Kurak ve sıcak iklim koşullarından dolayı, havzada yetişen meyvelerin şeker oranı çok yüksektir.A causa del calor y aridez, las frutas aquí cultivadas tienen una gran concentración de azúcar.
Karadeniz ikliminin özellikleri görülür.Ver Independencia en Características de un módulo.
Bu iklim yapısı Mezozoik'in sonlarına kadar sürer.Vivió hacia finales de la era del Mesozoico.
Köppen iklim sınıflandırmasına göre, Dakka tropik yağışlı ve kuru bir iklime sahiptir.Según la clasificación climática de Köppen, la ciudad tiene un clima tropical húmedo y seco.
Paleoklimatoloji; tüm dünya tarihi ölçeğinde yapılan iklim değişiklikleri çalışmasıdır.Paleoclimatología, estudia las características climáticas de la Tierra a lo largo de su historia.
Daha çok ılıman iklimlerde ürerler.Tranquilo, aún en los momento más difíciles.
İklim olarak değişik bir iklim özelliği gösterir.En él encontramos una variedad climática única.
Sıcak, verimsiz iklimlerde yaşamalarına rağmen suya yüksek ölçüde güvenirler.Si bien viven en climas calurosos y áridos, son sumamente dependientes de la existencia de agua.
Ülkenin Çad gölünün de yer aldığı kuzey kesimlerde kurak bir iklim gözlemlenmektedir.En el extremo norte del país se encuentra una porción del lago Chad.
Şehrin oldukça sıcak bir iklimi vardır.Esta ciudad tiene un clima caluroso.
Oldukça soğuk bir iklime sahiptir.Tiene un clima bastante frío.
Çöl veya karasal iklim görülmez.No importando las condiciones climáticas u las tasas de humedad existentes.
Ülkenin ılıman iklimi ve plajları turizm için elverişlidir.El clima y la geografía de Barbuda propician el turismo.
Dubai sıcak çöl iklimine sahiptir.Dalaman tiene un clima mediterráneo caliente.
Nankin kenti ılıman bir iklime sahiptir ve Doğu Asya Muson rüzgarları etkisi altındadır.Nakín tiene un Clima subtropical húmedo y está bajo la influencia del monzón del este de Asia.
Bu işlem iklim durumuna göre sonbahar ve kışında olabilir.Este tipo de tiempo será muy importante en otoño e invierno.
Hanedanlık öncesi ve Erken Hanedanlık Dönemi'nde Mısır iklimi bugünkünden çok daha az kurak bir iklimdi.In epoca predinastica ed arcaica, il clima in Egitto era molto meno arido rispetto a oggi.
1836 yılında babası, o bölgenin ikliminin iyileşmesinde yardımcı olacağını düşünerek, Brighton'da bir iş aldı.Il padre accettò un lavoro a Brighton nel 1836, nella speranza che il clima l'avrebbe aiutata a guarire.
Tanzanya'da tropik iklim görülür.La Tanzania ha un clima tropicale.
Almanya'daki siyasi iklim giderek daha düşmanca davranmaya başladı.L'atmosfera politica in Germania si fa però sempre più incandescente e pericolosa.
Nüfusun büyük bir bölümü ılıman iklimin hüküm sürdüğü güney-doğu'da yaşar.Esse sono ciò che la maggior parte della gente sente direttamente durante un terremoto.
Sıcak bir iklime sahiptir.Ha un clima temperato.
Abhazya'nın en yüksek bölgeleri yıl boyunca soğuk bir iklime sahiptir.Infine, le zone più elevate dell'Abcasia hanno per tutto l'anno un clima freddo, senza estate.
Colorado Çölü'ne has özel iklim şartları bu çölü diğer Kuzey Amerika'daki çöllerden daha değişik yapmaktadır.Il clima del deserto del Colorado è abbastanza diverso da quello di altri deserti.
Şehrin oldukça sıcak bir iklimi vardır.La città ha un clima caldo.
Nemli iklimlerde görülür.Uomini giusti in tempi oscuri.
Orta Asya’nın tarihi bölgenin iklimi ve coğrafyasıyla tanımlanır.È considerata il centro geografico e storico del paese.
Tropikal iklim bölgesi: Af: Tropikal yağmur ormanı iklimi (Örn.Af: climi tropicali delle foreste pluviali (Tropische Regenwaldklimate).
Filipinler genel olarak sıcak ve nemli bir özellik gösteren tropik bir denizel iklime sahiptir.Le Filippine hanno un clima tropicale caldo e umido.
Bu endeks ayrıca iklim değişikliği çalışmalarında da kullanılmaktadır.Sono inoltre monitorati per lo studio del mutamento climatico.
Refah ve serbestlik devletin egemen iklimi haline gelir.L'autorità religiosa e statale diventano una cosa sola.
Orta ve güney Almanya ise farklı olarak karasal ve okyanusal iklim arasında bir geçiş bölgesidir.La Germania centrale è una regione di transizione tra clima oceanico e continentale.
İki mevsimle belirlenen yarı tropikal bir iklime sahiptir.Il clima è di tipo tropicale con due stagioni principali.
Guam'ın iklimi tropiktir.Il clima del Gambia è tropicale.
Świętochłowice Silezya-Cracovia iklim kuşağında yer almaktadır.Świętochłowice è situata nella fascia climatica slesiana-cracoviense.
Rogaland'da genellikle kıyı iklimi görülür.In mare non è raro vedere cormorani.
Bu sebeble de ılıman bir iklime sahiptir.Perciò gode di un clima particolarmente mite.
Köyün iklimi, sert bir karasal iklim yapısına sahiptir.I monti formano un'importante barriera climatica.
Karadeniz ikliminin tipik özellikleri görünmektedir.Il suo atteggiamento sembra essere quello tipico delle personalità tsundere.
Son yıllardaki küresel iklim değişikliği Karadeniz Bölgesinin iç kesimlerini de olumsuz etkilemiştir.Nel corso degli anni assistette pure ai dannosi influssi della globalizzazione sull'arte.
Tabi yükseltisi fazla olduğundan dolayı iklim serttir.Grazie all'altitudine, il clima è tutto sommato temperato.
Şehir tropikal iklim kuşağında yer almaktadır.La città di Mumbai è situata in zona dal clima tropicale.
Charlotte'un nemli sıcak bir subtropik iklimi vardır.Charlotte ha un clima subtropicale umido.
İstanbul'un kuzey ormanları, Karadeniz ikliminin etkisinde biçimlenmiştir.Le foreste della regione iberica nord-occidentale mostrano qualche variazione in accordo con l'altitudine.
Bender Abbas, sıcak ve nemli bir iklime sahiptir.Beni Abbes ha un clima desertico (Classificazione dei climi di Köppen) caldo e secco.
Bunu iklim değişikliğine bağlamak mümkündür.Questi cambiamenti possono influenzare il clima planetario.
Elâzığ belirtildiği gibi ılıman bir iklime geçiş yapmıştır.Come già accennato il clima è tendenzialmente mite.
Coğrafi özelliği Tokat'ın dağ köyü olup Karadeniz iklimi etkisi alanındadır.Compito di tale specialità è il combattimento in montagna e in territori caratterizzati dal clima freddo.
Freeport, ılıman kışlarla astropikal iklim özellikleri gösterir.Freeport è caratterizzato da un clima tropicale con inverni temperati.
İlçe iklimi, tipik Akdeniz iklimi özelliklerini radikal bir biçimde göstermektedir.Infatti nessun laboratorio terrestre è capace di duplicare le radiazioni tipiche dell'ambiente spaziale.
Hopa'nın iklimi ılık ve yağışlıdır.Il clima di Biasca è caldo e temperato.
Japonya'nın iklimi ılımandır.Климат Японии умеренный.
Karadeniz iklimi hakimdir.Откуда знать тебе, что такое Преисподняя?
Rusya'nın iklimi birkaç belirleyici faktörlerin etkisi altında oluşmuştur.Климат Российской Федерации сформирован под воздействием нескольких определяющих факторов.
Olağanüstü şekilde iklim şartlarına uyum sağlar.Не совсем подходят ей климатические условия.
CSIRO göre, Coffs Harbour Avustralya'da en yaşanabilir bir iklime sahiptir.По данным CSIRO, в Кофс-Харборе очень удобный для жизни климат.
Bu da iklimin bir sonucu olarak gözükmektedir.Этим же снимается вопрос о климате.
Büyük Britanya Adası iklimi Britanya Adaları (terminoloji)Британния (горный приют) Британские острова (терминология) Великобритания (значения)
Malezya'nın iklimi ekvatoral iklimdir.Климат Восточной Малайзии экваториальный.
İrlanda ılıman bir deniz iklimine sahiptir.Климат Ирландии — умеренный морской.