ikram ile cümle
ikram kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
9
ORT. KELİME
Düğünlerde genelde büyük baş hayvan kesilir ve misafırlere ikram edilir.בדרך כלל נישאים בני החסידויות הגדולות לבנות אותה חסידות.
Son derece misafirperver ve ikram sever halkı vardır.אדם מוסרי, מצליח ונעים הליכות הוא האורח המועדף.
Damat beye yemek ikram edilir.Чакали дядо поп да благослави трапезата.
Açılış töreninde sınırsız şarap ve helva ikram edildi.При разкопките вътре са намерени съдове за пиене на вино и цедилки.
İlerleyen zamanlarda piyangodan büyük bir ikramiye kazanıp banker olmuştur.Накрая му писнало и предлага оферта на банка.
Çocuk yapmaya karar verdikleri akşam Minnie çikolatalı bir tatlı ikram eder.Един ден таралежчето решава да занесе на мечока бурканче с малиново сладко.
Kulübenin sahibi olan yaşlı bir kadın onları içeri davet eder ve yemek ikram eder.Vlasnica kuće, stara žena, pozove ih i nahrani.
İkram sonrası misafirler ağırlanır.Ubrzo nakon toga domaćini odgovaraju.
Birçok kişiden toplanan para, içlerinden bazılarına büyük ikramiyeler olarak ödenir.U skupnom se financiranju potrebni novac prikuplja od mnoštva ljudi.
Soğuduktan sonra ikram edilir.Pred opadnutím zožltnú.
Kurbanlar kesilip misafirlere ikram edilir.Našťastie sa medvede vyvarujú stretnutiam s ľuďmi.
Yemekler düğünlerde gelen misafirlere ikram edilir.(Anthony Infante) objavujú ako hostia na svadbe.
Toy denen şölenlerde bol yemek ve içki ikram edilmesi gelenekti.Tako se s pitjem čaja zaželi dobrodošlica in osnovna pogostitev.
Siegfried bu ikramı memnuniyetle kabul eder, artık bambaşka bir insandır.Minka ponudbo sprejme in postane čisto drugi človek.
Genellikle bayramlarda ikram edilir.Dažniausiai dovanos teikiamos švenčių proga.
Daha sonra çeşitli eğlenceler düzenlenir ve gelenlere yemek ikram edilir.Po to, šventės dalyviai lanko vieni kitus, vaišinasi saldumynais.
İnsanlar ona tuz ve ekmek ikram ederdi.Jai pagerbti būdavo daromas alus ir kepama duona.
Tercüman gazetesi de, çalışanların maaşlarını ve ikramiyelerini ödeyemedi.Muzikantams nebuvo išmokėtas ir honoraras.
Bu festivalde geleneksel yöre yemeği keşkek gelen misafirlere ikram edilir.Skatinama per šią šventę prie bendro stalo pakviesti varguolių.
Yemek yapılır dağıtılır, ikram yapılır.Tada jį galima maitinti, pagirdyti.
Yörede ev baklavası cevizli yapılır.Özel günlerde,bayramlarda,düğünlerde ve cenazelerde ikram edilir.Tänapäeval esitatakse rahvalaule vastavalt sisule pulmades, matustel ja festivalidel.
Büyük ikramiye bilen olmadığı durumda bir sonraki haftaya devir eder.Edu tuli järgmisel aastal looga Unutamazsın.
Misafirlere yemek ikram edilir.Pakutakse kõigile süüa.
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.Az oka az, hogy soha nem kérdezzük a veszteseket, akik szintén megvették a szelvényt, de nem nyertek semmit.
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.그 이유는 복권은 샀지만 당첨되지 못한 사람들에게 가서 묻는 수고를
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.Razlog je v tem, da se nikoli ne vpraša ljudi, ki so prav tako kupili srečko, a niso zadeli ničesar.
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.Причината е, че никой не пита загубилите, които също са попълнили фиш, и които не се спечелили нищо.
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.הסיבה היא שאנו אף פעם לא הולכים וטורחים לשאול את אלה שלא זכו למרות שהם קנו כרטיסי פיס
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.لكن السبب في توصلك إلى هذه النتيجة هو أنك لم تتكلف بسؤال غير الفائزين الذين قاموا أيضاً بشراء ورقات اليانصيب
Ama gidip piyango bileti aldığı halde büyük ikramiyeyi kazanamayanlara hiç sormuyoruz.落選者の所にわざわざ行って 聞くことはないので こうなってしまうのです
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.어머니는 차를 대접했습니다.
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.Mama zabawiała go rozmową przy herbacie, a wujek nagle zapytał:
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.Mijn moeder zat met hem aan de thee, en mijn oom zegt opeens:
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.אימי כיבדה אותו בכוס תה,
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.وكانت أمي تسليه ببعض من الشاي،
Annem misafirlere çay ikram ediyordu.叔父がいきなり言いました「クリスのプレゼントはどこだ?
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.Kita harus berhasil dan mendapatkan bonus uang
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.꼭 이뤄주고 성공보수까지 받아내야 해요
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.Temos que concluir esse projeto e pegar o resto do dinheiro.
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.Tenemos que cumplir con este trabajo y cobrar el resto de dinero.
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.Ми повинні добитися успіху і отримати дохід.
Başarmalı ve ikramiyeyi almalıyız.يجب أن ننجح .لكي نحصل على مبلغ المكافأة
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Dia membawa saya ke restoran setempat dan menghidangkan pada saya foie gras-nya, foie gras confit.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Ele levou-me ao restaurante do seu bairro e serviu-me um bocadinho do seu "foie gras", "foie gras" confitado.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Elvitt a szomszédos saját vendéglőjébe, és felszolgált némi libamájpástétomot, a saját farmjáról.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Han tog mig till en närliggande restaurang och han serverade mig lite av hans foie gras, confiterad foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Hän vei minut läheiseen ravintolaan ja hän tarjoili minulle hanhenmaksaansa liemessä.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Hij nam me mee naar zijn lokale restaurant en hij serveerde mij wat van zijn foie gras, gekonfijte foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Il m'a amené au restaurant de son voisin et il m'a servi de son foie gras, du confit de foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.그는 저를 근처 레스토랑으로 데려가 그의 콩피 푸아그라를 대접했습니다.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.M-a dus la restaurantul lui din zonă și m-a servit cu foie gras, foie gras confiat.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Me llevó al restaurante de su barrio y me sirvió su foie gras, confit de foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Mi portò nel ristorante del suo quartiere e mi servì un poco del suo foie gras, confit di foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Vzal mě do jedné ze sousedních restaurací a pohostil mě trochou vlastní foie gras, confit de foie gras.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Zabrał mnie do pobliskiej restauracji i podał swoje foie gras w zalewie.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Με πήγε στο εστιατόριο της γειτονιάς του και μου σέρβιρε το φουαγκρά του, κονφί από φουαγκρά.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Заведе ме в кварталния ресторант и ми сервира от неговия гъши дроб, сготвен в дълбока мазнина.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.Он пригласили меня в ресторан по соседству и угостил меня фуа-гра, конфи фуа-гра.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.הוא לקח אותי למסעדה הנמצאת בשכנות והגיש לי מכבד האווז שלו, קונפי כבד אווז.
Beni mahallesindeki bir restorana götürdü ve kendi yağından yapılmış foie gras'sından ikram etti.فقام بأخذي الي مطعم محلي وقدم لي بعضا من فطيرة الأوز المعدلة