ile ile cümle
ile kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Bir plaka ile örtün.Cover it with a plate.
O, şikayetleri ile bizi huzursuz etti.He annoyed us with his complaints.
Aktör duygu ile rol oynadı.The actor played the part with feeling.
Araba ileri gidiyordu.The car was going forward.
Tren tam hızda ilerliyordu.The train was running at full speed.
İyi bir roman ile rahatlamak istiyorum.I like to relax with a good novel.
Eğer araba ile gelirsek üç saat içinde varırız.We'll arrive in three hours if we drive.
Şu anda söylediğinin soru ile bir ilgisi yok.What you're saying now has nothing to do with the question.
Çok ileriye gitme.Don't go too far.
Çok ileri gitmeyeceğim.I won't go far.
Tom çok ileri gitmedi.Tom didn't go far.
Tom Mary ile çıkıyor.Tom is dating Mary.
Tom ile tartışıldı.Tom is done arguing.
Tom Mary ile görüşüyor.Tom is interviewing Mary.
Tom ilerliyor.Tom is moving on.
Tom Mary ile birlikte.Tom is with Mary.
Tom birisi ile birlikte.Tom is with someone.
İlerlemek zorundayız.We have to roll.
Mary ile flört etmedim.I didn't flirt with Mary.
Tom Mary ile konuşuyor.Tom is talking to Mary.
Tom Mary ile konuşmayacak.Tom won't talk to Mary.
Tom'u Mary ile gördüm.I saw Tom with Mary.
Birisi iletişim kurmak için iyi olmalı.Well someone has to be good in order to communicate.
"Merhaba? Mary ile görüşebilir miyim?" "Bir dakika bekleyin lütfen.""Hello? May I speak with Mary?" "Please wait a moment."
Mary ile ayrılmak istemedim.I didn't want to split up with Mary.
Hem Tom hem de Mary ile aynı fikirdeyim.I agree with both Tom and Mary.
Tom'a Mary ile ilgili ne düşündüğünü sordum.I asked Tom what he thought of Mary.
Tüm polis arabaları kurşun geçirmez cam ile donatılmış.All the police cars were equipped with bulletproof glass.
Onu Tom'a iletebilirim.I can deliver that to Tom.
Tom ile ben ilgilenirim.I can take care of Tom.
Daha ileri gitmeni isteyemem.I can't ask you to go any further.
Bir ilişki ile ilgilenmiyorum.I'm not interested in a relationship.
Ben biraz dinlenme ile yapabildim.I could do with some rest.
Ön duruşma ile ilgili konferansımız var.We have a pretrial conference.
Mary ile bir süre çıktım.I dated Mary for a while.
Başkan Yardımcısı ile bir görüşme ayarlayabilir misin?Can you arrange a meeting with the vice president?
Seninle nasıl iletişime geçeceğimi bilmiyorum.I don't know how to contact you.
Sizinle nasıl iletişime geçeceğimi bilmiyorum.I don't know how to contact you.
Gerçekten Japon tatlıları, Japon çayı ile iyi gider.Indeed, Japanese sweets go well with Japanese tea.
Bira ile başlıyorum.I'm starting with beer.
Tom'un Mary ile konuşmasını istemiyorum.I don't want Tom to talk to Mary.
Yüzün meni ile kaplı.Your face covered with cum.
Geleneksel Japon tatlıları gerçekten Japon çayı ile iyi gider.Traditional Japanese sweets really do go well with Japanese tea.
Tom'a onun hakkında Mary ile konuşmayacağıma söz verdim.I gave Tom my word that I wouldn't talk to Mary about that.
Neredeyse her cumartesi Mary ile çıkarım.I go out with Mary almost every Saturday.
Geçen cuma akşamı Mary ile bir randevum vardı.I had a date with Mary last Friday evening.
Belediye başkanının konuşması çok beğeni ile karşılandı.The mayor's speech was received with much acclaim.
Birinci sınıf uçak bileti ücretsiz alkol ile birlikte gelir.First class plane flights come with complimentary alcohol.
O bir yudum su ile dudaklarını nemlendirdi.She moistened her lips with a sip of water.
Bu alan güzel manzarası ile bilinir.This area is known for its beautiful scenery.
Büyük gemilerin hepsi bir cankurtaran ile donatılmıştır.Large ships are all equipped with a lifeboat.
Mary ile bir öğle yemeği buluşmam vardı.I have a lunch date with Mary.
Bir kız yeğenim var. O, Mary ile aynı okula gider.I have a niece. She goes to the same school as Mary.
Seninle iletişime geçmeye çalışıyordum.I've been trying to contact you.
Sizinle iletişime geçmeye çalışıyordum.I've been trying to contact you.
Parlak bir fikir ileri sürdüm.I've come up with a brilliant idea.
Tom ve Mary ile konuşmalıyım.I've got to talk to Tom and Mary.
Fazla ilerleme kat edemedim.I haven't made much progress.
Pek ilerleme kaydedemedim.I haven't made much progress.
Çok ilerleleme sağlayamadım.I haven't made much progress.