Ana içeriğe geç
Sözlük

iklim ile cümle

iklim kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
8
ORT. KELİME
Tabi yükseltisi fazla olduğundan dolayı iklim serttir.Das Klima ist auf Grund der Höhenlage gemäßigt.
Nemli iklimlerde görülür.Verständigung in finsteren Zeiten.
Kışın çok sert bir iklime sahiptir.Das Klima ist im Winter sehr hart.
Bu durum da Avrupa için genel bir iklimsel değerlendirme yapmayı olanaksız kılar.Die Europäische Union ist bestrebt, eine einheitliche Referenzhöhe für ganz Europa einzuführen.
Ada devletlerinin birçoğu, diğer devletlere nazaran iklim değişikliklerinden oldukça fazla etkilenmektedir.Wie viele andere ärmere Staaten ist Nordkorea besonders hart von den Folgen des Klimawandels betroffen.
Bu çok kurak olan iklim, iki nedenden oluşur.Dieses extrem trockene Klima entsteht durch die Kombination zweier Faktoren.
Bu kuşaktaki iklimlerde aylar boyunca toprağın karla örtülü kalır.Nach den damaligen Angaben soll der Boden für Monate durch das Blut verfärbt worden sein.
Kısmi gölgeli Güneş ışığı ve ılıman iklimde yetişmeye elverişlidir.Sie wird bei Sonnenaufgang vorgeheißt (gesetzt) und bei Einbruch der Abenddämmerung niedergeholt.
Sizin anlayacağınız, bizim köy dört mevsimi de yaşayan bir iklime sahiptir.Im Mittelalter bestand das Dorf aus vier Wohnhäusern mit einer Waldschmiede.
Ülke iklimi tüm yıl boyunca tatil için olanaklar sağlar.Das Klima erlaubt sportliche Aktivitäten während des gesamten Jahres.
Nadir de olsa bazen Akdeniz ikliminin çok hafif etkisi görülebilir.Es reicht aber aus, wenn sie gelegentlich kurzzeitig Erdpotential führen.
Jean-Claude Juncker başkanlığındaki Avrupa Komisyonu'nda iklim için hareketten sorumlu olarak görev almıştır.EU-Kommissionspräsident Juncker hatte den Kommissar mit der Durchführung dieser Reform beauftragt .
Daha çok ılıman iklim bölgelerinde görülürler.In Gebieten mit stärkerer Luftverschmutzung fehlt sie.
Küresel iklim değişikliği, insan sağlığını koruma konusundaki çabalara engel oluşturmaktadır.In blutigen Kämpfen versuchen sie, das Volk zu schützen.
Köyün iklimi, karasal iklim etki alanı içerisindedir.Kars'ın en soğuk yerleşim yerlerinden biridir.Das kälteste Klima herrscht in der Zone A. Die Zone CIIIb hat das wärmste Klima.
Viyana'nın iklimi batıdan okyanus etkisi ve doğudan karasal etkiler arasında bir geçiş iklimidir.Wie Wien hat das lokale Klima ozeanische Einflüsse aus dem Westen und kontinentale Einflüsse aus dem Osten.
İklim olarak kara iklimiyle Akdeniz iklimi arasında mikroklimik bir yapı arz eder.Damit entsteht rund um die Pflanze ein ausreichend luftfeuchtes Mikroklima.
Hanedanlık öncesi ve Erken Hanedanlık Dönemi'nde Mısır iklimi bugünkünden çok daha az kurak bir iklimdi.Im frühen und mittleren Holozän war das Klima der Ténéré völlig anders als heute.
Kara iklimi hüküm sürmektedir.Die Hoffnung fährt schwarz.
Hibini Dağlarında ılıman kutup iklimi görülmektedir.Im Tibesti-Gebirge herrscht ein Bergwüstenklima.
Çiftleşme zamanları iklim koşullarına göre değişmektedir.Die Fortpflanzungszeit schwankt je nach den lokalen Wetterbedingungen.
Yumuşak iklim bölgede şarap yapımcılığına olanak sunar.Sie nutzten das milde Klima, um Wein anzubauen.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.Die Stimmung in der Bevölkerung wurde jedoch immer feindlicher.
Kentin sıcak ve kuru bir havaya sahip çöl iklimi vardır.In der Region herrscht ein warmes und trockenes Wüstenklima.
İklim olarak yazları kurak kışları ise çok sert geçmeyen bir iklim yapısına sahiptir.Für winterliche Einsätze hat er einen blauen Schneepflug, den er ungern anzieht.
Ülkenin kuzeyinde savan iklimi hakim konumdayken, en sıcak ayları Şubat ve Mart aylarıdır.Da Terrigal auf der Südhalbkugel der Erde liegt, sind die wärmsten Monate Oktober bis März.
Ayrıca bölgede bozulmuş Akdeniz iklimi ceyeran etmektedir.Hypometrische Waffen verzerren außerdem in ihrer Umgebung die Raumzeit.
Az yiyecekle yetinip, her türlü iklim şartlarına dayanırlar.Alle Kulturen sind möglich, die mit den Wetterbedingungen zurechtkommen.
Adanın orta kesiminde yer alan yüksek yaylalarda serin ve kurak bir iklim hakimdir.Für eine in einer halbtrockenen Klimazone gelegenen Stadt war und ist dies ein enorm wichtiges Thema.
Parkın flora ve faunası Güney-Antarktik iklimin izlerini taşır.Flora und Fauna sind vom mediterranen Klima geprägt.
Inverness'in iklimi Okyanus iklimidir.Jupiters Mond Europa hat wahrscheinlich solche Ozeane.
Buna neden olan en önemli etken iklim değişmeleridir.Der Krieg verändert ihn vermutlich am stärksten.
Karadeniz iklimi (Okyanusal İklim veya Ilıman Deniz İklimi) görülür.Man segelte so lange als möglich in Sichtweite vom Land (Sichtnavigation und terrestrische Navigation).
Subtropikal türleri donsuz ve az rüzgar gerektiren bir iklimi tercih eder.Die Petterie ist frostempfindlich und bevorzugt ein sonnig-heißes Klima.
Orta ve Doğu Türkiye) Soğuk iklim bölgesi: ET: Tundra iklimi (Örn.ÖSTERREICH am kältestens Ort der Welt : wetter.at.
Ilıman Karadeniz iklimi görülmektedir.Die Zeichen der Zeit erkennen.
Tipik bir Akdeniz iklimi özelliği göstermektedir.Ein sonderbares Phänomen bedroht Erdsee.
Köyün ikliminden dolayı tropikal meyveler de yetişmektedir.Auch werden lokal tropische Früchten angebaut.
Ancak, sahil kısmına kıyasla iklim şartları daha serttir.Jedoch ist die Wassertemperatur überall an der Küste gleich.
Bir kısım türleri kurak çöl iklimine uyum göstermiştir ve çok az su ile uzun süre yaşayabilirler.Viele Lebewesen sind an den saisonalen Wechsel angepasst und können lange Trockenzeiten überdauern.
Fakat Fethiye'nin iklimine oranla bir farklılık içerir.Doch Elises Flammentod hat in ihm etwas verändert.
Soğuk bölgelerde yaşayanların kılları uzun, sıcak iklimde yaşayanların ise kısa olur.Inmitten der Kälte leben die Menschen in kleinen, weit versprengten Siedlungen.
Daha çok ılıman iklimlerde ürerler.Die heiteren Seiten härterer Zeiten.
Ilıman iklimi, temiz havası ile güzel bir karadeniz mahallesidür.1× pro Tag) mit sauberer Luft gespült.
Araçlar özellikle sıcak iklimlerde sorunlar yaşadılar.Bei Talfahrten gab es Probleme mit heißen Bremsscheiben.
İlçe iklimi tipik karasaldır.Der Vormittag ist typische Arbeitszeit.
Buranın iklimi İngiltere'ninkine çok yakındır.Le climat ici est très comparable à celui de l'Angleterre.
Soğuk iklime hızlıca alıştı.Il s'est habitué rapidement au climat froid.
Yeni iklime alışmak zorundayız.Nous devons nous habituer au nouveau climat.
Adada çok çeşitli mikro iklimler bulunmaktadır.L'île a des micro-climats très variés.
İlçede karasal iklim görülür.Parlons Climat avec énergie.
Bu da iklimin bir sonucu olarak gözükmektedir.C'est aussi un effet dû à l'atmosphère.
Bu endeks ayrıca iklim değişikliği çalışmalarında da kullanılmaktadır.L'indice est également utilisé dans les études du changement climatique.
Dakotalar dünyadaki her iklim şartında ve her kıtada uçmuşlardır.On les retrouve sur toutes les régions du globe et sous tous les climats.
İlçe iki iklim arasında geçiş bölgesinde yer almaktadır.Premier avion à avoir traversé l'Atlantique dans les deux sens.
Kuzey Avrupa Rusyası ve Sibirya'nın çoğunluğu yarı arktik iklime sahiptir.L'extrême Nord (la Sibérie) possède un climat arctique.
Değişik iklimlere adapte olmuşlardır.Ils se sont adaptés à des milieux très différents.
En önemli tarım ürünü karasal iklime bağlı olarak buğdaydır.Il reste la seule espèce de blé que l'on puisse cultiver en climat aride.
13.000–10.000 yıl önce: Son Buzul Maksimum, Son buzul dönemi sonu, iklim ısınmaları, buzullar geri çekilir.Vers -10 000, à la fin de la dernière ère glaciaire, le climat s’adoucit.
Bu nedenle deniz ve kara iklimi geçit bölgesindedir.La mer Noire climat semble ici.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod