Efsaneye göre, Samudra manthan sırasında, asura Rahu ilahi nektardan biraz içer.Theo truyền thuyết, trong Samudra manthan, a-tu-la La Hầu đã uống một chút rượu tiên.
Soyut bir ilahi varlıktır.Bỗng một vị thần khổng lồ xuất hiện.
Bu nedenle Justinianus hukuk, ilahiyat ve Roma tarihi konularında çok iyi eğitim almıştı.このため、ユスティニアヌスは法学と神学そしてローマ史について高い知識を持っていた。
Bunun üzerine, Allah’ın da bu topluluğa ilahi bir ceza verdiği ifade edilir.》これらを一言で言えば、《アッラーは悪を行う者のために、痛ましい懲罰を準備される。
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir.アリャクサンドル・ルィバークは「私は常に人を楽しませることが好きで、つまり、それが私の天職だ」と話している。
1537'de bir ilahiyat okulu olarak kurulmuş, 1890'da üniversiteye çevrilmiştir.1537年にベルン州によって神学校として創立され、1890年に大学として設立された。
Bu disipline göre heykel en iyi sanat şekli olarak ortaya konmuştur, çünkü ilahi yaratılışı taklit etmektedir.この規律のもとで、ダビデ像は神による創造物を精細に再現した最も優れた形態であるとみなされている。
Bu onlar için ilahi bir cezaydı.これは神々の罰であるという。
Babası Johan Christian von Dahl (1764-1821), Danimarka asıllı bir ilahiyatçı ve doktordu.父親 Johan Christian (von) Dahl(1764 – 1821) はのちにロシアの市民権を得たデンマークの医師。
Soyut bir ilahi varlıktır.浅見内神明社が存在する。
Bu ilahiyi kompoze eden şair de Livius'tur."しかしながら、このジャンルに革新をもたらした詩人はオウィディウスである。
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.最初は哲学を専攻するが、後に医学部に移籍。
Bunun üzerine, Allah’ın da bu topluluğa ilahi bir ceza verdiği ifade edilir.這些經文說真主會懲罰叛教者。
1537'de bir ilahiyat okulu olarak kurulmuş, 1890'da üniversiteye çevrilmiştir.该校於1537年成立,1890年升格为大学。
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir.他說:我總是喜歡娛樂,不論如何這就是我的職業。
Bununla beraber şekil ve içerik olarak ilahiye benzer.樣貌和性格與棗相像。
Fakat takdiri ilahi böyle teveccüh etti, bu ağır vazifeyi deruhde eyledim.我向你犯罪,惟独得罪了你;我在你眼前行了这恶。
Her dinin ilahilere farklı bir bakışı vardır.每座雕像似乎都有种对神灵敬畏的气色。
(Efeslilere 4:11-14) 5. Gerçek Kilise ilahi yetkisi olduğunu iddia etmelidir.(《歌羅西書 1:13》) 意味著神在教會中有權柄。
Ana tema, ilahi aşktır.짱구의 것이 사랑이다.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.그는 처음에 법학을 공부하였으나 이후 철학을 공부하였다.
Bizans devletinde imparator tek ve mutlak yöneticiydi ve gücünü ilahi kaynaklardan aldığı kabul ediliyordu.로마 제국 행정부에서 황제는 유일한 절대 군주였고 그 권력은 신에게서 비롯되었다고 간주됐다.
Bu onlar için ilahi bir cezaydı.זה היה עונש משמיים עבורם...
Daha sonraki İran geleneklerinde Simurg ilahiliğin bir sembolü haline gelmiştir.בתרבויות אחרות הסיגר מסמל מזל טוב.
Soyut bir ilahi varlıktır.היא הייתה צאצא אלוהי.
Kilise içindeki koro Regina Coeli ilahisini soylemektedir.Чува се хорът от църквата (Regina Coeli).
Bu sırada bir ilahi söylemeye başlar.И започваш да се надяваш, че има Бог.
Meryem Ana İlahisi olarak geçer ve bu tarz ilahiler Meryem Ana'ya adanır.Започнала да се моли на Дева Мария и чудото станало.
Gemi kaptanının teklifi ilahi geleceği değiştirmekten ziyade ilahi acımayı elde etmeye yöneliktir.Изначалната цел на наподобяването е получаването от кораба на покровителството на Бога.
Ana tema, ilahi aşktır.Osnovna mu je tema ljubav.
Enkarnasyon, daha önceden var olan bir ilahi varlığa atıfta bulunmaktadır.Temaukel je bestjelesno božanstvo koje postoji oduvijek.
Kendini ve aynı zamanda ilahi olanı tanıdığın bir yolculuk.Spoznaje se zajedničkim i božanskim logosom.
Tasavvuf müziği ilahidir.Italija obožava Mozartovu glazbu.
