ile ile cümle

ile kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
2
HECE
6
ORT. KELİME
Biraz ilerleme kaydettim.I've made some progress.
Daha önce bir Kanadalı ile hiç karşılaşmadım.I've never met a Canadian before.
Ne olduğu ile ilgili anım yok.I have no memory of what happened.
Tom ile görüşmeye gitmeliyim.I have to go meet with Tom.
Tom ile çıkmanı istemiyorum.I don't want you going out with Tom.
Sanırım Tom ile zaten tanıştın.I think you've already met Tom.
İşi ilerlettim ve sen burada olmadığın için senin akşam yemeğini yedim.I went ahead and ate your dinner since you weren't here.
Az önce Tom ile konuştum.I just had a talk with Tom.
Az önce Tom ile kahvaltı yaptım.I just had breakfast with Tom.
Hükümet adına, kitle iletişim araçları istismar edilmektedir.On behalf of the government, the mass media are abused.
Yaklaşık dört fincan beyaz un ile bir tutam tuzu karıştır.Mix about four cups of white flour with a pinch of salt.
Benim sadece Tom ile daha fazla zamana ihtiyacım var.I just need more time with Tom.
Ben sadece Tom ile konuşmaya ihtiyaç duyarım.I just need to talk to Tom.
Ben sadece sabahı Tom ile geçirdim.I just spent the morning with Tom.
Ben sadece Tom ile üç saat geçirdim.I just spent three hours with Tom.
Tom'la iletişimde kalmaya devam ediyorum.I keep in touch with Tom.
Ben Tom ile ne kadar yakın olduğunu biliyorum.I know how close you were to Tom.
Doğru ile yanlış arasındaki farkı biliyorum.I know the difference between right and wrong.
Tom'un Mary ile başa çıkacağını biliyorum.I know Tom can handle Mary.
Ne ile ilgilendiğimi biliyorum.I know what I'm dealing with.
Sekreterin ile bir mesaj bıraktım.I left a message with your secretary.
Tom ile çalışmayı seviyorum.I like to work with Tom.
Bir Kanadalı ile evlendim.I married a Canadian.
Sadece birkaç gün önce Tom ve Mary ile karşılaştım.I met Tom and Mary just the other day.
İleride tekrar yardımına ihtiyacım olabilir.I might need your help again sometime.
Sorumlu kişi ile görüşmem gerekiyor.I need to speak to the person in charge.
Sorumlu kişi ile konuşmak istiyorum.I need to speak to the person in charge.
Seninle bir konu ile ilgili konuşmam lâzım.I need to speak with you about something.
Bundan sonra nasıl devam edilmesi gerektiği ile ilgili tavsiyene ihtiyacım var.I need your advice on how to proceed.
Daha sonra ne yapmam gerektiği ile ilgili tavsiyene ihtiyacım var.I need your advice on what I should do next.
Japon sanatı ile ilgilendiğini hiç farketmemiştim.I never realized you were interested in Japanese art.
Asla Mary ile ilişkiyi bitirmemeliydim.I never should've broken up with Mary.
Bir keresinde Tom ile tanıştım ama hoş bir adama benziyordu.I only met Tom once, but he seemed like a nice guy.
Gerçekten seninle Tom ile ilgili konuşmam gerekiyor.I really need to talk to you about Tom.
Tom'un Mary ile tanıştığı geceyi hatırlıyorum.I remember the night Tom met Mary.
Bugün Tom ile fotoğraf çekimi yapıyorum.I'm doing a photo shoot with Tom today.
Tom'un sevdiği yemeklerden biri domates çorbası ile ızgarada pişirilmiş peynirli sandviç.One of Tom's favorite meals is a grilled cheese sandwich with tomato soup.
Böyle sorunlu bir birey ile tartışmak anlamsız.It's pointless to argue with a disturbed individual like that.
Tyson bir sol kroşe ile yumruk izledi.Tyson followed up the jab with a left hook.
İtfaiyeciler bir balta ile kapıyı yıktı.The firemen broke down the door with an ax.
Tom Mary ile evlenmek istiyordu.Tom wanted to get married to Mary.
Tom bir mutfak bıçağı ile bıçaklandı ama iyi olacak.Tom was stabbed with a kitchen knife, but he's going to be OK.
Tom birkaç gün Mary ile çalıştı.Tom worked with Mary for a few days.
Bu sabah Tom'un Mary ile konuştuğunu gördüm.I saw Tom talking to Mary this morning.
Geçen gece Tom'u Mary ile gördüm.I saw Tom with Mary the other night.
İlerde bunu tartışmak için sebep olmadığını anlıyorum.I see no reason to discuss it further.
Saatimi bir saat ileri aldım.I set my watch ahead one hour.
Mary ile asla evlenmemeliydim.I should never have married Mary.
Mary ile evlenmemeliydim.I shouldn't have married Mary.
Tom ve Mary ile Fransızca konuşurum.I speak French with Tom and Mary.
Sanırım bu mesele ile nasıl baş edeceğimiz hakkında bazı fikirlerin var.I suppose you have some ideas on how to handle this matter.
Sanırım Tom ile konuştun.I take it you talked to Tom.
Tom'la Mary ile konuştuğumdan daha fazla konuşurum.I talk to Tom more than I talk to Mary.
Tom ile aynı fikirde olmaya eğilimliyim.I tend to agree with Tom.
Sanırım ilerdeyken vazgeçmeliyim.I think I should quit while I'm ahead.
Sanırım Tom Mary ile çıkardı.I think Tom used to date Mary.
O, bir diş hekimi ile evlidir.He's married to a dentist.
Tom Mary'den ayrıldıktan sonra Alice ile çıkmaya başladı.After Tom broke up with Mary, he started dating Alice.
Tom cuma gecesi Mary ile ve cumartesi gecesi Alice ile dışarı çıktı.Tom went out with Mary on Friday night and with Alice on Saturday night.
Tom fotoğrafını Mary ile çektirdi.Tom had his picture taken with Mary.

İlgili Sayfalar