Ana içeriğe geç
Sözlük

ilgilendi ile cümle

ilgilendi kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Uzun yıllar kadın haklarıyla ilgili konularla ilgilendi.Viele Jahre engagierte er sich auch für die Rechte der Autoren.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Politische engagierte Brehm sich in der Nachkriegszeit bei Amnesty International und bei Greenpeace.
Mevlevî ve Halvetî tarikatlarını ilgilendiren bazı yasakları Padişahı etkileyerek getirebildiler.Dass Regime bestimmte Macht- und Interessenkonstellationen überdauern können, weisen sie zurück.
Tarım, tarımsal araştırma uygulaması da dahil olmak üzere teknikleri ilgilendirmektedir.Landwirthschaftliche Technologie, verbunden mit Besichtigung von Fabriken.
Beni sadece sevgi ilgilendirir ve sadece sevdiğim şeylerle ilişki halindeyim.Ich kann mir nicht erlauben, nur die Dinge zu machen, an denen ich Spaß habe.
1910 Fovizm ile ilgilendi.1910 feierte Bildt sein Leinwanddebüt.
Yine üniversite yıllarında fotoğrafçılıkla ilgilendi.Während ihrer Schulzeit war sie von der Photographie fasziniert.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Er interessierte sich für Anthropologie.
Bu olaydan itibaren yeraltı rap organizasyonuyla ilgilendi.Nach eigenen Angaben wurde er dabei regelrecht süchtig nach Rap.
Bu seni ilgilendirmez.Ce n'est pas ton affaire.
Bu sizi ilgilendirmez.Ce n'est pas votre affaire.
Seni ilgilendiren bir şey bulacaksın.Tu trouveras quelque chose qui t'intéresse.
Gerçek bile olsa, bu beni ilgilendirmez.Quand bien même ce serait vrai, ça ne me concerne pas.
Tarrow'un ilgilendiği ilk alan 1960'larda komünizm çalışmalarıdır.Le premier centre d'intérêt de Tarrow était l'étude du communisme dans les années 1960.
Ebû Vakkās ilgilendi.Elle a l'air préoccupé.
Son günlerinde yakın arkadaşı şair Armando Valladares ilgilendi.Ses derniers jours ont été relatés par son ami, le poète Armando Valladares.
Bilgisayar programcılığı ile ilgilendi, çeşitli konuşma ve konferanslara katıldı.Il s'intéresse à la programmation informatique, et assiste à diverses conférences et discussions sur ce sujet.
Genç yaşlarından itibaren bilim ve doğayla ilgilendi.Il s'intéresse à la biologie et aux sciences naturelles dès son jeune âge.
Bu sadece bizi ilgilendiren bir konu değil.Rien de tout cela n'est notre affaire.
Greenpeace ve Amnesty International'la daha yakından ilgilendiler.Amnesty International et Greenpeace.
Otel yönetimi ile ilgilendi.Gouvernant en hôtellerie.
İstatistiksel astronomi alanıyla ilgilendi.Il y poursuivit ses études statistiques en astronomie.
Daha çok dış ilişkilerle ilgilendi.Il s'occupe des relations extérieures.
Evrenin nihai kaderi, fiziksel kozmolojinin ilgilendiği bir konudur.Le destin de l'Univers fait partie des questions fondamentales de la cosmologie.
Barış görüşmeleri ile ilgilendi.Négociations pour la paix.
Antropolojiyle de yakından ilgilendi.Elle s'est intéressé en outre à l'ethnomusicologie.
Onun da öncelikle doğa olaylarıyla ilgilendiğini görüyoruz.Il commence alors à s'intéresser à l'histoire naturelle.
Küçük yaşlarda spor ile ilgilendi.Elle s'intéresse déjà beaucoup au sport pendant son enfance.
İlgilendiğim bir konu da çekirdek.C'est un milieu qui m'intéresse.
Osmanlı İmparatorluğu Hint seferlerinden sonra bir defa daha Hint Okyanusu'yla ilgilendi.Ce n'est en effet que depuis 1998 qu'un des satellites METEOSAT ne surveille que l'océan Indien.
Güzel sanatlarla ilgilendi.Il est reçu aux Beaux Arts.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Il signe le traité de Versailles.
