Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilendi ile cümle

ilgilendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
9
ORT. KELİME
Özellikle Diofant Denkleminin çözümü ile ilgilendi.Raziskoval je diofantske enačbe.
Halk eğitimiyle ilgilendi.Buvo susirūpinta liaudies švietimu.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Jis karštai susidomėjo anatomija.
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.Nuo 1969 iki 1977 m. jis prižiūrėjo ekipos komercinę ir teisinę pusę.
Beni ilgilendiren tek şey buydu.Bet tai buvo mano vienintelis užsiėmimas.
Gençliğinde çok az orijinal sanatlarla ilgilendiği bilinmektedir.Apie ankstyvąją jaunystę žinoma tik iš jo paties pasakojimų.
Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı.Buvo atsakingas už kalbos vartojimo priežiūrą, organizavo įvairius susitikimus ir renginius.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Jam teko pasirašyti Versalio taikos sutartį.
Daha sonra resim ile ilgilendi.Vėliau susidomėjo tapyba.
Diğer çocukların hepsi büyüdüklerinde resimle ilgilendiler.Dar vaikystėje domėjosi drugiais, buvo surinkęs jų kolekciją.
Lise yıllarından itibaren sanatla ve özellikle resimle ilgilendi.Kiek paaugęs jis pradėjo rimtai domėtis menu, o ypač literatūra.
Britanya'daki günleri sırasında İngiliz Edebiyatı ile de ilgilendi.Britų valdymo laikais ėmė rastis vakarietiškos literatūros rašytojų.
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.Aastatel 1969–1977 tegeles ta ettevõtte juriidilise ja reklaamilise poolega.
1852’de Foucault onu Dünya’nın dönüşünü ilgilendiren bir deneyde kullandı.1852. aastal kasutas Foucault seadeldist Maa pöörlemise uurimise eksperimentides.
Müzikle ilgilendi.Seetõttu huvitus muusikast.
Bundan sonra siyasetle dolaylı olarak ilgilendi.Seejärel pühendus ta täielikult poliitikale.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.See kindlustas Constantinusele kristliku kiriku soosingu.
Burada çocuk nöropatolojisiyle ilgilendi.Ta tegeles neurofüsioloogiaga.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.See ei ole minu käitumine, mul ei ole sellega mingit pistmist.
Burada da gazetecilikle ilgilendi.Teda nägi seal ka ajalehereporter.
1910 Fovizm ile ilgilendi.1919–1930 tegutses ta evangelisatsioonivaimulikuna.
Basit organizasyonlu hayvanlardan sadece böcekler onu ilgilendirmiştir.Ainuõõssed on struktuurilt lihtsad loomad.
İstihbarat etkinlikleri, siyasi, mali, bilimsel ve askeriyeyi ilgilendiren bilgilerin toplanmasını içerir.Luuretegevus sisaldab poliitilise, majandusliku ja tehnilise informatsiooni hankimist.
20. ve 19. yüzyıl modernizm hareketiyle çok ilgilendim.나는 19세기-20세기 초의 모더니즘 운동에 매우 관심이 있다.
20. ve 19. yüzyıl modernizm hareketiyle çok ilgilendim.Me interesa mucho el movimiento Moderno a principios de siglo 20 y siglo 19 .
20. ve 19. yüzyıl modernizm hareketiyle çok ilgilendim.Mi interesso molto al movimento del Modernismo del XIX, inizio del XX secolo.
20. ve 19. yüzyıl modernizm hareketiyle çok ilgilendim.Мне очень интерестен 20 век, 19 век, движение модернизма.
20. ve 19. yüzyıl modernizm hareketiyle çok ilgilendim.אני מאוד מתעניין בתחילת המאה ה-20, המאה ה-19 בתנועת המודרניזם.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.Aaron se velice zajímal o zavedení veřejného přístupu na veřejnou doménu.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.Aaron souhaitait tout particulièrement ouvrir l'accès public au domaine public.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.En af de ting Aaron var specielt interesseret i var at sikre offentlig adgang til offentlig ejendom.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.Una de las cosas en las que Aaron estaba interesado era llevar el acceso público al dominio público.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.Una delle cose che interessavano particolarmente Aaron era quello di garantire l'accesso al pubblico dominio.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.Одна из вещей, Аарон был особенно заинтересован в приносил доступ общественности к общественному достоянию.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.От нещата, от които Арън наистина се интересуваше беше да се осигури обществен достъп до публичния домейн.
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.واحدة من الأشياء التي كان آرون مهتماً بها اهتماماً خاصاً، كانت توفير الوصول الجماهيري إلى الملكية العامة
Aaron'ýn özellikle ilgilendiđi konulardan biri de, kamusal alana kamusal eriţim getirmekti.これが彼を多くのトラブルに巻き込んだ原因のひとつでした。
Acı dolu 6 yıl. Ve bu süre içinde Sizi ilgilendiren her hangi bir iş bulunamadı mı?E durante tutto questo tempo non ha incontrato niente che è stato di suo interesse?
Acı dolu 6 yıl. Ve bu süre içinde Sizi ilgilendiren her hangi bir iş bulunamadı mı?Và trong quãng thời gian đó... ...cô không thấy điều gì đáng quan tâm sao?
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.Väestöliitto donne des conseils en matière d’éducation et de bien-être de la famille aux familles d’immigrés.
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.Väestöliitto ger råd till invandrarfamiljer i frågor rörande barnfostran och familjens välmående.
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.Väestöliitto neuvoo maahanmuuttaja-perheitä lastenkasvatukseen ja perheen hyvinvointiin liittyvissä asioissa.
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.Ассоциация семьи проводит консультирование семей мигрантов по вопросам воспитания детей и благополучия семьи.
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.رابطة السكان تقدم استشاراتها للعائلات المهاجرة في الأمور التي تتعلق بتربية الأطفال ورفاهية العائلة.
Aile Birliği göçmen ailelere çocuk yetiştirme ve ailenin refahını ilgilendiren konularda rehberlik etmektedir.针对移民家庭,人口协会提供孩子抚养和家庭健康方面的咨询。
Al'la ilgilendin, değil mi?Sei stato bravo a prenderti cura di Al.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.그러나 아무것도 1950 년과 같이 1950년에 사람들에게 관심이있는것은 없었습니다.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Aber nichts hat solches Interesse an 1950 erzeugt, wie das Jahr 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Ale nic lidi nezajímalo na roku 1950 více, než rok 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Ale nic nie interesowało ludzi w 1950 tak, jak rok 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Avšak nič ľudí nezaujalo počas roku 1950, tak, ako rok 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Dar în 1950, nimic nu i-a interesat mai mult pe oameni, ca anul 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Maar niets liet mensen zo warmlopen voor 1950 als het jaar 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Mais rien n'a intéressé personne à 1950 jusqu"à 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Ma nulla fece interessare la gente al 1950 come l'anno 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Mas nada fez com que as pessoas se interessassem mais pelo ano de 1950 do que o ano de 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Men det der gjorde folk allermest interesseret i 1950 var året 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Men inget fick folk så intresserade av 1950 som 1950 själv.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Nhưng không có bất cứ thứ gì có thể làm cho người ta chú ý đến năm 1950 như chính năm 1950.
Ama 1950'lerde hiçbir şey insanları 1950 yılı kadar çok ilgilendirmedi.Pero nada cautivó el interés de la gente en 1950 tanto como el año 1950.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod