Eğer gerçekten kar fırtınası simon'nun dostuysanız mesajımı iletmenizden memnun olurumlf anyone of you here is a friend of simon the snow blower welcome you to pass on my mess
İnsanın doğuştan gelen iletişimde kalma dürtüsünü bizden çok daha iyi anlamışlardı.They understood more than we did people's innate need to be connected.
Çift-yönlü bir iletişim formunda bağlantı kurmak istiyorduk.We wanted to communicate in a two-way form of communication.
Ailesiyle beraberken küçük çocuk da, ebeveynleriyle iletişim kurmak ister.Kendi ailesinde bile, bu küçük çocuk ebeveynleri ile iletişim kurmak istiyor.
Bu büyük bir problemdi. "Eğer işe alırsak, nasıl iletişim kurarız? Okuma ve yazma bilmiyor.Bu büyük bir problemdi. "ve işe alsak bile onunla nasıl iletişim kuracağız?
İletişim kurmaya başladığında benlik bilinci gelişti ve bir şeyleri anlamaya başladı.İletişim kurmaya başladıkça ve kendini anlamaya başladıkça, anladı ki...
Açık kaynak. İçinde bulunan herkesin üzerinde çalışıp geliştirdiği ve diğerlerine ilettiği bir şey.It's something which everybody who's involved with it develops and passes on as they work with it.
Şu ana kadar, makineler ile olan iletişimimiz hep kasıtlı ve direk yapılarla kısıtlandı.Up until now, our communication with machines has always been limited to conscious and direct forms.
İşte bu da 'Apple'ın' gerçekte iletişim şekli.Here's how Apple actually communicates.
Bitkilerin bilgiyi iletme biçimi polenler aracılığıyla olur.Now the way that plants transmit that information is through pollen.
Ancak, bir başkasının dilini bilmeden ya da öğrenmeden onlarla iletişim kurmamıza imkan yok.Unfortunately, you can't communicate with others without knowing or learning their language first.
İletişimi anlamaya çalışmak da bize etkileşimi düşündürüyor. Vücut dilin bana ne anlatıyor?When we think about communication, we think about interactions.
Size Kraliyet tarihiyle ilgili... ...iletmem gereken bir rapor var.I have a report I need to give, that has to do with the history of the Imperial Family.
Bunu önemseyen insanlarla iletişime geçti. Amatör ama tutkulu insanlara.He connected with people who cared about this: nonprofessionals, people with passion.
Onları hayal kırıklığına uğratan, diğer insanlarla iletişim kurmadaki eksiklikleridir.What they're disappointed in is their inability to make contact with other people.
Şempanzeler gerçekten bilgisayar aracılığıyla birbirleriyle iletişim halindeler.The chimps are actually interacting with each other through the computers.
Koko'ya işaret dili ile iletişim kurması öğretilmişti.Koko was taught to communicate via sign language.
Evald'a sevgilerimi ilet.Give my love to Evald.
Eğer 1890'larda her şeyi bildiğimizi düşünseydik, iletkenler olamazdı.You could have made it in the 1890s; you wouldn't have the transistor.
Leo ile iletişim içinde olan Matt Berlin, Leo'ya yeni bir nesneyi tanıtıyor.This is Matt Berlin interacting with Leo, introducing Leo to a new object.
İletişim için kullanılmakta.And it's used for communication.
Onlarla nasıl iletişim kuracağımızı öğreniyoruz; gerçekten çok tiz bir sesle.We're learning how to communicate with them, in really high-pitched tones.
İki ay boyunca, dış dünyayla karşılıklı olarak... ...iki saatten az iletişim kurabildik.We had less than two hours two-way communication with the outside world in two months.
"Bu telefonun gerçekten iletişim aracı olarak düşünülmesi için çok fazla eksiği var."This telephone has too many shortcomings to be seriously considered as a means of communication.
Sonunda, bağlamsal iletişim var.Finally, we have contextual communication.
Ve siz biraz fazla bant genişliğine sahip olduğunuzda başka birine bir mesaj iletirdiniz.And so, if you had some extra bandwidth, you'd deliver a message for someone.
Onlar fazla bant genişliğine sahip olduğunda da size mesaj iletirdi.If they had some extra bandwidth, they would deliver a message for you.
Yani başka bir ifadeyle, siz daha mesaj yollamadan iletebileceğini iddia ediyordu.So, in other words, it claimed it could deliver a message before you sent it.
