Frekansı, ilerlediği ortamla—katının atomik örgüsü (atomic lattice of the solid) sınırlanmıştır.Su frecuencia está limitada por el medio por el que se propaga (la red atómica del sólido).
Ancak arabanın 60 km/sa süratle kuzey yönüne ilerlediği söylenirse bu bize yöneysel hızı verir.Pero al decir que un auto se desplaza a 60 km/h hacia el norte se está especificando su velocidad.
Ancak, sefer yavaş ilerledi.Sin embargo, progresó poco a poco.
Nikiforos, Haziran ayında Bulgar topraklarına girdi ve Balkan geçitlerinden başkent Pliska’ya doğru ilerledi.En junio invadió las tierras búlgaras y marchó a través de los pasos de los Balcanes hacia la capital Pliska.
Ayrıca konserler ilerledikçe şarkıların da güncelleneceğini ce şovlarda değişikliklere gidileceğini belirtti.Hay alguna probabilidad para creer que se cantaban además en aquella hora otros salmos.
Asi ordu Västerås'a ilerledi ve orayı fethedip yağmaladı.En esta ocasión Norte atrapó al Oeste haciéndola estallar.
Daha sonra, Brezilya'nın "Mato Grosso" bölgesine doğru ilerlediler.Se encuentra cerca del estado brasileño de Mato Grosso.
Bu tehcirden kaçmaya muvaffak olanalar ise Uç Anadolu’ya doğru ilerlediler.Se escapan de sus cajas porque quieren ir a la Antártida.
Rus birlikleri başlarda az direnç gösterdi, Fransız birlikleri hızlıca ilerledi.Como otras unidades rusas llegaron tarde, los franceses pudieron recuperarse.
Doğuda ise Rus orduları Erzurum'a kadar ilerledi.Con las victorias, el ejército ruso había limpiado los accesos a Erzurum.
Paraguaylılar oldukça başarılı bir şekilde ilerlediler.Los grupos tribales se organizan mejor.
Her düellodan, yüksek puanı olan oyuncu, yarışmanın bir sonraki aşamasına ilerledi.En cada duelo, el concursante con la mayor puntuación avanzaba a la siguiente ronda.
Bu kulüp 4. kategoriye gelene kadar hızla ilerledi.Como consecuencia, el club bajó a la Nationale 4.
9 Haziran akşamına kadar dört İsrail tugayı platoya doğru ilerledi.En la noche del 9 de junio, las cuatro brigadas israelíes habían quebrado las defensas de la meseta.
Hasan ile Abbas ilerlediler.El príncipe y el abad vuelven.
Tsunami, 10 metre yüksekliğe ulaşarak ve 5 km boyunca ilerledi.Medía 9 metros de longitud en total y alcanzó 10 km de altura.
Oyunda ilerledikçe modern zamana geliyoruz.El juego transcurre en el mundo moderno.
Hava kuvvetleri zaman zaman ilerledi ama geri kalanı çok kısa ömürlü oldu.La delegación se suponía que sería más grande pero algunos se retiraron en el último instante.
Oyunun zor olduğunu ve hikâyesinin tempolu bir şekilde ilerlediğini belirtmiştir.Cómo logró este puesto y su historia siguen siendo un misterio.
Harel tugayı doğuya doğru devam ederek Ürdün Nehri'ne ilerledi.Nuevamente el avance rojo obligó a desplazarse al este.
Aynı zamanda Peçenekler batı yönünde ilerlediler ve Magyarların topraklarına dönmesini engellediler.Al contempo, i Peceneghi avanzarono verso occidente e impedirono ai Magiari di ritornare nella loro patria.
İsyancılar 21 Mart'a kadar başkent Bangui'ye 300 km mesafede olan Bouca kentine ilerlediler.Il 21 marzo, i ribelli avanzarono sino a Bouca, a 300 km dalla capitale Bangui.
Böylece süratle hareket etmeye başladı, büyüyerek güçlendi, geleceğe doğru ilerledi ve çoğaldı.Iniziò dunque a muoversi lestamente, e divenne sempre più potente, avanzando e moltiplicandosi.
Çekimler ilerledikçe 'Jiff'in 'Kit'in aptal kardeşi olduğu ortaya çıkar.Dopo alcune scene girate con questa controfigura si scopre che Jiff è il fratello di Kit.
Dizi ilerledikçe baba-oğul arasındaki ilişki gittikçe güçlenmektedir.Quando il viaggio comincia anche il rapporto tra padre e figlio migliora.
Amerika Birleşik Devletleri'nde ise en fazla ikinci sıraya kadar ilerledi.Negli USA non va oltre il secondo turno.
Meksika Ordusu, 6 Mart sabahının erken saatlerinde Alamo'ya doğru ilerledi.Nelle prime ore del 6 marzo, l'esercito messicano avanzò verso Alamo.
İlişkileri daha da ilerledi ve hayatlarının sonuna kadar birlikte oldular.Alla fine, si sposano e passano il resto della loro vita insieme.
Henry'nin kuvvetleri Kuzey İtalya'ya ilerledi.Armee tedesche a ritirarsi verso l'Italia settentrionale.
Hikâye ilerledikçe farklı silahlar ve kostümler açılabilir.Il gioco può sbloccare nuove armi e costumi.
Böylece Bolşevik birlikleri Estonya’ya ilerledi.Solo in questo modo i sovietici riuscirono ad imporsi in Estonia.
