Denizaltı kanyonlarının nasıl meydana geldikleri hakkında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.Proprio tale azione incisiva genera i canyon sottomarini.
Bu arada Angel, Buffy'nin kendisine olan aşkının ileride kötü sonuçlar doğuracağını düşünmektedir.Nel frattempo, il nonno sembra eliminare la costante sfortuna che ha Barry nella vita.
Ancak ileriki yıllarda Sicim kuramında gözden düşmüştür.Fu sempre in questi anni che perse la vista dall'occhio destro.
İki yöntem de oldukça benzerdir, farkları güç kaynaklarından ileri gelmektedir.Invero, il potere dei due è lo stesso, come lo è la fame che ne deriva.
Bu etki ilk kez David Hilbert tarafından 1915'te ileri sürülmüştür.Fu dimostrato per la prima volta da David Hilbert.
Burada ileriye gidemem ki.Io non posso andare indietro anziché avanti.
Modern motosikletlerde genellikle beş ya da altı ileri vites bulunur.Tradizionalmente i cambi meccanici moderni sono dotati di cinque o più rapporti.
Leon ilerigelenleri hiçbir zaman Kastilya süzerenliğini kabul etmediler.I personaggi non si ricorderanno mai di essere stati nel Limbo.
Babasının ileri yaşı ve kötüleşen sağlığına rağmen çabaladı ama başarılı olamadı.Nonostante le cure e l'interesse internazionale non riuscì più a camminare.
Hayvancılık ve tarım konusunda ileri teknolojiler kullanılmaktadır.Vengono utilizzate sia tecniche intensive che estensive di allevamento.
O zamanlar çoğu bilim adamı orada vakum yerine görünmez bir maddenin olduğunu ileri sürmüştür.Da allora molti documenti riferiscono della vita di un abitato di ampiezza non trascurabile.
Uyarlama uluslararası gönüllü değişimin düzenlemesinde ileri bir standarda önderlik etti.Il riorientamento portò ad un ulteriore standardizzazione nello scambio dei volontari internazionali.
Me 163'ün performansı aynı dönemin piston motorlu uçaklarından çok daha ileridedir.Le prestazioni dell'Me 163 superavano di gran lunga quelle di tutti i caccia a pistoni contemporanei.
Narenciye üretimi ileri seviyededir.FORNI DI SOPRA (Ud).
Lisa'ya çok değer verir ve fazla ileri gidince hep özür dilemiştir.Mami è spaventata e chiede continuamente scusa.
Optik olmayan dalga alanlarında uyumluluk toplamı ile ilgili ileri uygulamalardır.Le dosi si esprimono in termini di unità di attività anti-fattore Xa.
Bu dönemde tıp eğitimi çok ileri bir seviyedeydi.La situazione anche a Medicina apparve subito gravissima.
Taarruz başladığında 15. Tümen’in ileri unsurları ancak cepheye ulaşmışlardı.Nonostante l'intervento dei primi reparti appena arrivati della 15.
Bu tümülüsün Roma Dönemi'ne ait olduğu dahi ileri sürülebilir.Sicuramente le sue origini possono comunque essere riportate al periodo romano.
Dünyadaki en büyük ve akustik olarak en ileri konser salonlarından biridir.È una delle sale di concerto più grandi ed acusticamente avanzate a livello mondiale.
Sonra geliştirilip geniştirilerel bir ileri eğitim koleji olarak 1952'de "Harris Koleji" ismini aldı.Subì un'ulteriore espansione e nel 1952 divenne l'Harris College.
Daha sonra, trigonometri alanında önemli teoremler ileri sürdü.I successivi importanti sviluppi della trigonometria si ebbero in India.
Mavrandonis: Köyün ileri gelenlerinden birisi.Rabatello: Parte superiore del paese.
1780 yılında, ilerinin XVIII. Louis'i tarafından galeri kapatıldı.Ma nel 1816 il Museo fu chiuso per ordine di Luigi XVIII.
1) Zıplamak : Joystick’i ileri itmekle gerçekleştirilir.L'eventuale sparatoria avviene controllando direttamente un mirino con il joystick.
Vilenkin'de böyle bir senaryo ileri sürdü.Passò a condurre così Villeneuve.
UTC+12:45, UTC'den (Eşgüdümlü Evrensel Zaman) 12 saat 45 dakika ileri zaman dilimi.UTC+12:45 è un fuso orario, in anticipo di 12 ore e 45 minuti sull'UTC.
Bazı felsefeciler, sonsuz çeşit sonsuzluk olduğunu ileri sürmüşlerdir.Numerose divinità affermarono falsamente di essere membri degli Eterni.
BT-IS – Prototip ağır eğimli zırha sahip ileride T-34 modelinde kullanıldı.BT-IS - Prototipo/test di concetto di armatura pesantemente inclinata, antesignana della corazza del T-34.
Bu durumda İnönü Mevzii ilerisinde savunma yapmanın gereği kalmamıştır.Penso che non ci sia alcuna necessità di abbandonare la difesa in un processo a porte chiuse.
Bu çıkrığın boyutları daha küçüktür ama büyüğü gibi el ile ve ileri geri iki işlemli kullanılır.Attrezzo simile ma più grande e da usare con due mani è la scure.
Göçleri gerçekleştirenler ve kent ileri gelenleri soylu tabakayı oluşturuyordu.Infatti i consoli che reggevano il comune erano di estrazione nobile.
Özellikle ileri derece yanıklarda kullanılması da zararlıdır.Anche in questo caso si divertono molto, soprattutto improvvisando.
Bununla birlikte belki de dehasını biraz sezmiş olduklarından pek ileri varmayı göze alamadılar.Ma forse non fa altro che riuscire a nascondere bene le sue sofferenze.
Modeller hem 5 ileri düz, hem de 5 ileri otomatik şanzıman ile satın alınabiliyordu.Le Super erano disponibili solo con carrozzeria a 5 porte, ed ebbero un consistente successo.
İnsanda aterom çocukluğun ileri yaşlarında, genelde 5 - 9 yaşlarında yağ çizgileri olarak başlar.Si sviluppa nell'infanzia, generalmente prima dei 5 anni di età.
Kale ileri, geri, sağa ve sola gidebilir.È possibile dare comandi alla tartaruga per andare avanti, indietro, girare a destra o a sinistra.
Gebelikte büyüme ve ileri yaşta küçülme eğilimindedirler.L'intensità tende a decrescere con l'avanzare dell'età.
Fakat daha ileri gidemedi.Non poteva andare oltre.
Saatiniz beş dakika ileridir.Ваши часы бегут на пять минут.
Tom ileri gelen insandır.Том - продвинутый человек.
Maria ileri adım attı.Мэри сделала шаг вперед.
Benim arabamda beş ileri vites ile beraber bir boş, bir de geri vites seçeneği mevcut.У моего автомобиля пять основных передач, а также задняя и нейтральная.
Bu fikirler ileride başlatılacak olan Büyük İleri Atılım'ın temelini oluşturdu.Она же будет первой вершиной в пути, который мы создаём.
(Kazakça, "Kazakistan, sadece ileri!")(«Процветай, Казахстан!»).
Bu işleme ileri sağlık ekipleri gelene kadar devam edilir.Этот цикл продолжается до приезда бригады медиков.
Ancak bu konuda başka muhtelif görüşler de ileri sürülmüştür.Но, нет, - им была уготована другая доля.
Durma yürü, haydi ileri!Марш!, Бегом.
Adeta yürüyüş biçiminde at önce bir yanındaki, sonra da öbür yanındaki ayaklarını ileri atar.Затем он попеременно приседал, выставляя вперед то одну ногу, то другую.
Bunun anlamı, sadece hukuki ilişkinin tarafları arasında ileri sürülebilmesidir.Реализуются только среди юридических лиц.
Bunun bir sabotaj olduğu ileri sürüldü.Это было расценено как саботаж.
Ancak alternatif açıklamalar da ileri sürülmüştür.Были изменены и другие устаревшие слова.
Tamamen dürüst olmak gerekirse, neden daha ileri gidemediğini bilmiyorum.Даже не объяснив мне, почему, собственно, не готов.
2003 yılında Avrupa Parlamentosuna (AP) gözlemci olarak adaylığı ileri sürülmüştür.В 2003-ем г. она была назначена на пост наблюдателя в Европейском Парламенте (ЕП).
İsrail’deki ileri teknoloji fabrikaları 1960’lı yıllarda ortaya çıkmaya başladı .Израильские фирмы высоких технологий начали формироваться в 1960-х гг.
Kütle halinde ileri atılmış, önlerine çıkanları öldürmüşlerdir.”Взаимная вражда довела их до того, что они убили друг друга.
Okul dışında ileri derecede eğitime "Üçüncü Derece Eğitim (Tertiary Edugation") adı verilmektedir.Высшее образование в Ирландии называют «образованием третьего уровня» (Third Level education).
Bu model ileride Honda Civic'in başarı temellerinin atıldığı efsane olarak tabir edilen modeldir.За основу модели была взята Honda Civic.
Bu onun ileride eşi ile birlikte iş birliği yapmasını sağladı.Там, через сослуживцев, он познакомился со своей будущей супругой.
2007'nin başlarında Pet Shop Boys'tan Neil Tennant albümün 4.5 milyon kopya sattığını ileri sürdü.А Нил Теннант из Pet Shop Boys заявил, что в начале 2007 года было продано 4,5 млн копий альбома.