Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.De rest van de ploeg krijgt geen contact meer met hem.
Emekliliğinden sonra Kıbrıs'a döner ve kültür çalışmaları ile ilgilenmeye başlar.Sinds hij op pensioen gegaan is, leeft hij teruggetrokken en houdt hij zich bezig met zijn bijen.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Harrison had zijn leven lang interesse voor fotografie.
Olayların perde arkasıyla ilgilenmez.De buren zien alles vanachter de gordijnen.
Erken yaşlarda fizikle ilgilenmeye başladı.Al op vroege leeftijd raakte hij geïnteresseerd in natuurkunde.
Harpten sonra siyasetle ilgilenmeye başladı.Hierna is Hubèrt de politiek in gegaan.
Giderek daha çok Devrim'in ekonomik tarihiyle ilgilenmeye başladı.Ze stonden steeds meer onder de invloed van de revolutionaire ideeën.
Macaristan’da popülerliği artan küp ile Batılı bilimadamları da ilgilenmeye başladı.Tijdens de studie in St. Niklaas begon hij zich ook voor de menselijke figuur te interesseren.
Bu sıralarda omurgasız hayvanlar ile ilgilenmeye başlamıştı.Hij begon zich toen al te interesseren aan pacifistische organisaties.
Çocukların %59'u en az bir spor dalıyla ilgilenmektedir.97% van de Lierse jeugd beoefent een sport.
Çok küçük yaştan itibaren müzikle ilgilenmeye ve enstrüman çalmaya başladı.Al op jonge leeftijd begon hij muziek te spelen en te zingen.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Proust wcześnie zaczął pisać i publikować.
19. ve 20. yüzyılın başlarında doğu Küba, öncelikli olarak coffea yetiştiriciliğiyle ilgilenmekteydi.W XIX i na początku XX wieku, wschodnia Kuba była głównym ośrodkiem uprawy kawowców.
Yirmi iki yaşına geldiğinde Toulouse'a döndü ve yeniden müzik ile ilgilenmeye başladı.W wieku dwudziestu dwóch lat powróciła jednak do Tournefeuille, gdzie postanowiła zająć się muzyką.
Bu dönemd dans ve koreografi ile ilgilenmeye başladı.Obudziło to w nim zainteresowanie tańcem i choreografią.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.Historią naturalną zaczął interesować się w St Edward's School w Oksfordzie.
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.Działa zakupiła również Libia.
Elektronik müzikle ilgilenmektedir.Żywo interesowała się muzyką elektroniczną.
Kendisinin yanı sıra ablaları da müzikle profesyonelce ilgilenmektedirler.Oprócz ojca zawodowo muzykowali wujowie.
On iki yaşındayken sahne ile ilgilenmeye başladı.W wieku 12 lat zaczął grać na scenie.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Dobrze wiecie, że nikt już go nie chce.
Ancak, 7 Nisan 1789'da vefat edene kadar devlet işleriyle ilgilenmeye devam etti.Pomimo to faktycznie zachował duży wpływ na sprawy państwowe aż do swojej śmierci 7 lutego 1799.
Artık bütün dünyanın başkentleri Çin'de olanlarla yakından ilgilenmeye başlamıştı.W mieście wywiązały się walki, w których zaczęli przeważać Chińczycy.
Bu dönemde tiyatro ile ilgilenmeye başladı.W tym czasie zainteresował się teatrem.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.Od 1996 uczestniczy w zawodach.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.W kraju działa także kilka grup zawodowego baletu i tańca nowoczesnego.
"On A Friday" duyulmaya başlayınca prodüktörler ve müzik şirketleri grupla ilgilenmeye başladı.Gdy wzrosła liczba występów na żywo, zespołem On A Friday zainteresowały się wytwórnie i producenci muzyczni.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Po zakończeniu kariery sportowej zajął się polityką.
İnsanları, tüm bu şeylerin bir araya geldiği süreçle çok ilgilenmekte.Nie możemy się doczekać spotkania z tymi kilkoma, którzy przebędą całą tę drogę.
Prens, bu hırslı ve güzel Yabancı Prenses'le ilgilenmeye başlar.Wciąż czeka na całusa od pięknej księżniczki.
Bu olayla ilgilenmesi için Bonham çağrılır.M zleca Bondowi zająć się tą sprawą.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.Zaczyna się nim interesować policja.
Isıbilgisi kuramı istatistikler varyasyonlarla ilgilenmez.Badania nad rodzajem Neomys Kaup.
2006 yılında grup duraksama dönemine girdi.Üyeler yan projeleriyle ilgilenme fırsatı buldular.W 1996 roku grupa zrobiła sobie wakacje, więc jej członkowie mogli skupić się na swoich głównych projektach.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Od dziecka marzyli o tworzeniu muzyki i śpiewali już w przedszkolu.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.Zajmuje się ponadto fotografią i projektowaniem.
Burada sanatın başka alanlarıyla da ilgilenmeye başladı.Działał też z innymi artystami tego nurtu.
Eisenberg, kedileri çok sevmektedir ve hayvan beslemekle ilgilenmektedir.Jesse Eisenberg är väldigt förtjust i kattdjur och har varit engagerad i omhändertagande av djuren.
Komünizmle ilgilenmeye başladı ve 1943'te yeraltı Bulgar Komünist Partisine katıldı.Han blev intresserad av kommunismen, och anslöt sig till det underjordiska bulgariska kommunistpartiet 1943.
1979 yılının Kasım ayında yapımcılar Jon Peters ve Peter Guber proje ile ilgilenmeye başladılar.I november 1979, gick producenterna Jon Peters och Peter Guber med i projektet.
Albüm sonrası müzik teorisi, yazımı, notalar ile ilgilenmeye başladı.Musikvideon börjar med den handskrivna texten I wish I knew him better.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Emanuel är också intresserad av fotografering.
Daha sonra müzikle ve özellikle gitar ile ilgilenmeye başladı.Han började samtidigt att intressera sig för musik och då främst rockmusik.
Bunun yerine daha çok matematikle ilgilenmeye karar verdi.Därtill var han mycket intresserad av matematik.
İlkokul sıralarında tiyatro ile ilgilenmeye başladı.I tidiga tonåren kom han i kontakt med teater.
On iki yaşındayken sahne ile ilgilenmeye başladı.Hon började intressera sig för teater vid tolv års ålder.
Kirkland, küçük yaştayken resimle ilgilenmeye başladı.Kirkland utvecklade ett intresse för att teckna vid unga år.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.Västländerna tog emot dessa utan problem.
Eugène Delacroix'nın bazı eserlerini gördükten sonra resimle ilgilenmeye başladı.Personer som Eugène Delacroix förebådade impressionismen.
Vespasian'ın oğlu Titus, Yahudi isyanıyla ilgilenmek için Judaea'da (Yahudiye) kaldı.Vespasianus kommer till Judeen för att kväsa det judiska upproret.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Більше його не цікавить ніхто.
Asla siyasetle ilgilenmedim, hiçbir siyasi partilerde yer almamaktayım.Не брав участь у політичному житті країни і не належав до жодної з політичних партій.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Спроус має інтерес до фотографії.
Orada seyir ve haritacılıkla ilgilenmeye başlamıştır.Там він зацікавився навігацією й картографією.
Yargıç, bölge valisi tarafından seçilirdi ve davalarla ilgilenmek için bununla yakın bir şekilde çalışırdı.Суддя призначався місцевим губернатором, з яким тісно працював і розпоряджався стосовно справ.
Bu okulda edebiyat ile de ilgilenmeye başlar.В школі Джим почав серйозно цікавитись літературою.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.Вартові на західній стороні не мали поняття про те, що трапилося.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.З юних років захоплювався астрономією.
Daha sonra yoga ve oyunculukla ilgilenmeye başladı.Тоді вона зайнялася йогою і акторським ремеслом.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.З юних років захоплювався літаками.