Şiirde toplamda üç mısra geçmiş ile, altı mısra ise gelecekle ilgilenir.A költeményben a múlttal három, a jövővel hat versszak foglalkozik.
Bir yönetici film ile ilgilenir gibi oldu.Tämä artikkeli käsittelee elokuvaohjaajaa.
Hesse, kitapların arşivlenmesi, sıralanması, paketlenmesi ve incelenmesiyle ilgilenirdi.Hessen oppipojan tehtäviin kuului kirjojen tarkastaminen, pakkaaminen, lajitteleminen ja arkistointi.
Şirket daha çok heavy metal gruplarıyla ilgilenir.Tämä artikkeli käsittelee heavy metal -yhtyettä.
MI5 iç istihbarattan sorumluyken, MI6 dış istihbaratla ilgilenir.Sen tehtävänä on maan ulkoinen tiedustelu (MI5 keskittyy maan sisäiseen tiedusteluun).
Toplumsal refah, toplumun genel faydalanırlık (İngilizce: utilitarian) durumu ile ilgilenir.Ihmiset ovat taipuvaisia hyväksymään asiat, jotka hyödyttävät yhteiskuntaa eli yleistä hyötyä.
Dedemle ben ilgilenirim.Huolehdin isoisästäni.
Tom borsa ile yüzeysel olarak ilgilenir.Tom seuraa pintapuolisesti arvopaperimarkkinoita.
Şirket daha çok heavy metal gruplarıyla ilgilenir.Πλέον υιοθετούν ένα πιο εμπορικό heavy metal στυλ.
Sanatla ilgilenir.Ανάγνωση της Τέχνης.
Bununla ilgilenirdim.Θα ενδιαφερόμουν γι' αυτό.
Arabalarla da ilgilenir.Han samler også på biler.
Sürekli felsefe ve şiirle ilgilenir,kitap okur,günlük tutar.Han levede og åndede i sproget, læste altid, skrev dagligt.
Kaplan’ın araştırmaları genellikle dijital alanın analiz edilmesi ve şifrelerinin çözülmesiyle ilgilenir.Kaplans forskning omhandler hovedsagelig analysering og dekryptering af den digitale sfære.
Pediatri genel olarak çocuk hastalıkları ile ilgilenir.Kun pædofili er klassificeret generelt som problematisk.
Ortak dışişleri ve güvenlik politikası da denen ikinci sütun dış ilişkileri ve askerî konularla ilgilenir.Sikkerhedspolitik er derfor nært forbundet med både udenrigspolitik og forsvarspolitik.
Her yerde konuşur ve ilgilenirler.Forfatteren er tilstede og udtrykker sig overalt.
Astronomi yıldızlar ve gezegenler ile ilgilenir.Astronomi handler om stjerner og planeter.
On sekizinci kitap, Justinianus'un saltanatıyla ilgilenir; resmi propaganda ile tanınır ve renklendirilmiştir.Den åttende boken som handler om Justinians styre, er godt kjent med og farget av offisiell propaganda.
Anne Anne grubun en küçük üyesidir ve genellikle kamp tatilleri sırasında ev işleri ile ilgilenir.Anne Anne er den yngste i gruppen, og tar generelt ansvar for huspliktene på Fem sine ulike campingferier.
Güç ise bu işin ne kadar hızlı yapılması ile ilgilenir.Med andre ord uttrykker det hvor raskt arbeid blir utført.
Onunla her gün en ince ihtiyacına kadar ilgilenirler, güzel ve hoş vakitler geçirirler.De hjelper hverandre gjennom den harde hverdagen, gjennom tykt og tynt, godt og vondt.
Şirket daha çok heavy metal gruplarıyla ilgilenir.Kompaniet er oppsatt med flere tunge våpensystemer.
Bir yönetici film ile ilgilenir gibi oldu.Denne artikkelen omhandler filmregissøren.
Su (hidrolik) mühendisi, su yollarının ve su yapılarının inşaatı ile ilgilenir.Innovatie Test Centrum (ITC) faller under Tjenesten for bygging av veier og vannveier.
(Özellikle İsrail sınırlarındaki Arap ülkeleriyle ilgilenir.)(Wilayah Istanbul lainnya yang sangat dikaitkan dengan pemukiman Yahudi adalah Kuzguncuk di pesisir Asia.)
Ancak kullanıcı tabii ki sadece A harfiyle ilgilenir.Biasanya hanya kapten yang mengangkat trofi.
Caillou'yu gezmeye götürür ve onunla ilgilenir.Yu ở gần Chihiro và chăm sóc cô ấy.
Rick ve Carl bahçeleri ile ilgilenirken, hapishane duvarlarının ardında uzakta bir adam belirir.Carl và Rick đang đi trên một con đường sau khi nhà tù bị tấn công.
Normatif İktisat ekonominin belirli yönlerinin arzu edilirliği ile ilgilenir.Kinh tế học chuẩn tắc chú ý tới sự đáng có của những mặt nhất định của nền kinh tế.
Soyut cebir aksine temel cebir, cebirsel yapı ile ilgilenmez, reel sayı ve karmaşık sayılarla ilgilenir.Khác với đại số trừu tượng, đại số sơ cấp không quan tâm tới cấu trúc đại số ngoài số thực và số phức.
Hem erkek hem de dişi kuş yavruların bakımı ile ilgilenir.Cả chim bố lẫn chim mẹ cùng chăm sóc chim con.
Hesse, kitapların arşivlenmesi, sıralanması, paketlenmesi ve incelenmesiyle ilgilenirdi.Là người học nghề, nhiệm vụ của Hesse bao gồm đối chiếu, đóng gói, phân loại và lưu trữ sách.
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.Thúc đẩy sự sùng bái cá nhân.
Ahlak, kelimenin en dar anlamıyla, neyin doğru veya yanlış sayıldığı (sayılması gerektiği) ile ilgilenir.Con người cần những ý thức đạo đức nhất định về đúng và sai.
İnsanlarla ilgilenirim.人を大切にします。
Arabalarla da ilgilenir.車にも関心がある。
Akışkanlar mekaniği hareket halindeki akışkanların (sıvı ya da gaz) doğada nasıl aktığıyla ilgilenir.これらの方程式は空間の中の流体(つまり、液体や気体)の運動を記述する。
Beyzbolcuları yakından tanır ve ilgilenir.野球が好きでかなり詳しい。
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.自己幻想 個人と個人の関係。
Pediatri genel olarak çocuk hastalıkları ile ilgilenir.小児の総合診療科として小児の幅広い疾患に対応している。
Yapılan davranışın iyi veya kötü olması ile ilgilenir.「動機が善でも悪となる行為はあるか」という課題である。
Hem erkek hem de dişi kuş yavruların bakımı ile ilgilenir.「お前らが注意しておかねばならないのは、カッコウ鳥だ。
Genelde bakımvericileri yanlarındayken etrafları ile ilgilenirler.面倒見がよく周囲から頼りにされている。
Vajinaları nasıl muhafaza edecekleri ile ilgilenirim.私は、その人が標本をどう保存するのかに興味を持つでしょう。
Öbek kuramı (grup kuramı), demin tanımladığımız öbek (grup) yapısıyla ilgilenir.我们判他受可耻的死刑,看他是否蒙受眷顾,如他所说的一样。
İnsanlarla ilgilenirim.士民感怀。
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.現以私人方式管理及營運。
Hem erkek hem de dişi kuş yavruların bakımı ile ilgilenir.雄鳥及雌鳥都會照顧雛鳥。
Bazen gözlemci sadece belirli bir yönde ilgilenir.他們習慣在一個時間只专注于一件事情。
Pedoloji esas olarak toprak oluşumu, toprak morfolojisi ve toprak sınıflandırılmasıyla ilgilenir.土壤学主要是针对成土、土壤形态和土壤分类。
Uyuşturucu satışıyla ilgilenir.마약 같은걸 파는 일을 한다.
Kişisel başarı ve kişisel sorumlulukla ilgilenirler.개인주의적 사회에서는 개인적 성취와 개인의 권리를 강조한다.
Şikomi denen bu kızlar tüm ev işleriyle ilgilenir.여기저기로 떠돈 것은 모두가 집안의 살림살이가 빈한했던 탓이었다.
Bu alanla mantık ilgilenir.이(裏)는 논리학의 개념이다.
Babası aileyi terk ettikten sonra annesi Amanda ailenin bakımıyla tek başına ilgilenir.אחרי שאביו עזב את המשפחה, דאגה אמו לבדה למשפחה.
Genelde yeşil bir şapka takar ve arkasıyla ilgilenir.לעיתים קרובות מלווה בכובע בורר אורז ועיניו מלוכסנות.
Her yerde konuşur ve ilgilenirler.ראיתי אותה בכל מקום ועושה הכול.
Bizler, genellikle tetiklerin rastgele zamanlarda tetiklendiği durumlarda neler olabileceği ile ilgileniriz.אנו בדרך כלל מתעניינים במה שעשוי לקרות כאשר מעברים עלולים לפעול ברציפות באופן שרירותי.
Sanatla ilgilenir.עוסקת באמנות.