FutureSex/LoveSounds albümünün yapımında, Timberlake rock müzik ile ilgilendi.În timpul producției albumului FutureSex/LoveSounds, Timberlake a fost interesat în muzica rock.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Tot aici a devenit interesată și de antropologie.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.Succesul Penguin a demonstrat că exista un public larg pentru literatura serioasă.
Halk eğitimiyle ilgilendi.De asemenea, s-a îngrijit de educația oamenilor.
En önemli anayasal değişiklik büyük olasılıkla baş yöneticiyi ilgilendiriyordu.Cea mai controversată reformă a fost, probabil, cea în domeniul religios.
1910 Fovizm ile ilgilendi.În 1910 s-a îmbolnăvit de febră tifoidă.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Regimul a fost determinat să-și asume responsabilitatea Tratatului de la Versailles.
Hindistan'da kaldığı dönemde doğu edebiyatı ve felsefesiyle ilgilendi.În anii petrecuți în Viena a devenit interesat de filozofie si literatură.
Kısa bir süre politika ile ilgilendi.În familie au existat de multă vreme preocupări pentru politică.
İlgilendiğimi itiraf etmek zorundayım.Trebuie să recunosc că sunt interesat.
Tabii bu olay gazetecileri de ilgilendirmektedir.Az eset a sajtó érdeklődését is felkeltette.
Daha sonra resim ile ilgilendi.Ezután a fotózással foglalkozott.
Ana etkinlikte ve Raw'ı ilgilendiren maçta Goldberg ve The Rock karşılaşmıştır.Az autóversenyzés előtt a BMX és a sí érdekelte.
Gençliğinde politikayla ilgilendi.Már ifjú korában érdekelte a politika.
Beni ilgilendiren tek şey buydu.Ez az, ami igazán érdekel.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.Constantinus a keresztény egyház védőjeként jelentette ki magát.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Legfőbb feladata a versailles-i békeszerződés betartatása volt.
Kısa bir süre politika ile ilgilendi.Rövid ideig a politika irányába is kikacsintott.
Küçük yaşlarda spor ile ilgilendi.Érdeklődését már fiatalon kitöltötte a sport.
Basit organizasyonlu hayvanlardan sadece böcekler onu ilgilendirmiştir.A laposférgek egyszerű szerveződésű szövetes állatok.
Toplumun her kesimini ilgilendirebildiği gibi, belli bir konuda da düzenlenebilir.Ezek a szervezet bármely pontját érinthetik, ismertek pl.
Kilise beni hiç ilgilendirmiyor.A fő templomot nem érte semmilyen kár.
Barış görüşmeleri ile ilgilendi.Hän pyytää rauhanneuvotteluita.
Daha sonra elektromanyetizma ile ilgilendi.Siellä hän kiinnostui elektromagnetismista.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Paspalá on tehnyt myös hyväntekeväisyystyötä muun muassa Greenpeacen ja Amnesty Internationalin kanssa.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.He tekivät päätöksiä vankilaelämään liittyvistä vaikeuksista.
Dövme yapmak, ilgilendiğim görsel sanatların içinde en keyif alarak yaptığım şey.Jos suljin silmäni, mitä ihmeellisin koristeaihe ilmestyi minulle.
Son yıllarında aerodinamik ile ilgilendi.Viimeisinä vuosina hänen riesanaan oli artriitti.
Resim ve karikatür ile ilgilendi.Hän harrasti maalausta ja karikatyyrien piirtämistä.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Oma etu ei ole kyseessä.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Se oli suora seuraus Versailles’n rauhansopimuksen hyväksymisestä.
Yoga ve meditasyonla ilgilendi.Kirja käsittelee mm. mindfullnessia ja meditaatiota.
1991'de Mercury Nashville Records kendisiyle ilgilendi.Mercury Nashville Records julkaisi levyn.
Hannibal savaş sonrası Kartaca’da ekonomi ile ilgilendi ve yönetimde görev aldı.Sodan jälkeen Hannibal toimi Karthagossa rauhanajan poliittisissa tehtävissä.
Genç yaşlarından itibaren bilim ve doğayla ilgilendi.Hän osoitti kiinnostusta luonnontieteisiin jo nuorella iällä.
Johannes'in papalığı sırasında çağdaş dünya meseleleriyle yakından ilgilendi.Sarah on ottanut voimakkaasti kantaa ajankohtaisiin kysymyksiin.
Britanya'daki günleri sırasında İngiliz Edebiyatı ile de ilgilendi.Maanpakonsa aikana hän tutustui englantilaiseen kirjallisuuteen.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Sodan jälkeen tukikohdassa jatkettiin teknologian kehittämistä.
Bu seni ilgilendirmiyor, Tom.Tämä ei koske sinua, Tom.
Princeton'daki son iki senesinde "teoloji ve doktrinleriyle yoğun bir şekilde ilgilendi".Κατά τα τελευταία δύο χρόνια στο Πρίνστον «ενδιαφέρθηκε βαθιά για την θεολογία και τα δόγματά της».
Çin - Çin özel televizyon kanalı Hunan TV, Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayı ilgilendiklerini açıkladı.Κίνα — Το ιδιωτικό κινέζικο κανάλι Hunan TV, έχει δείξει ενδιαφέρον για τον διαγωνισμό τραγουδιού.
Born ilgilendi ve konuyu araştırmaya başladı.Αυτό κίνησε το ενδιαφέρον του Μπορν, ο οποίος άρχισε να ερευνά το θέμα.
Krupskaya genç yaştan itibaren eğitimle ilgilendiğini ifade etmişti .Ο Μπρόντσκι είχε σχολιάσει ότι αισθανόταν αντιφρονών από νεαρή ηλικία.
Hükümet işleriyle yakından ilgilendi.Ασχολήθηκε ενεργά με τα κοινά.
Kilise beni hiç ilgilendirmiyor.Η θρησκεία του πατέρα δεν παίζει ρόλο.
Burada da gazetecilikle ilgilendi.Ασχολήθηκε και με τη δημοσιογραφία.
Birincisi hukuk bilimini, ikincisi hukuk felsefesini, üçüncüsü hukuk toplumbilimini ilgilendirmektedir.Η μία ήταν η ελευθερία της σκέψης, η δεύτερη ο ορθολογισμός και η τρίτη ήταν η πίστη στη νεότερη επιστήμη.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Ο Βαραχαμιχίρα ασχολήθηκε και με θέματα φυσικής.
İsveç Polis Teşkilatı (Swedish Police Service), polisi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen bir devlet kurumudur.Det svenske politi (Polisen) er en regeringsmyndighed, der løser politiopgaver.
Gençliğinde politikayla ilgilendi.Han var siden sin ungdom optaget af politik.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Men de havde undervurderet effekten af Versaillesaftalen.
Bazı örneklerde annenin çalışıp evi geçindirdiği, babanın ise çocuklar ve ev ile ilgilendiği görülmektedir.Derimod gjaldt det for dem om at hævde Lillø gård og gods for deres moder, dem selv og deres to søstre.
İkili bu tarihten sonra solo çalışmalarıyla ilgilendi.Nieuwenhuys koncentrerede sig senere udelukkende om sit arbejde.
1935 yılının başında Yahudi problemi ile yakından ilgilendi.Først i 1930’erne blev han mere interesseret i spørgsmålet om jødisk national genfødsel.
Bu arada iş ortağı John Bisco ise yayımla ve finansal meselelerle ilgilendi.John B. Cobb, Jr. har også udgivet bøger om biologi og økonomi.
Özellikle uzay gruplarıyla ilgilendi.Han har særligt beskæftiget sig med rumfart og verdensrummet.
Bu yıllarda fotometri ile ilgilendi.Hun havde i mange år lidt af fotodermatitis.
Voleybol ile ilgilendi.Men hva med Valborg?
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.For det ikke har noe med meg å gjøre.
Gençliğinde politikayla ilgilendi.Han var siden sin ungdom opptatt av politikk.