní německé kluby.
Kaplan, yönetim bilimlerinin ve genel işletme üniversite ortamının geleceğiyle ilgilenmektedir.Chci, aby všichni cítili sounáležitost a zodpovědnost za budoucnost fakulty.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Proust psal a publikoval od útlého věku.
1950'lerin sonundan beri profesyonel olarak müzikle ilgilenmektedir.Profesionálně se hudbě věnuje od 60. let 20. století.
Şiirle ciddi olarak ilgilenmeye başlaması bu döneme rastladı.V té době se u něho začal projevovat zájem o poezii.
İlk başta çok ilgilenmedi.Nejdřív ji nebrali vážně.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Již od dětství se zajímal o letectví.
1820'li yıllarda astronomiyle ilgilenmeye başladı.Od roku 1821 se začal zabývat více astronomií.
O dönemde sanatsal fotoğraf ve fotomontaj, heykeltıraş ve resimle ilgilenmeye başladı.V této době se začal zajímat o uměleckou fotografii, fotomontáž, sochařství a malbu.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Po skončení sportovní kariéry se věnoval politice.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.Zajímal se o pantomimu.
Ama işadamlığında başarılı olamayınca siyasetle ilgilenmeye başladı.Její podnikání však bylo přerušeno, když se o její aktivity začala zajímat policie.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.Profesionálně hraje od roku 1996.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Chodívalo se sem i za dalšími různými atrakcemi.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Do politiky však již nezasahoval.
Liberal Düşünce Topluluğu aktif politikayla ilgilenmemektedir.Moderátor do pořadu úmyslně nezve aktivní politiky.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.Pro divadlo se rozhodla již ve svých 13 letech.
Casper ile pek ilgilenmez.S Dempseym se nemají moc rádi.
Hesse, Budizm’le ilgilenmekteydi.Ralpačän byl velmi nakloněn buddhismu.
Bu gazetede, Marksizm ile ilgilenmeye başlar.V té době se začal Lacis seznamovat s marxismem.
Bu yüzden onların karıştıkları küçük olaylarla ilgilenmeye başlarlar önce.Proto se malé děti, dříve než si začnou být vědomy vlastní důležitosti, učí tak snadno.
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Je doprovázen moderní hudbou.
Kurt adam olmadan önce onunla hiç ilgilenmezdi ancak kurt adam olduktan sonra ona ilk bakışında mühürlendi.Zprvu není nebezpečný, ale po přeměně ve vlkodlaka už ano.
Marge, Homer'ın kendisiyle ilgilenmediğini ve saygı duymadığını düşünerek bunalıma girer.Marge je na Homera hrdá, že se nenechal uplatit a zlomit.
1930'ların başında Compton kozmik ışınlar ile ilgilenmeye başladı.Pe la începutul anilor 1930, Compton devenise interesat de radiațiile cosmice.
Willem-Alexander, spor ve uluslararası su yönetimi ile ilgilenmektedir.Regele Willem-Alexander este interesat în probleme internaționale de management al apei și de sport.
Öğretim üyesiyken siyasetle ilgilenmeye başladı.În facultate, a devenit interesat de politică.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Proust a scris și a publicat din tinerețe.
Alfred Nobel de nitrogliserin ile ilgilenmektedir.Alfred Nobel inventează dinamita.
Bunun yerine avcılıkla ilgilenmeyi tercih ediyordu.Preferă să vâneze în zbor.
The Times gazetesinden Priya Elan, şarkıyla ilgilenmeyerek sadece "planlanmış" yorumunu yaptı.Priya Elan de la ziarul The Times s-a declarat neimpresionat de melodie, numind-o calculată.
Ancak, 1970'lerin ortasından itibaren sinemadan uzaklaşarak yalnızca müzikle ilgilenmeye başladı.La începutul anilor 1950, însă, el se dedică exclusiv muzicii ușoare.
Bu çağrı üzerine Sezar, Pompeius kardeşlerle ilgilenmek üzere İtalya'dan ayrılarak Hispania'ya geçti.Astfel, Cezar a fost obligat să plece din Roma spre Hispania pentru a trata problema fraților Pompeius.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.În paralel urmează cursuri de balet și dans modern.
Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar.Încă din gimnaziu este preocupat de literatură.
Sanat ve özellikle heykel ile 1920'lerin sonlarına doğru ilgilenmeye başladı.Definiția și evaluarea artei a devenit problematică mai ales de la începutul secolului 20.
Jessie'nin annesi, oğluyla hep ilgilenmek ister fakat her zaman yüzüne gözüne bulaştırır.Este îndrăgostit de bona lui, Jessie, și mereu încearcă să-i atragă atenția.
Erken yaşlardan itibaren felsefe ile ilgilenmeye başladı.De la o vârstă fragedă a fost interesat de filozofie.
13 yaşından beri tiyatro ile ilgilenmektedir.La vârsta de 6 ani a devenit interesată de teatru.
Bu yüzden Charlie'den amcasıyla ilgilenmesini rica eder ve sevgilisinin yanına döner.Ea este preocupată de viitorul fiului ei și îl lasă să plece cu Jedi.
Kendi kendini geliştirmiş olan babası müzik ve edebiyat ile ilgilenmekteydi.Ea i-a insuflat și soțului ei interes asupra muzicii și literaturii.
Derulo, beş yaşından itibaren müzikle ilgilenmeye başladı.Alex și-a descoperit atracția pentru muzică încă de la vârsta de 5 ani.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.În ultimul timp el a fost cedat altor cluburi sportive.
Kapıya kadar onunla ilgilenmene gerek yoktu.Nu era nevoie să îl conduci până la uşă.
Kapıya kadar onunla ilgilenmene gerek yoktu.Nu era necesar să îl conduci până la uşă.
İlgilenmeme gerek yok.Nu trebuie să am grijă.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Később több egyéb sportággal is próbálkozott.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.De az európai hatalmak egyáltalán nem lelkesedtek az ötletéért.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod