Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilendi ile cümle

ilgilendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
İsveç Polis Teşkilatı (Swedish Police Service), polisi ilgilendiren sorunlarla ilgilenen bir devlet kurumudur.الشرطة السويدية هي الوكالة الحكومية المعنية مع مسائل الشرطة.
Kasım 2015'te beIN Media Group'un, Miramax'ı satın almakla ilgilendiği söylentileri dolaştı.وكان تردد في نوفمبر 2015 التي أظهرت مجموعة بي إن الإعلامية المهتمة في شراء ميراماكس.
1937'de kısa bir süre için İrlanda'ya döndü ve Murphy'nin yayınlanmasıyla ilgilendi.وبعد فترة قصيرة عاد إلى ايرلندا واهتم بنشر رواية ميرفي وذلك في عام 1937.
Son günlerinde yakın arkadaşı şair Armando Valladares ilgilendi.كان آخر أيامه مرتبطًا بصديقه المقرب الشاعر أرماندو فالاداريس.
Bu sırada siyasetle ilgilendi.وفي هذه الأثناء اهتم بالسياسة.
Bu sırada Marx sosyalist Alman İşçilerinin Eğitim Derneği ile yoğun biçimde ilgilendi.وفي تلك الأثناء ، ارتبط ماركس أيضا وبشدة مع العمال الألمان الإشتراكيين الناشئين في مجتمع تعليمي .
Ekolojik sorunlar artık Amerikalı tüketiciyi yakından ilgilendirmekteydi.فإن المشاكل البيئية ترتبط ارتباطاً وثيقاً بالمستهلك الأمريكي.
Tarım, tarımsal araştırma uygulaması da dahil olmak üzere teknikleri ilgilendirmektedir.وتهتم بالتقنيات الحديثة بما في ذلك تطبيقات البحوث الزراعية.
Özellikle Batı Anadolu'da birçok uç beyliği kuruldu, bu beyliklerden bazıları denizcilikle ilgilendi.تكونت العديد من ألوية الأوتش بعد الغزو المغولي في غرب الأناضول، وكان بعضها يهتم بالبحرية.
Parlamentonun görevi ilçeyi ilgilendiren konularda karar vermek ve ilçe yetkililerini seçmektir.إن مهمة مجلس النواب هي أن يعطي القرار في الموضوعات المتعلقة بالمدينة ويختار مسؤولي المدينة .
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.أنها ليست مسألة متعلقة بالمجتمع الغربي فقط.
Hükümet işleriyle yakından ilgilendi.ولكن الشارع كان مشغولا بشؤونه.
İnanılan en yaygın komplo teorileri arasında İsrail’i ilgilendirenler vardır” diye yazdı.تبدو أقرب لأوهام نظرية المؤامرة".
Söylentilere göre, Facebook ve diğer şirketler Waze'i satın almakla ilgilendi, ancak bir anlaşmaya varılamadı.A Facebook e outras companhias estavam interessadas em comprar o Waze, mas não fecharam negócio.
Ayrıca Keith Richards, Kaptan Teague rolüyle dönmekle ilgilendiğini ifade etti.Além disso, Keith Richards expressou interesse reprisando seu papel como Capitão Teague.
Evrenin nihai kaderi, fiziksel kozmolojinin ilgilendiği bir konudur.O derradeiro destino do Universo é um tema em cosmologia física.
Charles Blanc'ın renk üzerine olan teziyle çok ilgilendi ve bu tez onu yardımcı renklerle çalışmaya itti.O tratado de Charles Blanc sobre cores muito lhe interessou, levando-o a trabalhar com cores complementares.
Born ilgilendi ve konuyu araştırmaya başladı.Born ficou intrigado e começou a pesquisar o assunto.
İşçi anlaşmazlıkları ile ilgilendi ve Genç Komünist Derneği'ne katıldı ve ilk kez Julius ile tanıştı.Ela começou a se envolver em disputas trabalhistas e se juntou à Liga Jovem Comunista, onde conheceu Julius.
En önemli anayasal değişiklik büyük olasılıkla baş yöneticiyi ilgilendiriyordu.A mais importante mudança talvez seja do chefe executivo.
Yönetmen bu sırada daha iddialı bir Hollywood projesiyle ilgilendi.O diretor, enquanto isso, estava envolvido em um projeto muito mais ambicioso em Hollywood.
Zimmer, aksiyon sekanslarının müziğini bestelerken, Howard filmin drama sahneleriyle ilgilendi.Zimmer compôs as sequências de ação enquanto Howard se focou no drama do filme.
1969 ile 1977 yılları arasında şirketin hukuki ve ticari davalarıyla ilgilendi.Administrou os aspectos legais e comerciais da empresa nos anos de 1969 a 1977.
Konstantius Hıristiyan kilisesinin meseleleriyle aktif olarak ilgilendi.No entanto, a adesão de Constantino foi um ponto decisivo para a Igreja cristã.
Bir süre Belirli Amaçlı Yabancı Dil Öğretimi ile ilgilendi.Devotou bastante tempo ao estudo de línguas estrangeiras.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Só me interessa o que não é meu.
Jiyeon bir süre modellik ile ilgilendi.Ji-yeon manifestou interesse em modelar.
Sonraki yıllarda Queen'in finansal ve idari konularıyla ilgilendi.Durante estes últimos períodos encarregou-se dos assuntos económicos e financeiros.
Tarım, tarımsal araştırma uygulaması da dahil olmak üzere teknikleri ilgilendirmektedir.De landbouw betreft technieken, waaronder de toepassing van agronomisch onderzoek.
Özellikle uzay gruplarıyla ilgilendi.Hij hield vooral van Space Invaders.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Ook bestudeerde hij diepgaand de antroposofie.
Krupskaya genç yaştan itibaren eğitimle ilgilendiğini ifade etmişti .Kroepskaja had van jongs af aan al belangstelling getoond voor het onderwijs.
Yoga ve meditasyonla ilgilendi.Eventueel yoga en meditatie.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Daarmee heb ik niets te maken.
Daha sonra dans ile ilgilendi.Daarna is ze zich gaan toeleggen op dans.
Bu sırada siyasetle ilgilendi.Hij ging zich daarna bezighouden met politiek.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.De boeken van Burroughs hadden zoveel succes dat Hollywood interesse toonde voor verfilmingen van de boeken.
Ulusal güvenliği ilgilendiren bir konu olduğunu söyleyerek yorum yapmak istememişler.Deze gesprekken gaven geen blijk van gevaar voor de nationale veiligheid.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Hiermee kwam in feite een einde aan het Verdrag van Versailles.
Uzmanlığı olan medeni hukuk alanı dışında iş hukuku ve sosyal güvenlik hukuku alanlarıyla da ilgilendi.Behalve het politiewezen vielen ook civiele en strafrechtelijke zaken onder zijn bevoegdheid.
1910 Fovizm ile ilgilendi.In 1910 ging hij met emeritaat.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Deze instelling leidde tot gezamenlijke campagnes met organisaties als Greenpeace en Amnesty International.
Barış görüşmeleri ile ilgilendi.Er komen vredesbesprekingen.
Daha sonra ayrıntılara değindi: Fantezi beni ilgilendirmiyor.In een later nummer omschreef hij dat hij met de term niet het fantasygenre bedoelde.
Beni hiç ilgilendirmez.Het kan me geen laars schelen.
İnsanların benim hakkında ne düşündüğü beni ilgilendirmez.Het kan me niet schelen, wat mensen van me denken.
Bazı kulüpler Evra ile ilgilendiklerini açıklasalar da, Deschamps Evra'nın satılmayacağını söyledi.Pomimo kilku klubów deklarujących zainteresowanie Evrą, Deschamps stwierdził, że gracz nie będzie sprzedawany.
1930 yılların sonlarında astrofizik ve kozmoloji ile ilgilendi.We wczesnych latach sześćdziesiątych zaczął prace dotyczące astrofizyki i kosmologii.
Jiyeon bir süre modellik ile ilgilendi.Ji-yeon interesowała się też modelingiem.
Müzikle ilgilendi.Interesował się muzyką.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Nie jest to więc sprawa, która obchodziłaby wyłącznie partnerów.
Beni ilgilendiren tek şey buydu.I tylko to mnie pochłania.
Daha sonra resim ile ilgilendi.Później zajął się malarstwem.
Uzun yıllar kadın haklarıyla ilgili konularla ilgilendi.Przez wiele lat była związana z ruchem obrony praw kobiet.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Interesowała się głównie problematyką przyrodniczą.
1910 Fovizm ile ilgilendi.Po 1905 związał się z fowistami.
Ticaret ve siyasetle ilgilendi.Zajmował się handlem i lokalną polityką.
Öğrenimi sırasında resim ve sporla ilgilendi.W czasie nauki i studiów uprawiał sport.
İşkencelere karşı çıkarak cezaevlerinde yaşanan sorunlarla yakından ilgilendi.W więzieniach wobec aresztowanych stosuje się tortury.
Bilim adamlarının ilgilendikleri pek çok nicelik ya çok büyük ya da çok küçük değerlerdir.Dzisiaj większość uczonych z większymi lub mniejszymi zastrzeżeniami podziela ten pogląd.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod