Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.이런 와중에 이것은 어린 세 아들을 둔 우리 부부를 어디쯤에 어디에 있을까요?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Quindi dove ci porta con una famiglia con tre figli in mezzo a tutto questo?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Torej kam naju to uvršča kot družino s tremi otroki sredi vsega tega?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Waar leidt dat toe voor ons beiden, met ons gezin met drie kleine jongens, volledig in beslag genomen?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Was heißt das nun für uns beide mit Familie, mit unseren drei kleinen Söhnen inmitten von all dem?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Οπότε που μας αφήνει αυτό εμάς τους δύο με μια οικογένεια με τα τρία μικρά μας αγόρια στο κέντρο όλου αυτού;
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Така че къде ни поставя това нас двамата, семейство с нашите три малки момчета в разгара на всичко това?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Так где же на этой диаграмме находимся мы, семья с тремя маленькими мальчиками, в свете всего сказанного?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.Тож де це залишає нас двох з сім'єю з наших трьох малих хлопчаків на тлі всього цього?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.אז איפה זה משאיר את שנינו עם משפחה עם שלושה בנים קטנים בתוך כל זה?
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.ولكن أين يضعنا كل هذا - نحن - مع عائلتنا المكونة من 3 أطفال في خضم كل ما سبق ذكره ؟
Bu çizgilerin en kalın yeri, ikimizin, üç oğlumuzla birlikte bir aile olarak bulunduğu bugün.私たちは どうすればいいのでしょう? 私たちの場合 もう一つ要素があります
Bu ikimizi ilgilendiren bir mesele.- Nous allons régler ça nous-même.
Bu ikimizi ilgilendiren bir mesele.Θα το φροντίσουμε εμείς οι δυο.
Dalga mı geçiyorsun? Nesi ilginç? İkimizi birden yatağa atmak istiyor hepsi bu.مثير للاهتمام؟ هل تمزحين؟ يريدنا كلتينا في السرير
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı. Bence bu konuda haklı değildi.Y Dick en cierto momento se convenció de que teníamos personalidades similares.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dan pada suatu titik Dick menjadi yakin bahwa kami memiliki semacam kepribadian yang serupa.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick est devenu convaincu à un moment donné que lui et moi avions une sorte de personnalité commune.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick raakte ervan overtuigd dat onze persoonlijkheden nogal gelijklopend waren.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Dick w pewnym momencie doszedł do wniosku, że mamy podobne osobowości.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.E Dick a un certo punto si convinse che avevamo anche una personalità simile.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.E Dick convenceu-se a certo ponto que ele e eu tínhamos alguma semelhança nas nossas personalidades.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.És egy ponton Dick meggyőződésévé vált, hogy ő és én hasonló személyiséggel rendelkezünk.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.딕은 우리가 성격면에서도 어느 정도 유사한 면이 있다고 믿고 있었죠.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Şi Dick era convins la un moment dat că el şi cu mine aveam personaliăţi asemănătoare.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Und Dick war irgendwie davon überzeugt, dass wir eine Art Ähnlichkeit in unseren Persönlichkeiten hatten.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Vid något tillfälle blev Dick övertygad om att han och jag hade någon slags likhet i våra personligheter.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.Και ο Ντικ κάποια στιγμή πείστηκε πως εκείνος κι εγώ είχαμε κάποιου είδους ομοιότητα στις προσωπικότητές μας.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.И в някакъв момент Дик се убеди, че и той и аз имаме подобни характери.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.И Дик в какой-то момент решил, что мы имеем некие сходства личности.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.І в певний момент Дік дійшов до висновку, що у нас чимось схожі характери.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.ודיק נהיה משוכנע בשלב מסוים שלו ולי היו קווי דימיון באישיות.
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.واقتننع " ديك " في مرحلة ما اننا - انا وهو - نملك شخصية متشابهة
Dick bir noktada, ikimizin kişiliklerinin epey benzer olduğu sonucuna vardı.彼と私の個性がどこか似ていると確信するようになったのですが 私はそう思いません
Dürüst olmak gerekirse, bunu ikimizin de çıkarı için yapıyoruz.Hogy őszinte legyek, azért csináljuk, hogy egymás hasznára legyünk.
Dürüst olmak gerekirse, bunu ikimizin de çıkarı için yapıyoruz.Για να είμαι ειλικρινής το κάνουμε αυτό για το καλό και των δυο μας.
Dürüst olmak gerekirse, bunu ikimizin de çıkarı için yapıyoruz.لاكون صريحة نحن نقوم بهذا لمصلحتنا
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Aku merasa kita berdua sangat cocok.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Chiar credeam ca noi doi ne-am fi potrivit.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Ho veramente pensato che stavamo bene insieme.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Ich dachte wirklich, dass wir ein gutes Team wären.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Ik dacht echt dat we goed bij elkaar zouden passen.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Jag trodde verkligen att vi två skulle matcha bra.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.J'ai vraiment pensé que nous irions bien ensemble.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.너랑 잘 맞는다고 생각했거든
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Mình thực sự cảm thấy chúng ta rất hợp với nhau.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Res sem mislil, da se dobro ujemava.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Πραγματικά πίστευα ότι εμείς οι δυο θα ταιριάζαμε πολύ.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.Я правда думал, что мы отлично подходим друг другу.
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm..באמת חשבתי ששניינו נתאים היטב
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.أنا حقاً ظننت اننا الاثنان نناسب بعضنا
Gerçekten ikimizin iyi eşleşeceğini düşündüm.君といると 本当に心地良かったし
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Anche se la verità è che entrambi nutriamo rancore contro di lui!
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!¡Aunque la verdad es que los dos le guardamos rencor!
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Choć prawda jest taka, że obaj chowamy do niego osobistą urazę.
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Embora, na verdade, ambos guardemos ressentimentos!
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Fast sanningen är att vi båda har nåt otalt med honom!
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Men sandheden er, at vi begge har et udestående med ham!
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Tosin me molemmat kannamme kaunaa häntä kohtaan.
Gerçi aslında ikimizin de ona bir garezi var!Αν και αληθεύει ότι και οι δύο τρέφουμε μίσος εναντίον του!