Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.В двери была сделана щель, в которую прихожане бросали пожертвования.
Botlarımız suyun içindeki kayalardan ötürü daha ileri gidemiyordu.ولم تتمكن القوارب من الوصول أكثر بسبب الصخور الحادة في الماء.
SCF yöneticileri bu seçim sonuçlarının gerçeği yansıtmadığını ileri sürdüler.زعم قادة الحزب الجمهوري الحر أن نتائج هذه الانتخابات لم تعكس الحقيقة.
İnşaallah, ileride alırım seni yanıma" demesi üzerine geri dönmüştür.فقال:لا، والله لا أنزل؛ أنتم دعوتموني، فإن أردتم أن آتيكم كما أُحِبُّ، وإلا رجعت.
Abovyan zamanından çok ilerideydi ve eserlerinin neredeyse hiçbiri ömrü boyunca yayınlanmamıştı.كان أبوفيان متقدما بفارق كبير عن وقته ولم ينشر له شيء تقريبا من أعماله خلال حياته.
Atatürk ile tanışması sonucu ileriki yıllarda öğrenimine devam etme fırsatı buldu.وفي إثر مقابلتها لأتاتورك حازت على فرصة إستمرارها في التعليم لسنوات لاحقة.
Doktorların bu raporunun doğruluğu daha ileri bir dönemde açığa çıkan ABD Ordu Raporuyla da onaylanacaktır.وسيتم الموافقة أيضاً علي تقرير الجيش الأمريكي الذي صدر في وقت متقدم عن صحة تقرير الأطباء هذا.
Bu sütunlar, mağma akıntılarının soğuyup büzülmesinden ileri gelmiştir.وسميت هجرتهم بهجرة العتوب وهم آل صباح وآل خليفة والجلاهمة.
Ve insan, bu bırakılmışlık içinde tercihler ve seçimleriyle kendi yaşamını ileriye doğru kurar.ما هي آخرة الإنسان، وما الذي يأخذ من دنياه؟ يُصب الكلس على رأسه، والجص على جمجمته.
Taliban ve El-Kaide mültecilerinin peşine düşmek için doğu eyaletlerinde birçok ileri karakol kuruldu.أُنشئت عدة مواقع استيطانية في المقاطعات الشرقية للبحث عن الهاربين من طالبان والقاعدة.
Einstein kuantum mekaniğinin fiziksel olarak eksik ve mantıksal olarak yetersiz olduğunu ileri sürmüştür.أكد آينشتاين أن ميكانيكا الكم غير مكتملة ماديًا وغير مرضية منطقيًا.
Bu grub 1930'ların başında İngiltere'deki en ilerici sanat çalışmalarını sürdürüyorlardı.واصلت هذه المجموعة في بداية عام 1930 أعمالها الفنية التقدمية في إنجلترا .
23 Mart 2017 - ETA, 8 Nisan 2017 tarihi itibarı ile tamamen silahsızlanacağını ileri sürdü.وفي 17 مارس 2017 أعلنت عن إلقاء سلاحها بشكل نهائي من جانب واحد ودون قيد أو شرط في 8 أبريل 2017.
Limitsiz geri ve ileri alma.يكون مائلاً للأمام والأسفل والإنسي.
Güneş sistemini kolonize etmek ve bir gün daha ileriye gitmek."أعلم أن البشر سيستعمرون النظام الشمسي ويوماً ما سيذهبون إلى أبعد من ذلك>>.
Hatta yeni sesler için bir sanatçı kadrosu oluşturacak kadar ileri gitti.وقد قدمت حتى أن تبلغ بعد الفنانين من أجل الأصوات الجديدة.
Lisa'ya çok değer verir ve fazla ileri gidince hep özür dilemiştir.فقد كان بارت يهتم كثيراً بليسا حتى كان يعتذر لها دائماً عندما كان يذهب بعيداً.
Sovyet kuvvetleri 22 Kasım'da Don Nehrini geçerek ileri hareketlerini Kalaç yönünde sürdürdüler.في 22 نوفمبر، بدأت القوات السوفيتية في عبور نهر الدون مكلمة تقدمها باتجاه مدينة كالاخ.
İlk Sovyet değerlendirmesi Alman kayıplarının 458.080 ölü ve 479.298 tutsak olduğunu ileri sürmektedir.وقدرت المصادر السوفيتية خسائر الألمان بـ 458.080 قتيل و 479.298 أسير، ولا يُعرف حتى الآن عدد المدنيين القتلى.
Daha da ileri gidildiğinde, bütün âlemler, tüm türler ayrı ayrı sınıflandırılıncaya kadar bölünürler.قلوب العباد كلها روحانية، فإذا دخلها الشك والخبث، امتنع منها روحها.
Asla geri ya da ileri hareket yapmazlar.لا يحتوي على حركات أو تنقيط.
André René Roussimoff adlı bu çocuk, ileride profesyonel güreşçi André the Giant (Dev André) olacaktır.هذا الطفل الذى يدعى "آندريه روسيموف" عرف بعد ذلك باسم المصارع المحترف "آندريه العملاق".
Köyün ileri gelenlerinden Hacı Salih Polat koruculara silahlarını bırakmaları emrini vermiştir.كإجراء احترازي طلب دالي من الحراس تسليم أسلحتهم.
A. ↑ 1802 yılında, William Paley gözün bir tasarım mucizesi olduğu ileri sürmüştü.في سنة 1802 اطلق عليها الفيلسوف ويليام بالي "معجزة تصميم".
Ertesi gün sabahında yenilenen ileri harekat, Anzak hattını tepeye bir miktar daha yaklaştırmıştır.وفي أيامه نزلت قبائل من قضاعة بلاد الشام، قادمة من تهامة، فأنزلهم بالقرب من البلقاء.
Bu nedenin de Nous (ruh, akıl) olduğunu ileri sürmüştür.عند الكلمة "فسقناه" انتقل من الغيبة إلى ضمير المتكلم (نحن).
Mesela, bir kapıyı açıp/kapamak için farenin ileri/geri hareket ettirilmesi gerekir.فترك ابن نغريلة قرطبة وتوجه لملقة وفتح حانوت للتوابل.
Kuşşara'nın, yeri konusunda net bir kanıt henüz ele geçmemiştir ve farklı görüşler ileri sürülmektedir.لا يوجد بلد له السيطرة على المنطقة، وهناك خلافات مستمرة.
Buna karşın İsviçre'nin bu savaşta tarafsız kalmadığı da ileri sürüldü.يجب أن نتذكر أن إسبانيا ظلت محايدة طوال النزاع.
Filler hem ileriye hem de geriye doğru hareket edebilirler ancak zıplayamaz, tırıs ya da dörtnala gidemezler.ويُسمح بتحريك الكلاب إلى الأمام وإلى الخلف وإلى الجانبين، غير أنه لا يجوز تحريكها قُطريًا.
Azerbaycan'da eğitimin tüm diğer Türk devlet ve topluluklarına göre çok ileri düzeyde olduğu görülür.حيث يميل المسيحيين أن يكونوا أكثر تعليماً وثراءاً بالمقارنة مع باقي الطوائف في سوريا.
Uzman, belirli bir konuda ileri teknik ya da beceriye sahip kişidir.خبير المجال هو شخص ذو معرفة خاصة أو مهارات في مجال معين .
Bu konularda daha ileri araştırmaların yapılması gerekmektedir.ولا شك أن الأمر بحاجة إلى المزيد من الدراسات في هذا المجال.
İsveç'e ait Wasa Araştırma İstasyonu, Aboa'nın 200 metre ilerisine kurulmuştur.محطة واسا السويدية تبعد عنها فقط ب 200 متر عن محطة أبوا.
Fransızca ve Almanca ile birlikte ileri derecede matematik bilgisine sahipti.هو عالم رياضيات فرنسي وبلجيكي في آن واحد.
Schopenhauer, görünen dünyanın ardında yatan esas gerçekliğin istenç olduğunu ileri sürdü.لاحظ هيور أن الخداع الجيد يبدو حقيقيا.
İlk kez talep esnekliğini ileri sürmüştür.للمرة الأولى أتمنى أن تتأخر هذه المكالمة ..
Her iki kurumun da ileri devre kompozisyon bölümlerinden mezun olarak 1934'te yurda döndü.وقد عاد إلى السكن الطلابى عام 1934 متخرجا من قسم الألحان في كلا الجامعتين.
Telif hakları herkese karşı ileri sürülebilirler.النفضات النومية يمكن أن تحدث لأي شخص.
Deneyimsiz bu sultanların döneminde devlet ileri gelenlerinin nüfuzu giderek artmıştır.مع تزايد التهديدات الخارجية، تزداد قدرات الدولة الاستخراجية.
İlk olarak 1964 yılında Sovyet astronom Nikolay Kardaşev tarafından ileri sürülmüştür.وتم اقتراحه لأول مرة في عام 1964 من قبل عالم الفلك الروسي نيكولاي كارداشيف.
Buna karşılık, bu iddiaların tamamen asılsız ve temelsiz olduğu ileri sürülmüştür.كانت هذه التعليقات متوقعة بالكامل وغير مثيرة للدهشة.
Zamanla ona aşık olmuş ve ileride evlenmiştir.في غضون سنة عرض عليها الزواج، وقبلت.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.أفكار نيتو ذهبت أبعد من ذلك.
Uzmanlar bu bağımlılık için birçok neden ileri sürmüştür.واقترح الخبراء عدة أسباب لهذا الإدمان.
Beklediklerinden birazcık daha ileriye gitmeye çalıştım."Tentei ir um pouco mais longe do que eles esperavam".
Galileo ayrıca bu görüşünü desteklemek için teorik bir tartışma ileri sürdü.Galileu também aperfeiçoou um argumento teórico para apoiar a sua conclusão.
Yapılan yorumlarda “müzisyenler için çok ileri, matematik ve matematikçiler için çok müzikal” deniyordu.Para ele, "vale destacar que os músicos eram muito versáteis e habilidosos naquilo que era proposto.
"Newton, 'Eğer daha ilerisini görebildiysem bunun sebebi devlerin omuzları üzerinde durmamdır,' demiştir."Newton disse, 'Se vi mais longe foi porque estava sobre ombros de gigantes.'
Bu onun ileride eşi ile birlikte iş birliği yapmasını sağladı.Fez testamento conjuntamente com sua mulher.
Ama, Fox projeyi daha ileri götürmemiştir.No entanto, a Fox não seguiu com o projeto.
Gerçekten, Smythe, Anna'nın amaçlarının "hayatındaki erkekler tarafından engellendiğini" ileri sürmüştür.De fato, Smythe afirma que os objetivos de Ana teriam sido "atrapalhados pelos homens em sua vida".
Z ilk olarak 1977'de Abrial tarafından Steve Schuman ve Bertrand Meyer'in yardımıyla ileri sürüldü.Z foi originalmente proposta por Jean-Raymond Abrial em 1977 com a ajuda de Steve Schuman e Bertrand Meyer.
Bu alandaki etkisi kendi araştımasından daha ileri gitti.Sua influência se estendeu muito além de sua própria pesquisa.
Luftwaffe, harekâtın ilk gününde 1.489 Sovyet uçağını imha ettiğini ileri sürmektedir.O relatório oficial do primeiro dia de operações apontava para a destruição de 1489 aeronaves soviéticas.
Whybray, varsayımların mantıksız ve çelişkili olduğunu ileri sürer.Nele, Caplan mostra que ambas, escolhas e decisões, são inerentemente irracionais.
Doğrudan Tahrik: Bu durumda ileri ve geri (tornistan) hareketi sağlamak için en az iki türbin kullanılır.Os chifres, presentes em ambos os sexos, são pequenos e dirigidos para trás.
Kudüs'ün bütün ve birleşik olarak İsrail'in başkenti olduğunu ileri sürer.Jerusalém, completa e unida, é a capital de Israel.
Bismarck, ileriki yıllarda Avusturya'ya bir müttefik olarak ihtiyaç duyacağını hesaplamıştır.Bismarck enxergava na Áustria um futuro valioso aliado.
Daha sonrasında grup yaptığı açıklama da ilerideki performanslarının daha iyi olacağını belirtti.Após isso, o grupo anunciou que suas futuras performances seriam ao vivo.