Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilenme ile cümle

ilgilenme kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Polisin sorunla ilgilenmesine izin vermeliydik.Avremmo dovuto permettere che la polizia si occupasse del problema.
1911 ve 1915 yılları arasında Hohmann gezegenlerarası uzay sorunu ilgilenmeye başladı.Tra il 1911 e il 1915 Hohmann si interessò molto ai problemi dei voli spaziali interplanetari.
Erken yaşlarda fizikle ilgilenmeye başladı.Si interessò precocemente alla fisica.
Bunun yerine daha çok matematikle ilgilenmeye karar verdi.In seguito si interessò di più alla matematica.
Fomenko, Nikolay Morozov’un ortaya koyduğu şüphe uyandıran iddialarla 1973 yılında ilgilenmeye başlamıştır.Fomenko si interessò nelle Teorie problematiche di Nikolaj Morozov durante il 1973.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.Sulla spiaggia, Charlie offre a Claire un po' d'acqua.
Joel Coen konuyla ilgili olarak "Gerçeğe bağlılık ile çok ilgilenmedik.Joel Coen ha detto: «Noi non eravamo interessati a questo tipo di fedeltà.
Jane’in kurduğu şirket askeri uzmanlığın diğer alanlarıyla ilgilenmeye başladı.L'azienda fondata da Jane si è gradualmente ramificata in altre sedi di competenza militare.
1979 yılının Kasım ayında yapımcılar Jon Peters ve Peter Guber proje ile ilgilenmeye başladılar.Nel novembre del 1979, Jon Peters e Peter Guber si associarono al progetto.
İlk başlarda, Klee, bu konuyla hiç ilgilenmedi.Inizialmente Bowen non vuole aver nulla a che fare con questo.
Huo ailesi uzun yıllardan bu yana Wushu sanatıyla ilgilenmekteydiler.Ho la moglie, caro Ugo, da molti anni pazza.
Daha sonraları Maxwell'in çalışmaları ile ilgilenmeye başladı.Poco dopo la coppia viene sorpresa anche da Maxwell.
Mr.Bean, Irma'nın sadece kendisi ile ilgilenmesini ister.Solo il dottor Inukai si fida di lei.
St. Edward's School, Oxford'da doğa tarihi ile ilgilenmeye başladı.Cominciò a mostrare interesse verso la storia naturale alla St. Edward's School, a Oxford.
Çocukluk yıllarından itibaren havacılıkla ilgilenmeye başladı.Fin da giovane Frati si appassionò all'aviazione.
10 yaşından beri dansla ilgilenmektedir.Ha iniziato a ballare a 10 anni.
Ayrıca Libya ilgilenmektedir.Oltre che dalla Libia vengono utilizzate anche dall'Algeria.
Asla siyasetle ilgilenmedim, hiçbir siyasi partilerde yer almamaktayım.Sapeva di politica e io non ho mai fatto concerti politici.
Aynı zamanda resimle de ilgilenmeye başladı.S'interessò anche di fotografia.
Bunun sonucunda Charlie, bebekle ilgilenmeye başlar.Ora George dovrà prendersi cura tutto da solo della piccola orfana.
Bu noktadan sonra Ali Bey, cariye olan Dilaşup'la ilgilenmeye başlar.Intanto Sam inizia a interessarsi al contratto che lo lega al Diavolo.
Profesyonel olarak bale ve modern dansla da ilgilenmektedir.Oggi si pratica anche Karate e danza moderna.
Öyle ki diğer takım üyeleri artık onunla ilgilenmek istememiştir.Così la sua consapevole consorte non volle più tollerare.
FDA, konuyla ilgilenmek üzere bir müfettiş atadı.Wens è il commissario responsabile dell'indagine.
Ancak, genç kadın şeytanla ilgilenmez ve başka bir adamla evlenmeye karar verir.Purtroppo l'ufficiale la dimentica e si sposa con un'altra donna.
1996 yılından beri oyunculukla ilgilenmektedir.Dal 1996 gioca con il Comunicaciones.
Bu akşam ilgilenmek zorunda değilim.Мне не надо сегодня вечером заниматься.
Kimse bir çocukla annesi kadar ilgilenmez.Никто не заботится о ребенке так, как мама
Ali gibiler maaşına ve avantasına bakar, seçimi kimin kazandığıyla ilgilenmez.Таких людей, как Александр, заботят только зарплата и прибыль, им не интересно, кто победил на выборах.
Bundan ötürü John, babasının ev bakımı gibi günlük işlerle ilgilenmesi için uğraşır.Джон пытается вовлечь отца в повседневную жизнь, например, в дела по дому.
Proust çok erken yaşlarda yazma ve yayınlanma işiyle ilgilenmeye başladı.Пруст рано начал писать и публиковаться.
Sahilde Charlie, Claire ile ilgilenmektedir.На пляже Чарли нянчился с ребёнком Клер.
Artık kimse kendisiyle ilgilenmez.Лично мне вы больше не нужны.
Pandomim sanatıyla ilgilenmektedir.Расскажем об искусстве пантомимы..
Spor kariyerinden sonra politikayla ilgilenmeye başladı.По окончании спортивной карьеры занялся политикой.
Bundan dolayı zaman kaybı olarak değerlendirdiği hiçbir şeyle ilgilenmez.«Нет такого понятия, как трата времени впустую.
Evli ve üç çocuk babası olup aynı zamanda yeminli mütercimlik yapmakta ve sporla ilgilenmektedir.Женат, имеет троих детей, а также спортивный разряд по боксу.
Yürüyüş, kano sporu, uçuş, paraşütçülük ve jimnastikle ilgilenmektedir.Увлекается пешим туризмом, греблей на каноэ, пилотированием, парашютным спортом, гимнастикой.
Mimariyle ve Houston Stewart Chamberlain’ın yazılarıyla daha da ilgilenmeye başladı.Впоследствии его идеи были развиты Хьюстоном Стюартом Чемберленом.
Grup, polisle ilgilenmeye başlar.У неё начинаются проблемы с полицией.
1985 yılından beri çocuk edebiyatıyla ilgilenmektedir.С 1985 года занимается только литературным трудом.
New York`a taşındı ve orada halk müziği ile ilgilenmeye başladı.Он переехал в США, чтобы всерьез заняться музыкой.
Genç yaşlarda astronomi ile ilgilenmeye başlamıştır.В раннем возрасте заинтересовался астрономией.
Mason fotoğrafçılıkla ilgilenmeye başlar.Фрэйзер увлекается фотографией.
Konata kadar olmasa da anime, manga ve video oyunlarıyla da ilgilenmektedir.Увлекается мангой, аниме и видеоиграми.
Fakat Ruggiero onlarla hiç ilgilenmez ve aklı sıf Alçına'dadır.Однако Хироко чувствует себя ненужной и страдает от этого.
Orada seyir ve haritacılıkla ilgilenmeye başlamıştır.Там начинает интересоваться навигацией и картографией.
On iki yaşından itibaren ahşap işlemeyi öğrenerek heykel sanatıyla ilgilenmeye başladı.В возрасте двенадцати лет начал изучать искусство гравирования.
The Times gazetesinden Priya Elan, şarkıyla ilgilenmeyerek sadece "planlanmış" yorumunu yaptı.Прийа Элан из The Times не была впечатлена песней и назвала её обдуманной.
Yirminin üzerinde kitabı olan Sayar, edebiyatla da yakından ilgilenmektedir.В возрасте около 20 лет заинтересовался литературой.
Daha sonraları Maxwell'in çalışmaları ile ilgilenmeye başladı.Поэтому мы начинаем усиленно заниматься Клаусом.
Şeyh Cüneyd posta oturuncaya kadar Erdebil Şeyhleri siyasetle ilgilenmez, sadece dinsel işlerle uğraşırlardı.До шейха Джунейда Ардебильские шейхи не интересовались политикой, занимались только религиозными делами.
Bunun yanında bilim, hipnoz ve okültizmle de ilgilenmeye başladı.Также её интересовали наука, месмеризм и оккультизм.
Program kapsamında Brian'dan Pearl adındaki yaşlı bir kadın ile ilgilenmesi istenir.Его приговаривают к общественным работам: он должен ухаживать за старухой по имени Пёрл.
Okul yıllarında tiyatro ile ilgilenmeye başladı.Уже в студенческие годы начал интересоваться театром.
Müziğe ek olarak buz hokeyi ile de ilgilenmektedir.К ледовым шоу также записывают и собственную музыку.
Plak şirketi heavy metalin birçok türüyle ilgilenmektedir.В теории материаловедения описывается большое количество различных видов термообработки металлов.
Ayrıca profesyonel olarak karikatür ile ilgilenmektedir.Талантливо рисовал также карикатуры.
Kendisi Biyolojik moleküller ile ilgilenmeye başlamıştır.Это было началом его работы над органическими молекулами.
Çukurova'nın pamuk işçilerini konu alan resimler yaptı ve heykel ile ilgilenmeye başladı.عمل الرسومات التي تناولت موضوع عاملي القطن في تشوكورأوفا وبدأ في الإهتمام بالتماثيل.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod