Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenme ile cümle

ilgilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Mustafa Kemal de bu konuyla 1905-1907 tarihleri arasında Suriye'deyken ilgilenmeye başladı.بدأ اهتمام مصطفى كمال بهذا الموضوع منذ أن كان متواجداً في سوريا في الفترة من 1905م-1907م.
Yargıç, bölge valisi tarafından seçilirdi ve davalarla ilgilenmek için bununla yakın bir şekilde çalışırdı.القاضي يتم تعيينه من قبل الحاكم المحلي ويعملان معاً على حل القضايا.
İstanbul'da doğmuş ve küçük yaşta edebiyat ile ilgilenmeye başlamıştır.ولد في اسطنبول وبدأ الإهتمام بالأدب في سن صغير.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.لا أحد يهتم الآن باستثناءه.
Sosyal biliş araştırmacıları aynı zamanda aktive olan şemaların düzenlemesi ile de ilgilenmektedirler.يهتم الباحثون في مجال الإدراك الاجتماعي أيضًا بدراسة تنظيم المخططات العقلية المنشطة.
Kruger oyunculuk ile ilgilenmeye başladı ve Cours Florent'da oyunculuk dersi aldı.سرعان ما أصبحت كروغر مهتمة بالتمثيل وقامت بأخذ دروس في التمثيل في Cours Florent.
Sunucular da istemcilerde bulunan kullanıcı durumuyla ilgilenmezler.جل المستخدمين لا يهتمون بالإجابة في صفحات نقاشهم عن أسئلة المستخدمين.
Paris'e geri döndü ve sinema ile ilgilenmeye başladı.بعد ذلك عادت إلى بيروت وبدأت في إخراج الأفلام.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.كان يهتم كذلك بالرسم والتصوير الفوتوغرافي.
Münch 2001'den beri İngiliz yarış atlarıyla ilgilenmektedir.يلعب حاليا لصالح نادي فولهام الإنجليزي منذ 2008 .
Erken yaşlarda fizikle ilgilenmeye başladı.ظهر اهتمامه بالفيزياء مبكرا .
Asla siyasetle ilgilenmedim, hiçbir siyasi partilerde yer almamaktayım.أود البقاء لكني لا أجد موقفا للسيارات.
Nüfusun çok küçük bir kısmı rant üretimiyle ilgilenmektedir.نسبة صغيرة من السكان مشاركة في توليد الريع.
Bu bağlamda, Türkiye'yle ilgilenmesi, 1950'li yılların başlarına rastlamaktadır.هذه مهتم بها، من بين أمور أخرى، الكاراتيه اهتم به في سنوات الثلاثين.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.كما قال ثلثهن أنهن لا يرغبن في الحيض مطلقا بعد الآن.
İlk başta çok ilgilenmedi.البداية كانت غير مشجعة.
Genç yaşında müzikle ilgilenmeye başladı.بدأ اهتمامه بالموسيقى في سن مبكرة.
Aynı zamanda Michonne (Danai Gurira), hasta olan Andrea (Laurie Holden) ile ilgilenmektedir.Enquanto isso, Michonne (Danai Gurira) cuida de Andrea (Laurie Holden), que está doente.
Beth ve Dr. Edwards hastaneye yeni gelen Gavin adındaki bir hasta ile ilgilenmek üzere çağrılırlar.Ela e Dr. Edwards são chamados para cuidar de um novo paciente, Gavin.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.Na praia, Charlie oferece a Claire um pouco de água.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ela dança desde os 10 anos de idade.
Japonlar, Portekizlilerin elde tutulabilir silahlarıyla ilgilenmekteydiler.Os japoneses estavam interessados nas armas de fogo portuguesas.
1979 yılının Kasım ayında yapımcılar Jon Peters ve Peter Guber proje ile ilgilenmeye başladılar.Em novembro de 1979, os produtores Jon Peters e Peter Guber se juntaram ao projeto.
İlk başta çok ilgilenmedi.A ideia não agradou a princípio.
Sneaker Pimps adlı müzik grubunun kurucularındandır ve IAMX solo projesiyle aktif olarak ilgilenmektedir.Ele foi membro fundador da banda Sneaker Pimps e agora está no seu projeto solo intitulado, IAMX.
Başta Nick ilgilenmez.Inicialmente, ele é questionado por Nick.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.Começou a manifestar interesse em História Natural na St. Edward's School, Oxford.
Bu sıralarda omurgasız hayvanlar ile ilgilenmeye başlamıştı.No início possuía animais grandes.
Bu nedenle yüzmeden uzaklaşıp yoga ve oyunculukla ilgilenmeye başladı.Ela parou os dois e começou a fazer yoga e atuação.
Siyasetle ilgilenmeyip öğretmenlik ve tüccarlıkla geçinmeye çalıştı.Não exerceu a advogacia dedicando-se à política e aos negócios.
Ayrıca aktif olarak siyaset ile de ilgilenmektedir.Também se envolveu ativamente na política.
FDA, konuyla ilgilenmek üzere bir müfettiş atadı.A Zone Reality tem um detective que investiga o caso.
Bu dönemde Wundt’un yeni psikolojisi ile ilgilenmeye başladı.A partir de então, passa a infernizar a vida do trio.
Melanie'nin evinde Scarlett'in Ashley ile ilgilenmesi Rhett'in Scarlett'i terk etmesine neden olur.Depois de visitar Melanie em seu leito de morte, Scarlett consola Ashley, fazendo Rhett voltar para casa.
Gençken müzikle ilgilenmeye başladı ve rap yapmaya ve beat üretmeye başladı.Inspirado por sua música, desenvolveu interesse em fazer rap e começou a ter aulas.
Okuldaki çalışmalarında da hareket ile ilgilenmekteydi.Estão relacionados com as atividades da escola?
Zamanla yaşam biçimini değiştirerek siyasetle ilgilenmeye başladı.Período no qual se começou a interessar pela vida política.
Bunun yerine avcılıkla ilgilenmeyi tercih ediyordu.Ao invés disso, ela inspirava medo nos caçadores.
Sunucular da istemcilerde bulunan kullanıcı durumuyla ilgilenmezler.O servidor não cumpre uma das condições que o solicitante coloca na solicitação.
Asla siyasetle ilgilenmedim, hiçbir siyasi partilerde yer almamaktayım.Nunca foi um politico, não se filiou num partido nem desempenhou cargos politicos.
Genç yaşta müzikle ilgilenmeye başlamış ve çocukluğunda okulunda konserler vermeye başlamıştır.Interessa-se por música na adolescência, começando a tocar instrumentos na escola.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Nunca se interessou pela política.
Bununla birlikte modern müzikle de ilgilenmektedir.Também se interessava por músicas tradicionais.
Aynı zamanda tasarımcılık ve fotoğrafçılıkla ilgilenmektedir.Dedica-se também ao desenho gráfico e à pintura.
Borussia Dortmund Helmer ile ilgilenmeye başladı.Atualmente defende o Borussia Dortmund.
Ancak Batı güçleri bu girişimlerle pek ilgilenmediler.Contudo, políticos soviéticos não estavam muito entusiasmados a respeito.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Por seu lado, o filho John aceita mal a ideia de cuidar do pai.
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.Na zijn sportieve carrière ging hij de politiek in.
Bunun sonucunda Charlie, bebekle ilgilenmeye başlar.Hierdoor zorgt ze graag voor baby Tommy.
Kruger oyunculuk ile ilgilenmeye başladı ve Cours Florent'da oyunculuk dersi aldı.Kruger werd geïnteresseerd in acteren en nam lessen bij het Cours Florent.
Kaplan, yönetim bilimlerinin ve genel işletme üniversite ortamının geleceğiyle ilgilenmektedir.Kaplan is geïnteresseerd in de toekomst van managementonderwijs en het algemene business schoollandschap.
Burada başka sporlarla ilgilenmeye devam etmiştir.Hiernaast beoefent hij ook andere sporten.
Başta Nick ilgilenmez.Tom is eerst niet geïnteresseerd in haar.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.Dmitri raakte al op jonge leeftijd geïnteresseerd in astronomie.
Kendi kendini geliştirmiş olan babası müzik ve edebiyat ile ilgilenmekteydi.Zijn vader was een autodidact met belangstelling voor muziek en literatuur.
Michael Douglas rolle ilgilenmeye başlamıştı ve rolü ona verdiler.Pierre Dutour begreep het precies en ging aan het werk.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.Zijn eerste interesses in natuurhistorie begon hij te vertonen aan de St. Edward's School in Oxford.
Roma her zaman doğuda neler olup bittiğiyle ilgilenmek konusunda biraz ilgisiz davranmıştır.Tegenwoordig is er geleidelijk meer aandacht gekomen voor wat de Roma is overkomen.
Viyana'da geçirdiği yıllarda ise ömür boyu en büyük tutkusu olacak edebiyatla ilgilenmeye başlar.Tijdens zijn jaren in Wenen werden filosofie en letterkunde zijn grootste interesses.
Bir daha da politikayla ilgilenmedi.Hij interesseerde zich niet voor politiek.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod