Daha çok dış ilişkilerle ilgilendi.Sam zajmował się sprawami zagranicznymi.
Daha sonra elektromanyetizma ile ilgilendi.Wtedy rozwinął zainteresowanie elektroniką.
Ekonomist olarak List temel olarak toplumların ekonomik gelişimiyle ilgilendi.Jako ekonomista był jednym z głównych teoretyków związanej z faszyzmem ekonomii korporacyjnej.
Yüzme sporuyla ilgilendi, 18 yaşında madde bağımlılığından tedavi gördü.Początkowo uprawiała pływanie, mając 18 lat zmieniła dyscyplinę na lekkoatletykę.
Kilise beni hiç ilgilendirmiyor.Komu przeszkadza Kościół?
Kısa bir süre politika ile ilgilendi.Przez krótki okres związany z polityką.
Dövme yapmak, ilgilendiğim görsel sanatların içinde en keyif alarak yaptığım şey.Maluję, bo to leży w moich najmocniejszych potrzebach wewnętrznych.
Bu yıllarda fotometri ile ilgilendi.Przez wiele lat zajmował się również procesami fotosyntezy.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Niezależnie od pory roku większość ich czasu w ciągu dnia zajmowało przeszukiwanie terenu.
Shakespeare'in Samuel Daniel'ın iç savaşlar üzerine yazdığı şiirlerle de ilgilendiği bilinmektedir.Znawcy Szekspira podejrzewają także, że Szekspirowi znany był wiersz Samuela Daniela o wojnie domowej.
Bu sırada siyasetle ilgilendi.Zajął się wówczas polityką.
Daha çok iktisadi ve sosyal tarihle ilgilendi.Zajmowała się historią społeczną i gospodarczą.
Yoga ve meditasyonla ilgilendi.Interesowała ją religia i botanika.
O, babasının ölümünden sonra işle ilgilendi.Przejął biznes ojca po jego śmierci.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.Penguins framgångar visade att det fanns stort intresse för seriösa böcker.
Oysaki James, hayatı birebir ilgilendiren somut şeyleri, nesneleri önemsemiştir.Din blåögde vän Vad bryr jag mej om det...
Bu doğal uydu insanlık tarihi boyunca insanları ilgilendiren bir konu olmuştur.Sådana problem har varit grundläggande under mänsklighetens hela historia.
İsveç Polis Teşkilatı (Swedish Police Service), polisi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen bir devlet kurumudur.Polismyndigheten är en svensk statlig förvaltningsmyndighet med ansvar för polisen i Sverige.
Mevlevi kültürü ile ilgilendi, gazetecilik ve çevirmenlik yaptı.Fuller hoppades kunna försörja sig på journalistik och översättande.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Han fick tidigt ett intresse för naturföreteelser.
Eğitim yaşamı boyunca sanatın tüm dallarıyla ilgilendi.Hela livet står i konstens tjänst.
Küçük yaşlarda spor ile ilgilendi.Han hade sedan barnsben ett stort intresse för idrott.
Ebû Vakkās ilgilendi.Han var mycket berest.
Sonra tavukçuluk ile ilgilendi.I stället ägnade han sig åt kycklinguppfödning.
II. Bayezid musiki ile de ilgilendi.Zjadan har även ägnat sig åt musik.
Savaştan sonra havacılıkta kaydedilen teknolojik gelişmelerle yakından ilgilendi.Flyget fick under kriget en snabb teknisk utveckling.
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.У період між 1969 і 1977 роками він займався юридичними і комерційними справами компанії.
Güzel sanatlarla ilgilendi.Том захоплювався темними мистецтвами.
Çin - Çin özel televizyon kanalı Hunan TV, Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayı ilgilendiklerini açıkladı.КНР — китайський приватний канал «Hunan Television» підтвердив свою зацікавленість у Пісенному конкурсі.
Bu konu bizi burada ilgilendirmiyor.Нас це не стосується.
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Бош любив займатись сільським господарством і мав власну ферму, що знаходилась південніше від Мюнхена.
Sonra tavukçuluk ile ilgilendi.Потім це перетворилось на фаршировану курку.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Завдання при цьому не пов'язані одне з одним.
Uluslararası kamu hukukunu ilgilendiren karar alma süreçleri de mevcuttur.Що означає сьогоднішнє рішення Міжнародного суду ООН.
İlgilendiğim bir konu da çekirdek.Є й інші речі, які мене цікавлять.
Edebiyat, musikî ve resim ile ilgilendi.Захоплювався музикою, фотографією і літературою.
Tom Mary'nin John'la ilgilendiğini düşünüyor.Том думає, що Джон цікавить Мері.
Tom ilgilendiğini söyledi.Том сказав, що йому цікаво.
Tom'un ne yaptığı beni ilgilendirmez.Мені неважливо, що Том робить.
Tarım, tarımsal araştırma uygulaması da dahil olmak üzere teknikleri ilgilendirmektedir.Zemědělství se týká technik, včetně aplikace agronomického výzkumu.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Většinu času strávil pozorováním Měsíce, ale také se zajímal o problematiku gravitace.
Kilise beni hiç ilgilendirmiyor.Nezajímá mne konvence.
Daha çok dış ilişkilerle ilgilendi.Měla na starosti zahraniční vztahy.
Daha sonra Çocuk Tiyatrosu ve kuklayla ilgilendi.Také se zabývala divadlem pro děti a loutkovým divadlem.
Bu konu bizi burada ilgilendirmiyor.IHEDN se o toto téma nezajímá..
Kısa süreli yönetiminde kiliseye ait şehirlerin güvenliği ve Sicilya sorunu ile ilgilendi.Za své krátké vlády dbal hlavně o bezpečnost papežských států a situaci na Sicílii.
Bu yıllarda fotometri ile ilgilendi.V dalších letech jej ovlivnila antropozofie.
Son yıllarında aerodinamik ile ilgilendi.V pozdějších letech aktivně začal studovat aerodynamiku.
Türk musikisiyle de ilgilendi.Studoval též ruskou lidovou hudbu.
Müzikle ilgilendi.Věnoval se hudbě.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Veřejně podporuje činnost organizací jako Amnesty International nebo Greenpeace.
Lisedeyken sanatın çeşitli branşlarına ilgi duydu ve ilgilendi.Na střední škole se začala zajímat o různé druhy umění.
Arkadasları, özellikle Gaugin, onu dekoratif sanatlara ilgilendirmeye başladılar.Gothicmetalové skupiny, především Therion ze Švédska, přimíchávali do své tvorby orchestrální prvky.
Gençlik yıllarında dansla yakından ilgilendi.Již v mládí se zajímal o tanec.
Daha sonraları büyük ölçekli enstalasyon eserleri ile ilgilendi.Zabýval se pak intenzivně konstrukcí textilních strojů.
Ancak şu an çocuğunun hastalığıyla ilgilendiği için geçici bir süreliğine grupta çalmayı bırakmıştır.Nakonec se nepodařilo včas odcestoval z důvodu nemoci syna .
Edebiyat ve felsefe ile ilgilendi.Věnoval se literatuře a filozofii.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Za základ byl považován text versailleské smlouvy.
Daha sonra dans ile ilgilendi.Ulterior s-a dedicat dansului.
Born ilgilendi ve konuyu araştırmaya başladı.Born a fost intrigat, și a început să cerceteze subiectul.