Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.A když bylo ráno, vešli v radu všickni přední kněží a starší lidu proti Ježíšovi, aby jej na smrt vydali.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.A keď bolo ráno, uradili sa všetci najvyšší kňazi a starší ľudu proti Ježišovi, aby ho vydali na smrť,
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Ðến sáng mai, các thầy tế lễ cả và các trưởng lão trong dân hội nghị nghịch cùng Ðức Chúa Jêsus để giết Ngài.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.새벽에 모든 대제사장과 백성의 장로들이 예수를 죽이려고 함께 의논하고
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Men da det var blevet Morgen, holdt alle Ypperstepræsterne og Folkets Ældste Råd imod Jesus for at aflive ham.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Mikor pedig reggel lõn, tanácsot tartának mind a fõpapok és a nép vénei Jézus ellen, hogy õt megöljék.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Mutta aamun koittaessa kaikki ylipapit ja kansan vanhimmat pitivät neuvoa Jeesusta vastaan tappaaksensa hänet;
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Pagi-pagi sekali, semua imam kepala dan pemimpin Yahudi membuat keputusan untuk membunuh Yesus
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.И спомни си Петър думата на Исуса, Който беше рекъл: Преди да изпее петелът, три пъти ще се отречеш от Мене.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.Як же настав ранок, зробили раду всі архиєреї й старші людські
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.ויהי לפנות הבקר ויתיעצו כל ראשי הכהנים וזקני העם על ישוע להמיתו׃
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.ولما كان الصباح تشاور جميع رؤساء الكهنة وشيوخ الشعب على يسوع حتى يقتلوه.
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.到 了 早 晨 、 眾 祭 司 長 和 民 間 的 長 老 、 大 家 商 議 、 要 治 死 耶 穌
Sabah olunca bütün başkâhinlerle halkın ileri gelenleri, İsayı ölüm cezasına çarptırmak konusunda anlaştılar.到了 早晨 、 眾祭司 長和 民間 的 長老 、 大家 商議 、 要 治 死 耶穌
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.A ačkoli starší domu jeho přišli k němu, aby ho zdvihli z země, on však nechtěl, aniž s nimi co jedl.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.Bătrînii casei au stăruit de el să se scoale dela pămînt; dar n'a voit, şi n'a mîncat nimic cu ei.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.De eldste i hans hus kom og vilde reise ham op fra jorden; men han vilde ikke og åt ikke sammen med dem.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.De leiders van het land smeekten hem op te staan en met hen te eten, maar hij weigerde.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.I przyszli starsi domu jego do niego aby go podnieśli z ziemi; ale niechciał, i nie jadł z nimi chleba.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.그 집의 늙은 자들이 곁에 이르러 다윗을 일으키려 하되 왕이 듣지 아니하고 저희로 더불어 먹지도 아니하더라
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.И вошли к нему старейшины дома его, чтобы поднять его с земли; но он не хотел, и не ел с ними хлеба.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.ויקמו זקני ביתו עליו להקימו מן הארץ ולא אבה ולא ברא אתם לחם׃
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.فقام شيوخ بيته عليه ليقيموه عن الارض فلم يشأ ولم ياكل معهم خبزا.
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.他 家 中 的 老 臣 來 到 他 旁 邊 、 要 把 他 從 地 上 扶 起 來 . 他 卻 不 肯 起 來 、 也 不 同 他 們 喫 飯
Sarayın ileri gelenleri onu yerden kaldırmaya geldiler. Ama Davut kalkmak istemedi, onlarla yemek de yemedi.他 家中 的 老 臣來 到 他 旁邊 、 要 把 他 從地上 扶起 來 . 他 卻不肯 起來 、 也 不同 他 們喫飯
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.A gdy poczęli walczyć Ammonitowie z Izraelem, tedy poszli starsi z Galaad, aby wzięli Jeftego z ziemi Tob.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.A když počali bojovati Ammonitští proti nim, odešli starší Galádští, aby zase přivedli Jefte z země Tob.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.E, estando eles a guerrear contra Israel, foram os anciãos de Gileade para trazer Jefté da terra de Tobe,
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Ketika hal itu terjadi, para pemuka Israel di Gilead pergi dan mengajak Yefta meninggalkan daerah Tob
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.암몬 자손이 이스라엘을 치려 할 때에 길르앗 장로들이 입다를 데려 오려고 돕 땅에 가서
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Og da Ammoniterne angreb Israel, drog Gileads Ældste hen for at hente Jefta hjem fra Landet Tob.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Og da Ammons barn bar våben mot Israel, gikk de eldste i Gilead avsted for å hente Jefta fra landet Tob.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Şi pe cînd fiii lui Amon făceau război cu Israel, bătrînii Galaadului s'au dus să caute pe Iefta din ţara Tob.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Trong lúc dân Am-môn đánh Y-sơ-ra-ên , các trưởng_lão Ga-la-át đi đem Giép-thê ở xứ Tóp về .
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Trong lúc dân Am-môn đánh Y-sơ-ra-ên, các trưởng lão Ga-la-át đi đem Giép-thê ở xứ Tóp về.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.Во время войны Аммонитян с Израильтянами пришли старейшины Галаадские взять Иеффая из земли Тов
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.И когато се биеха амонците против Израиля, галаадските старейшини отидоха да доведат Ефтая от земята Тов,
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.ויהי כאשר נלחמו בני עמון עם ישראל וילכו זקני גלעד לקחת את יפתח מארץ טוב׃
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.ولما حارب بنو عمون اسرائيل ذهب شيوخ جلعاد ليأتوا بيفتاح من ارض طوب.
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.亞 捫 人 攻 打 以 色 列 的 時 候 、 基 列 的 長 老 到 陀 伯 地 去 、 要 叫 耶 弗 他 回 來
Savaş patlak verince Gilat ileri gelenleri Yiftahı almak için Tov yöresine gittiler.亞捫 人 攻打 以色列 的 時候 、 基列 的 長老 到 陀伯 地 去 、 要 叫 耶弗 他 回來
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.A stalo sa ôsmeho dňa, že povolal Mojžiš Árona a jeho synov i starších Izraelových
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Den ottende Dag kaldte Moses Aron og hans Sønner og Israels Ældste til sig
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.En el octavo día Moisés llamó a Aarón y a sus hijos, y a los ancianos de Israel
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.És lõn a nyolczadik napon, hogy szólítá Mózes Áront és az õ fiait, és Izráelnek véneit.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.In zgodi se osmi dan, da pokliče Mojzes Arona in sinove njegove in starejšine Izraelove,
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.În ziua a opta, Moise a chemat pe Aaron şi pe fiii lui, şi pe bătrînii lui Israel.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Ja kahdeksantena päivänä Mooses kutsui Aaronin ja hänen poikansa ja Israelin vanhimmat
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.제 팔 일에 모세가 아론과 그 아들들과 이스라엘 장로들을 불러다가
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Le huitième jour, Moïse appela Aaron et ses fils, et les anciens d`Israël.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.L'ottavo giorno, Mosè chiamò Aronne, i suoi figli e gli anziani d'Israel
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Och på åttonde dagen kallade Mose till sig Aron och hans söner och de äldste i Israel.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Og på den åttende dag kalte Moses Aron og hans sønner og Israels eldste til sig.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Ora, ao dia oitavo, Moisés chamou a Arão e seus filhos, e os anciãos de Israel,
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Qua ngày thứ tám, Môi-se gọi A-rôn và các con trai người cùng những trưởng lão của Y-sơ-ra-ên,
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Qua_ngày thứ tám , Môi-se gọi A-rôn và các con_trai người cùng những trưởng_lão của Y-sơ-ra-ên ,
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Stalo se pak dne osmého, povolal Mojžíš Arona a synů jeho i starších Izraelských.
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Und am achten Tage rief Mose Aaron und seine Söhne und die Ältesten in Israel
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.Και την ογδοην ημεραν ο Μωυσης εκαλεσε τον Ααρων και τους υιους αυτου και τους πρεσβυτερους του Ισραηλ
Sekizinci gün Musa Harunla oğullarını ve İsrail ileri gelenlerini çağırdı.В восьмой день призвал Моисей Аарона и сынов его и старейшинИзраилевых