Depodan asla ayrılamazdı ya da dış dünyayla iletişim kurmazdı.He could never leave the tank or interact with the outside world.
Bu benim yapmış olduğum dokunsal iletişim sistemi.This is something I did of a tactile communication system.
Bu, Claire adlı birinin bu çocuk ile iletişime geçtiği bir teknoloji ürünüydü.And this was a piece of technology with someone called Claire interacting with this boy.
Onunla siz de iletişim kurabilirsiniz.And you're able to interact with his world.
Bu konuşmalar, yalnızca tür içi iletişim için kullanılıyor.These conversations are for intraspecies communication.
Bütün bakteriler tarafından kullanılan bu dil, türler arası iletişimin aracı.It's used by all different bacteria and it's the language of interspecies communication.
Yani, bakterilerin tamamı türler arası iletişim için bu molekülü kullanıyor.So they're all using this molecule for interspecies communication.
İlkinde, türler içi iletişim sistemini hedef aldık.The first one is we've targeted the intraspecies communication system.
Bir, açığa çıkan enerji hidrojenleri zar boyunca iletme yetisindeydi.One, the release of energy was able to pump the hydrogens across this membrane.
Bir şekilde mesajlarını politikacılara iletmeliyiz.We need to somehow get their message to the policymakers.
Şu anda iletişim bilimi diye bir şey gerçekte yok.The science of communication does not exist, actually.
Daha iletişim bilimi yok ancak sınırlı miktarda iletişim kurabiliyoruz.There is no science of communication, as yet. Although to a limited extent, we do communicate.
Bir kadın, dikiş makinasını gayet iyi kullanabilirken bir fizyologla iletişim kuramıyor.A woman that can operate the sewing machine quite well, can not communicate with the physiologist.
Ya da sadece sınırlı bir iletişim kurabiliyor.Only to limited extent.
Dilim amacı iletişim kurmak değil, diğer insanların davranışlarını kontrol etmek.The purpose of language is not to communicate. It's to control the behavior of the other people.
"Aptalsın, aptalsın." Burada ne dil, ne de iletişim var.Or "you're dumb, you're dumb", there's no language, no communication.
"Bunu yapmamalıydın." İletişim yok.Or "you shouldn't have done that", there's no communcation.
Veya "Senden nefret ediyorum!" Yine iletişim yok.Or "I hate you!", there's no communication.
İnsanlar iletişim kurmaya çalıştığında, bir dili paylaşmaya çalışıyorlar.So when people set out to communicate they set out to share a language.
Bundan ötürü parasal sistem zor, hem de çok zor olan iletişim yollarını ödüllendiriyor.So in the monetary system where rewards vary. It's very difficult to establish communication.
İletişim kurmak istemiyorlar, durumlarını korumaya çalışıyorlar.They do not seek to communicate, they seek to maintain those conditions.
Bir iletişim bilimi mümkün mü?Is it possible to develop a science of communication?
Sistem, iletişimi otomatikman kesmek üzerine kuruluysaIf the system is established it automatically cuts communication.
İnsanlar ile iletişim kurmayı seviyorum.I just like to communicate with people.
Durumun kontrolünü almanı istiyorum Ofisimle sürekli ve düzenli iletişimde olacaksın. Anlaşıldı mı?I expect you to step up. <i>You're to maintain constant communication with my office.
Sizin için Direktör Taylor'a iletebileceğim bir şey var mı?Is there anything I can pass on to Director Taylor for you?
Bu, birbiriyle hiçbir iletişimi olmayan yerlerde bağımsız bir şekilde ortaya çıkmıştır.This arose independently at sites everywhere that had no communication to one another.
Onsuz, gerçekten, başkalarıyla bir iletişim zemini bulamayız.Without it, we literally can't interface with others.
İnsanlarla tamamen özgürce iletişime geçme ve kendimizi yeniden tanımlama olanağına sahibiz.We're able to connect with people quite freely and to redefine ourselves online.
Aynı zamanda belirli ortak ilgilerimiz olan insanlarla iletişim kurabiliriz.We can also connect with people based on our very specific interests.
Bu şekilde birbiriyle iletişime geçen, bu şekilde konuşan tüm bir insan grubu.A whole group of people communicating that way, talking that way.
Bir şifrelenmiş ulusal radyo iletişim sistemleri var.They have a national encrypted radio communications system.