1888 yılında ise daha çok avcıları ilgilendirecek bir pompalı tüfek tasarlamıştır.En 1887 est lancé le fusil Idéal, un fusil de chasse à double canon.
Fakültede okurken tiyatro ile ilgilendi ve 1993 yılında Arayış Tiyatro Topluluğuna katıldı.EN REGARDANT VIEILLIR LES VACHES, lecture Théâtre Essaïon 1993.
Savaş hepimizi ilgilendiriyor.La guerra nos concierne a todos.
Sorun beni ilgilendirmez.El problema no me concierne.
Tom sadece Mary'ye yardım etmekle ilgilendiğini söyledi.Tom dijo que él solo estaba interesado en ayudar a Mary
Robert Bosch, tarımsal konulara çok yakından ilgilendi ve Münih'in güneyinde bir çiftlik sahibi oldu.Robert Bosch estaba vivamente interesado en los temas agrícolas, y era dueño de una granja al sur de Múnich.
Tarrow'un ilgilendiği ilk alan 1960'larda komünizm çalışmalarıdır.El primer área de interés de Tarrow fue el estudio del comunismo en la década de 1960.
Papa 7. Clement ve birkaç Katolik kardinal dersleri duydular ve teoriyle ilgilendiler.El papa Clemente VII y varios cardenales escucharon las conferencias y se interesaron en las teorías.
Sucre Lincoln'le neden ilgilendiğini sorar, bunun üzerine Michael onun ağabeyi olduğunu söyler.Cuando Sucre le pregunta por qué está tan interesado en Lincoln, Michael responde que es su hermano.
Daha sonra elektromanyetizma ile ilgilendi.Se interesó por el electromagnetismo.
Son günlerinde yakın arkadaşı şair Armando Valladares ilgilendi.Sus últimos días fueron relatados por su amigo cercano, el poeta Armando Valladares.
Ayrıca One Piece'in 10. filmi Strong World'un senarist ve yönetmenliği ile ilgilendi.Además, es el capítulo introductorio a la tan esperada décima película de One Piece: Strong World.
Evrenin nihai kaderi, fiziksel kozmolojinin ilgilendiği bir konudur.El destino final del universo es una de las cuestiones fundamentales en cosmología física.
Ticaret ve siyasetle ilgilendi.Se dedicó al comercio y la política.
Yoga ve meditasyonla ilgilendi.Tiene pasión por el yoga y la meditación.
Beni sadece sevgi ilgilendirir ve sadece sevdiğim şeylerle ilişki halindeyim.Sólo me interesa la espiritual, lo que está dentro de nosotros.
Yaptıkları çalışmalar halk sağlığını da yakından ilgilendirmektedir.Pretende acercar la atención de salud aún más a las personas.
Beni ilgilendiren tek şey buydu.Fue la única que se preocupó.
Otel yönetimi ile ilgilendi.Encargada del love hotel.
Ağırlıklı olarak Versailles Antlaşması'nın uygulanmasıyla ilgilendi.Esto llevó a la firma del Tratado de Versalles.
Anlaşılan bu yörenin edebiyatla ilgilendiği yoktu.Y entonces no quiso hablar de literatura….
Son aylarında karısı ve Shirley Conran kendisinin bakımı ile ilgilendiler.Allí, durante sus últimos meses, Chatwin fue atendido por su mujer y por Shirley Conran.
Daha sonra resim ile ilgilendi.Más tarde se dedicó a la fotografía.
Küçüklüğünde Ejiptoloji ile ilgilendi.En la infancia vaco seriamente en ajedrez.
Ohsumi, 1990'lı yılların başından itibaren otofajiyle ilgilendi.Perniola defiende que la sensología prevalece desde el inicio de los años 60.
Diğer çocukların hepsi büyüdüklerinde resimle ilgilendiler.Como todos ustedes saben, eran muy jóvenes cuando se tomó la foto.
Fotoğrafçılık, tarihi eser ve antika koleksiyonu ile ilgilendi.Charla sobre Memoria Histórica y Ex Presos Sociales.
Sonraki yıllarda Queen'in finansal ve idari konularıyla ilgilendi.Durante estos últimos periodos se encargó de los asuntos económicos y financieros.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod