Özellikle Diofant Denkleminin çözümü ile ilgilendi.En particular, se dedicó a la estructura de la curia diocesana.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.No solo tiene que ver con él.
Sivil yaşama döndüğünde daha çok astronomi ile ilgilendi.Tras retirarse, se interesó de nuevo por la astronomía.
Bu beni nasıl ilgilendiriyor?In che modo mi riguarda?
Beni ilgilendiren şey bu.Questo è quel che mi interessa.
Daha sonra dans ile ilgilendi.In seguito si interessò del balletto.
Zamanının büyük kısmını ay gözlemleri ile geçirmesine rağmen yer çekimi ile de ilgilendi.Passò la maggior parte del suo tempo osservando la Luna, ma si interessò anche ai problemi della gravità.
Yaşamının son yılarında tensör hesabı ve uygulamaları ile ilgilendi.Nei suoi ultimi anni di vita si interessò al calcolo tensoriale e alle sue applicazioni.
İnanılan en yaygın komplo teorileri arasında İsrail’i ilgilendirenler vardır” diye yazdı.Ci sono tra noi persone che conoscono più teologia di te".
Bu sırada siyasetle ilgilendi.Da allora la sua attenzione fu rivolta alla politica.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Per questo motivo sollecitò la sottoscrizione del trattato di Versailles.
Bu sırada çeşitli yerleri gezdi, özellikle Orta Doğu’yla ilgilendi.Poi viaggiò per diverso tempo in Medioriente, soprattutto in Palestina.
Tedavi gördüğü sırada ayrıca albümüyle de ilgilendi.Durante i lavori di restauro, si è anche curato l'intorno.
Tasavvufla ilgilendi.Attenti a Tanabata!
Ayrıca Keith Richards, Kaptan Teague rolüyle dönmekle ilgilendiğini ifade etti.Keith Richards torna nei panni del capitano Teague.
Yasa dışı yayın basmakla suçlandı.Tahliyesinden sonra yeniden devrimci faaliyetlerle ilgilendi.Di nuovo esiliato per omicidio, tornò dopo la Gloriosa Rivoluzione.
Ekolojik sorunlar artık Amerikalı tüketiciyi yakından ilgilendirmekteydi.La crisi aveva rapidamente contagiato l'intero sistema bancario americano.
Bundan sonra siyasetle dolaylı olarak ilgilendi.Successivamente si dedicherà totalmente alla politica.
Ayrıca Galatasaray Iancu ile ilgilendi.Questo è quello che ho detto a Yanukovich.
Daha sonra resim ile ilgilendi.Si dedicò allora alla pittura.
Onun buraya gelip gelmemesi beni ilgilendirmiyor.Мне безразлично, придёт она сюда или нет.
Sizi ilgilendirmeyen bir işe burnunuzu soktunuz.Вы вмешивались в то, что вас не касается.
Beni somut dünyevi kazanımlar pek ilgilendirmiyor.Меня не интересует материальная выгода.
Penguin'in başarısı ciddi kitaplar için büyük kitlelerin ilgilendiğini göstermiştir.Успех пингвинов показал, что существует большая аудитория для серьезных книг.
Partinin kendini güncellemesi yalnızca komünistleri değil ülkenin her yurttaşını da ilgilendirmektedir."В обновлении партии непосредственно заинтересованы не только коммунисты, но и каждый гражданин налей страны».
Yoga ve meditasyonla ilgilendi.Йога и медитация.
Son günlerinde yakın arkadaşı şair Armando Valladares ilgilendi.Позднее о последних днях жизни поэта рассказал его близкий друг, поэт Армандо Вальядаресом.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Но это, в сущности, нас не касается.
İkinci sezonun yapımı başlamadan önce Murphy, Kurt'ün ilgilendiği bir aşkı olacağını onayladı..Перед началом съёмок второго сезона Мёрфи подтвердил, что у Курта появится новый романтический интерес.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Резко критиковал Версальский договор.
Bu sırada çeşitli yerleri gezdi, özellikle Orta Doğu’yla ilgilendi.Много путешествовал, особенно по Ближнему Востоку.