Bir ilahi kişilikte İsa Mesih, hem tamamen Tanrı, hem de tamamen insandır.Nerazdvojive su jer Isus Krist je pravi Bog i pravi čovjek.
Divan şiirinde aşk iki türlü işlenmiştir: Dünyevi aşk ve ilahi aşk.Celá skladba má dve hlavné témy: láska k vlasti a láska k milej.
Geus-Tasan: Büyükbaşların ilahi yaratıcısı.In: Tvorcovia veľkých myšlienok.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Zo začiatku vyznával filozofiu života, neskôr sa priklonil k filozofii existencie.
Alexander “Eğlendirmeyi her daim sevdim ve bu bir şekilde sanki benim ilahi görevim” demiştir."Môj otec ma však vždy podporoval a bol som rád, že moja kariéra nabrala iný smer."
Bizans devletinde imparator tek ve mutlak yöneticiydi ve gücünü ilahi kaynaklardan aldığı kabul ediliyordu.V bizantinski državi je bil edini in absolutni vladar cesar, katerega oblast je bila božanskega izvora.
Türkiye'de karşılığı ilahilerdir.V Turčiji pa je blestel Massa.
İsa ilahi ve insanidir.Jezus je pravi Bog in pravi človek.
Aynı şekilde bunların da ilahi ve kutsal olduğu kabul edilir.Tudi za Spise velja prepričanje, da so sveti in navdihnjeni od Boga.
Başlangıçta ilahiyat okumuş ancak sonradan filoloji'ye odaklanmıştır.Najprej je študiral filologijo, kmalu pa se je usmeril v astronomijo.
Bu onlar için ilahi bir cezaydı.Šiai dievybei buvo aukojami paršai..
Bu sırada bir ilahi söylemeye başlar.Po jų pradėjo jau rodytis dievų poros.
Antik Mısırlılar altının yok edilemez ve cennetsel, ilahi bir metal olduğuna inanırlardı.Senovės gyventojai manė, kad medus – nežemiškas dalykas, dievų dovana.
Her Cumartesi günbatımında dualar ve ilahiler eşliğinde mor renkli yeni bir mum yakılır.Igal pühapäeval süüdatakse üks uus küünal ja eelmised.
Kendini ve aynı zamanda ilahi olanı tanıdığın bir yolculuk.Ta on isikustatud ookean ning tuntud ja jumalatele pidude korraldajana.
Aynı şekilde bunların da ilahi ve kutsal olduğu kabul edilir.Siis muutub kogu kõiksus pühaks ja täiuslikuks.
Her gece mumların yakılmasından sonra, Ma’oz Tzur ilahisi söylenir, Şarkı altı kıt’a dan oluşur.Pärast küünalde süütamist on kombeks laulda ka laul "Ma'oz Tzur", mis koosneb kuuest salmist.
Ardından bir kilise korosu, Andrae Crouch'ın "Soon and Very Soon" ilahisini söyledi.Kahnemann, Tversky "Kiire ja aeglane mõtlemine"
Cennet ve dünya ilahiyi yankılasın!Taevasse tõusku me lootuse loit!
Bunu, ilahi takdirin bir teyidi olarak görüyorum.Seda peetakse Jumalasünnitaja imeliseks sekkumiseks.
Sadece ilahiyat mezunları müftü olabilir.Õuesõppel võidakse kasutada õpperadu.
1537'de bir ilahiyat okulu olarak kurulmuş, 1890'da üniversiteye çevrilmiştir.Asutati 1537. aastal teoloogiakoolina, 1890. aastast alates töötab ülikoolina.
Salve Regina, veya Kutsal Kraliçe , bir Hristiyan ilahisidir."Salve Regina" on kristluses traditsiooniline palve neitsi Maarja poole.
Baba tarafından büyük dedesi ve dedesi Göttingen’de ilahiyat profesörüydüler.Tema isapoolne vanavanaisa ja vanaisa olid Göttingeni teoloogiaprofessorid.
15 senemi Anglikan okullarda geçirdim, yani bana hayatım boyunca yetecek kadar ilahi kitap ve haç gördüm.15 évet töltöttem anglikán iskolákban, úgyhogy egy életre elég volt az énekeskönyvekből és feszületekből.
15 senemi Anglikan okullarda geçirdim, yani bana hayatım boyunca yetecek kadar ilahi kitap ve haç gördüm.저는 15년를 성공회 학교에서 보냈습니다. 그래서 저는 한평생을 쓸 찬송가집과 십자가들이 있죠.
15 senemi Anglikan okullarda geçirdim, yani bana hayatım boyunca yetecek kadar ilahi kitap ve haç gördüm.Avevo passato 15 anni in scuole anglicane, quindi inni e croci mi sarebbero bastati per una vita.