Onun ilerlemiş yaşı onun bir iş bulmasını engelliyor.His advanced age prevents him from getting a job.
Tom geldiğinde saat bir hayli ilerlemişti.Tom didn't arrive until it was already too late.
Goryeo dönemi süresinde, bronz kullanımı ilerlemiştir.During the Goryeo period the use of bronze was advanced.
1929'a kadar durum hükümetin demokratik sistemini bozacak şekilde ilerlemiştir.Until 1929, this state of affairs was maintained by subverting the democratic system of government.
Cumhuriyetçi saflar ilerlemişti ve XI. Tugay ile temas sağlandı.The Republican lines advanced and made contact with XI International Brigade.
9 Şubat 1943'te ilerlemiş kalp hastalığından 61 yaşında öldü.On 9 February 1943, he died at the age of 61 from advanced heart disease.
İkisinin de yaşı ilerlemişti.They both lived into old age.
29 Haziran'da Uşak'a ulaşan Yunan ordusu yaklaşık 200 mil ilerlemişti.By reaching Uşak on 29 June, the Greek army had advanced some 125 miles (200 km).
Çünkü artık çocuk kaçırma olayları çok ilerlemiştir.On the Dutch side, secularisation has progressed much further.
Romalılardan karşılık görmeksizin Trakya’ya kadar ilerlemişlerdir.In any case, they coiled in the opposite direction to Romaniella.
İlçede en çok ilerlemiş sanat olarak görülür.All of these are in Best Art Direction.
İkinci haftasında ise 14'ten 4. sıraya kadar ilerlemiştir.Over the next two weeks it progressed from number 12 to number 4.
İkinci sezonda artık ilişkileri ilerlemiş ve sevgili olmuşlardır.Eventually, during the second series their relationship improves and they become friends.
Batı Roma İmparatorluğu'nda olaylar farklı ilerlemiştir.Things went differently in the Western Empire.
Eski mısırlılar eczacılık konusunda da oldukça ilerlemişlerdi.Ancient Egyptian medicine was quite advanced for c.
İlerlemiş yaşı gücünü tüketiyordu ve tamamen gözdelerinin eline düştü.His advanced age had destroyed his energy, and he was entirely in the hands of favorites.
Bu amaçla Of yönüne doğru ilerlemişlerdir.In the second, he strives towards that goal.
Keşif, teşhis ve ilerlemiş antiviral tedavi konusunda önemli ilerlemelere yol açtı.The discovery led to significant improvements in diagnosis and improved antiviral treatment.
Beklenildiği üzere, Yeniçeriler kazan kaldırmış ve sultanın sarayına doğru ilerlemişlerdir.As expected, the Janissaries then drew mutinied and advanced against the sultan's palace.
"Sopa", Türkiye resmî listesinde dördüncü sıraya kadar ilerlemiş, "Bodrum" ise zirveye çıkmıştı."Sopa" ranked fourth on Türkçe Top 20, while "Bodrum" topped the official chart.
Roma Filosu Sicilya sahilleri boyunca savaş düzeninde ilerlemiştir.The Roman fleet advanced along the Sicilian coast in a compact formation.
O noktada, geri dönemeyecek kadar ilerlemiştim.I was that far into it I couldn't go back at that point.
Yani bunun içinde, şimdi 14 milyar yıl ilerlemiş durumdasınız.So you're now about 14 billion years into this.
Sadece sağa doğru ilerlemiş.We're just moving straight right.
Bu yüzden, ilerlemiş imalata yatırım yapmalıyız.That\'92s why we have to invest in advanced manufacturing.
Yani, Nadia bu doğrultuda saatte 3.5 mil ilerlemiş oluyor.So she's travelling at 3 and 1/2 miles per hour in that direction.
Ben bir kanser doktoru olarak biliyorum ki, ilerlemiş kanseri tedavi edemem.You know, I know very well, as a cancer doctor, I can't treat advanced cancer.
İki yıl sonra rahatsızlığım dramatik bir şekilde ilerlemişti.Two years later, and the deterioration was dramatic.
Bundan sonra senin stratejin kanserin nerede olduğu ve ne kadar ilerlemiş olduğuna bağlı olacaktır.From here your strategy will depend on where the cancer is and how far it's progressed.
Peki, ben gelecek hakkında düşündüğümde, kendimi asla zamanda ilerlemiş olarak görmüyorum.Well, when I think of the future, I never see myself moving forward in time.
Bu kişilerin bir çoğu için, bu süreç, çok çok yavaş ilerlemiştir.For most of these men, what they described is a process that was very, very gradual.