Bu konu bizi burada ilgilendirmiyor.Эта тема меня не интересует.
İlgilendiğim bir konu da çekirdek.Есть ещё важное соображение, которое нас волнует.
Otel yönetimi ile ilgilendi.Работала администратором отеля.
1951'den beri amatör olarak ilgilendiği müziğe, 1969'da profesyonel olarak devam etti.Занималась пением с детства, с 1969 — профессионально.
Beni sadece sevgi ilgilendirir ve sadece sevdiğim şeylerle ilişki halindeyim.Дело в том, что я берусь только за те вещи, которые очень люблю.
Bazı örneklerde annenin çalışıp evi geçindirdiği, babanın ise çocuklar ve ev ile ilgilendiği görülmektedir.Знай, что оно говорит о том, зрелый ты муж или нет, можешь ли ты позаботиться о своей семье и помочь ближнему.
Teknoloji, estetik ve felsefi yansımaları ile ilgilendi.Интересовался проблемами доисторической технологии и эстетики, а также философской рефлексией.
Üniversite öğrencisi iken El Fetih içinde aktif olarak siyasetle ilgilendi.Ещё во время учёбы в семинарии активно включился в политическую жизнь.
Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu.Почему этот литератор оказался за пределами литературы?
Kilise beni hiç ilgilendirmiyor.Им нет дела до религии.
Daha sonra ayrıntılara değindi: Fantezi beni ilgilendirmiyor.Позднее он вспоминал: Мои чувства трудно описать.
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Бош любил заниматься сельским хозяйством и имел собственную ферму к югу от Мюнхена.
Müzikle ilgilendi.Интересовался музыкой.
Burada da gazetecilikle ilgilendi.Здесь увлекся журналистикой.
Okulda amigo kızdı ve çeşitli sporlarla ilgilendi.Рэнди хорошо учился в школе и занимался различными видами спорта.
Tabii bu olay gazetecileri de ilgilendirmektedir.Новость о происшествии моментально заинтересовала журналистов.
Buralarda küçük çaplı ticaret işleriyle ilgilendi.Занимался мелким бизнесом в области торговли.
Beni ilgilendiren tek şey buydu.Это была единственная вещь, о которой я действительно беспокоилась.
Yazı, "okuyucuları bu tür hikâyeler ilgilendirmeyeceği"nden basılmadı.«Мир не готов читать этот роман.
Burada daha çok set işleri, ışık gibi işlerle ilgilendi.У них была похожая конструкция, однако они давали больше света.
Çin - Çin özel televizyon kanalı Hunan TV, Eurovision Şarkı Yarışması'na katılmayı ilgilendiklerini açıkladı.Китай — Китай заинтересован в участии в Евровидении от китайского частного телеканала Hunan TV.
Evrenin nihai kaderi, fiziksel kozmolojinin ilgilendiği bir konudur.Бу́дущее Вселе́нной — вопрос, рассматриваемый в рамках физической космологии.
İnkalar’ın suyu ilgilendiren birçok alanda bir hayli ileri olduklarını söylemek yanlış olmaz.Вряд ли я могу преувеличить, насколько иным предстает вино, налитое в эти бокалы».
Gençliğinde politikayla ilgilendi.С молодости занималась политикой.
Yüzme sporuyla ilgilendi, 18 yaşında madde bağımlılığından tedavi gördü.В юношеском возрасте страдал от анемии, но к 18 годам ему удалось вылечиться от этой болезни.
Şehzade Selim müzik ve edebiyatla ilgilendi.Сутин интересовался музыкой и литературой.
Charlton'daki kariyeri boyunca Rommedahl ile birçok kulüp ilgilendi.Вместе с Кевином Кейном мы изучили много маршрутов в Рупольдинге.
Bu siyasi görevin yanı sıra bölge halkının güvenliği ile de ilgilendi.وبجانب هذه المهمة السياسية اهتم أيضاً بالوضع الأمني لشعب المنطقة.
1972-1979 yılları arasında Paris'te yaşadı ve müzikle ilgilendi.وقد عاشت في باريس في الفترة من 1972-1979 وكانت في هذه الفترة مهتمة بالموسيقى.