Oyun ilerledikçe çeşitli yeni silahlar ve ekipmanlar ortaya çıkıyor.Con il progredire del gioco si sbloccano nuove armi e gadget.
Su ilerledikçe verdiği ilk önemli hasarlardan biri ilk bacanın devrilmesidir.Uno tra i primi rimedi di cui viene lasciata traccia è il vino.
Oyun ilerledikçe korku ve gerilim dozu sürekli olarak artmaktadır.Man mano che i drink aumentano, gli scherzi e le allusioni si fanno sempre più pesanti.
Ancak dizi ilerledikçe Morrison, rolünü canlandırmasıyla övgü topladı.Risolto il caso, Morri si complimenta personalmente con Prosperi.
Yaşı ilerledikçe Tom, iyice kafayı sıyırdı.На старости лет Том совсем выжил из ума.
Tom vuruşunu yapıp üçüncü kaleye kadar ilerledi.Том сделал удар и продвинулся к третьим воротам.
Ancak II. Dünya Savaşı sırasında tank teknolojisi çok hızlı ilerledi.Во время Второй мировой войны боевая техника развивалась достаточно быстро.
Bu dönemde Bizans İmparatoru II. Basileios, Bulgar topraklarına doğru ilerledi.К этому времени император Василий II уже неоднократно глубоко вторгался в болгарские земли.
Zekeriya meleğe, “Bundan nasıl emin olabilirim?” dedi “Çünkü ben yaşlandım, karımın da yaşı ilerledi”.Иисус пал лицем своим на землю, и поклонился и сказал ему: что господин мой скажет рабу своему?
Böylece süratle hareket etmeye başladı, büyüyerek güçlendi, geleceğe doğru ilerledi ve çoğaldı.И начал он двигаться быстрее, и выросла его сила, и стал он плодиться и размножаться.
Ancak, sefer yavaş ilerledi.И постепенно кое-чего добился.
Norman ordusu, güçlü bir dirençle karşılaşmadan Kuzey Yunanistan'ın çoğunu ele geçirerek ilerledi.Норманны продолжили наступление вглубь Северной Греции, не встречая серьёзного отпора.
Meksika Ordusu, 6 Mart sabahının erken saatlerinde Alamo'ya doğru ilerledi.Ранним утром 6 марта мексиканская армия пошла на штурм Аламо.
Geminin inşaatı ilk başlarda sınıfındaki diğer gemilere göre oldukça yavaş ilerledi.Были внесены конструктивные изменения по сравнению с первым судном данного класса.
Bu akın yolu üzerindeki tüm Moskova Knezliği arazilerini talan ederek ilerlediler.Через всю заснеженную Москву мы пошли к нему домой.
Afrodit seri ilerledikçe biraz daha yumuşar.Носит афро, немного заикается.
Ancak sokma işlemi ilerledikten sonra refleksif olarak korunma eylemi ortaya çıkar.Предполагается, что при форсировании реакции страха спонтанно прекратятся.
Çirikov ve ekibi doğuya doğru ilerledi.Германско-казацкие войска продвигались на восток.
Oyun ilerledikçe çeşitli yeni silahlar ve ekipmanlar ortaya çıkıyor.По ходу игры будет открываться всё больше типов оружия.
Bu iki yıldızın kırmızı dev olma yolunda ilerlediği düşünülmektedir.Звезда находится на пути превращения в красный гигант.
20. yüzyıl ilerledikçe iç giyim daha küçük ve daha uygun hale geldi.К началу XX века купальный костюм становится проще и демократичнее, а главное — короче.
9 Haziran akşamına kadar dört İsrail tugayı platoya doğru ilerledi.На 19 октября у израильтян было уже четыре наведённых понтонных моста.
Yarışma boyunca ilerledi ve sonunda kazanan ilan edildi.وغادر سريعاً بعد ذلك، قائلاً بأنه هو الفائز.
Wheeler, ilişkileri ilerlediği sırada Avrupa'ya gitmişti, fakat, döner dönmez evlenmeye karar verdiler.قام ويلر بخطبتها بعد ثالث لقاء بينهما، وإتفقوا على تأجيل الزواج حتى عودته من أوروبا .
Sovyet 5. Muhafız Tank Ordusu, Baltık sahillerine ilerledi ve Doğu Prusya'nın büyük bir bölümünü çevirdi.على D + 1، انتقلت قوات المارينز الخامسة للسيطرة على مطار، وتقدمت نحو الشاطئ الشرقي.
Ancak dizi ilerledikçe Morrison, rolünü canlandırmasıyla övgü topladı.كلما سقط كبريائه، فإن رانما يبذل جهودا كبيرة لتصحيح الوضع.
Bütünleşmeyi durdurmak mümkün olsa da, ilerledikçe erişimini durdurmak zorlaşır.لكن إن صعُب إستئصاله كليًا فيبقى هناك احتمالية لعودته.
Osmanlı ordusunun Şam'a ilerlediğini öğrenen Gazali, şehri terk ederek çöle kaçtı.ترك الغزالي -الذي عَلِم بتقدم الجيش العثماني نحو الشام- المدينة وهرب إلى الصحراء.
Bu sırada Habîb-i Acemî ile görüşüp onun sohbetinde bulundu ve tasavvuf yolunda ilerledi.ثم قتل ألوغ بك على ما ذكرناه في ترجمته، واستمرت الفتنة بين بني تيمور.