Elizabet kısır olduğu için çocukları olmuyordu. İkisinin de yaşı ilerlemişti.But they had no child, because Elizabeth was barren, and they both were well advanced in years.
Hiç şüphesiz Allah, ihanette ilerlemiş günahkarı sevmez.Verily, Allah does not like anyone who is a betrayer of his trust, and indulges in crime.
Buenaventura’dan kara yoluyla Cali'ye doğru ilerlemiş, hastalık nedeniyle burada üç ay kalmıştır.He proceeded from Buenaventura by land to Cali, where he remained three months because of illness.
İlerlemiş meme kanserinden muzdaripti ve son çocuğunu doğurduktan kısa bir süre sonra öldü.She suffered from advanced breast cancer and died shortly after giving birth to her last child.
1980'de Schucman'a ilerlemiş pankreas kanseri teşhisi kondu.In 1980 Schucman was diagnosed with advanced pancreatic cancer.
Büyükbabası ilerlemiş yaşına rağmen oldukça sağlıklı.Sein Großvater ist für sein Alter noch sehr gesund.
Eski mısırlılar eczacılık konusunda da oldukça ilerlemişlerdi.Die Alten Ägypter betrieben intensive Haarpflege.
İlçede en çok ilerlemiş sanat olarak görülür.Dies betrifft im engeren Sinne den Bereich der darstellenden Kunst.
Yangın postaneye kadar ilerlemiştir.Die Fortsetzung bis Wüstenbrand steht noch aus.
Goryeo dönemi süresinde, bronz kullanımı ilerlemiştir.Während der Goryeo-Zeit erreichte die Bronzeverarbeitung ihren Höhepunkt.
İlçedeki tır taşımacılığı hayli ilerlemiştir.Mittlerweile läuft der Verkehr weitgehend reibungslos.
Beklenildiği üzere, Yeniçeriler kazan kaldırmış ve sultanın sarayına doğru ilerlemişlerdir.Wie erwartet zogen die Janitscharen meuternd gegen den Palast des Sultans.
Bu amaçla Of yönüne doğru ilerlemişlerdir.Dort schieden sie kurz vor dem Ziel aus.
Buna rağmen inşaat hızla ilerlemiştir.Zunächst schritt der Bau zügig voran.
El sanatlarında da oldukça ilerlemişlerdi.Auch auf künstlerischem Feld ging es in großen Schritten voran.
Fakat bunlardan habersiz olaylar daha da ilerlemişti.Weitere unbekannte Faktoren haben wahrscheinlich ebenfalls dazu beigetragen.
Çünkü artık çocuk kaçırma olayları çok ilerlemiştir.Seitdem sind illegale Kletteraktivitäten stark zurück gegangen.
Sovyet topraklarında 320 km. ilerlemişler ve Moskova'ya olan mesafenin üçte birini geride bırakmışlardı.Ils avaient avancé de 321 km dans l'Union soviétique et à près d'un tiers de la distance de Moscou.
Daha güneyde Bug Nehri'ni geçen 2. Panzer Grubu 23 Haziran'da Sovyet sınırından 60 km. içeri ilerlemişti.Le 2e groupe de Panzers traverse la rivière Bug et pénètre à 60 km en territoire soviétique le 23 juin.
Balıkçılık da oldukça ilerlemiştir.La pêche y est également très développée.
İlerlemiş yaşı gücünü tüketiyordu ve tamamen gözdelerinin eline düştü.Son âge avancé avait détruit son énergie, et il fut entièrement aux mains de ses fidèles.
İkisinin de yaşı ilerlemişti.Tous deux atteignent l'âge adulte.
İlerlemiş yaşına rağmen çok eğlenceli birisidir.Malgré son âge, il est très actif.
Alman kuvvetleri 1.690 km. ilerlemişlerdi ve 3.100 km.lik bir cephe hattına ulaşmışlardı.Les Allemands avaient avancé de 1 700 km et tenaient un front de 3 100 km.
Karamanoğlu İbrahim Bey Ankara'ya kadar ilerlemiş bulunuyordu.Il ne supportait plus le regard de Kumarbi, Anu.
Buna rağmen inşaat hızla ilerlemiştir.Bien que progressive, cette mise en place est rapide.
Müttefik kuvvetler, aradaki hatları aşarak Osmanlı tarafının son savunma hattına kadar ilerlemişlerdir.Ils sont ensuite élevés avec grand soin jusqu'à ce que leurs défenses forment des cercles.
Arıcılık ilerlemiş durumdadır.La précarité progresse.
9 Şubat 1943'te ilerlemiş kalp hastalığından 61 yaşında öldü.El 9 de febrero de 1943, murió a la edad de 61 años de una avanzada enfermedad de corazón.