Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.Amikor diák voltam az egész kampuszt elfoglalta, most elfér a zsebünkben.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.제 학창 시절에는 학교만큼 크던 태양 전지판이 이제 주머니에 넣을 수 있을 정도로 작아졌어요.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.Quando ero studente, occupava un intero campus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.В мои студенческие годы она была в дальнем конце кампуса.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.כשהייתי סטודנט זה היה לרוחב הקמפוס. היום זה נכנס בכיס.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.حين كنت طالبا كانت في آخر المجمع. الآن تقبع في جيبي
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi. Şimdi ceplerimize sığıyor.昔、ビルディングにおさまっていたものが 今ではポケットの中なのです
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Toen ik een student was, was het aan de andere kant van de campus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Za moich czasów studenckich zajmowała cały kampus.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Όταν ήμουν φοιτητής ήταν απέναντι από το πανεπιστήμιο.
Ben öğrenci iken bir kampüs genişliğindeydi.Когато бях студент, компютрите бяха в другия край на кампуса.
Ben öğrenme iken ben hatırladım bir anımsatıcı dışarı atmakТобто дорівнювати 5².
Ben onu buraya koymak anlamına gelir. Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "여기 그를 올려 의미합니다. 제가 자리를 비운 동안 그가 당신과 함께 살고있다. "
Ben onu buraya koymak anlamına gelir. Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "يعني وضعه هنا. وعليه أن يعيش معكم وانا بعيدا ".
Ben onu buraya koymak anlamına gelir. Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "これらの恐ろしい言葉は、彼女のような蜂蜜から伝わって。
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Als ich in Ihrem Alter war, wussten wir nicht, was mit dem Universum geschehen würde.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Amikor annyi idős voltam, mint önök most, nem tudtuk, hogy mit fog az univerzum csinálni.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Când eram de vârsta voastră, nu se știa ce urma să se întâmple cu universul.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Cuando yo tenía la edad de ustedes, no sabíamos lo que iba a pasar con el Universo.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Dengang da jeg var på jeres alder, vidste vi ikke, hvad universet ville gøre.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Dříve, když jsem byl ve vašem věku, jsme nevěděli, co se s vesmírem stane.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Gdy byłem w waszym wieku, nie wiedzieliśmy, co się stanie z wszechświatem.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Hồi tôi bằng tuổi bạn, chúng ta không biết vũ trụ sẽ tiếp diễn ra sao.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Keď som bol vo vašom veku, nevedeli sme, čo bude vesmír robiť.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.제가 여러분의 나이였을때 우리들은 우주의 장래가 어떻게 될지 몰랐지요.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Ko sem bil vaše starosti, nismo vedeli, kaj se bo zgodilo z vesoljem.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.När jag var i er ålder visste vi inte vad universum skulle göra.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Quand j'avais votre âge, on ignorait ce qu'il adviendrait de l'univers.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Quando avevo la vostra età, non si sapeva che cosa avrebbe fatto l'universo.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Quando eu era da vossa idade, não sabíamos o que o universo iria fazer.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Saat saya seumur Anda, kita tidak tahu apa yang akan dilakukan alam semesta.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Toen ik jullie leeftijd had wisten we niet wat het universum zou gaan doen.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Όταν ήμουν στην ηλικία σας, δεν ξέραμε τι θα έκανε το σύμπαν.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Когато бях на вашите години, ние не знаехме какво щеше да прави Вселената.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.Когда я был в вашем возрасте, мы не знали, как будет вести себя вселенная.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.פעם כאשר הייתי בגילכם, לא ידענו מה היקום הולך לעשות.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.عندما كنت في عمركم، لم نكن نعرف ما الذي سيفعله الكون.
Ben sizin yaşlarınızda iken, evrenin ne yapacağını bilemiyorduk.宇宙がどうなるのか分かっておらず 未来には再収縮すると思う人もいました
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Ali mu je živeti z vami, dokler sem proč. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Có ông sống với bạn trong khi tôi đang đi. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Czy mu się żyć z wami podczas mojej nieobecności. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Demandez-lui de vivre avec vous alors que je suis là. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Få ham til at leve med dig, mens jeg er væk. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Ha honom att leva med dig när jag är borta. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Hänet elää teidän kanssanne, kun olen poissa. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Laat hem om te leven met u, terwijl ik weg ben. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Lassen Sie ihn mit dir leben, während ich weg bin. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "L-au de a trăi cu tine în timp ce eu sunt plecat. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Lo hanno a vivere con voi, mentre io sono via. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Minta dia untuk hidup bersama Anda saat aku pergi. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Si ho s tebou žiť, kým ja som preč. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Si ho s tebou žít, zatímco já jsem pryč. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Van neki, hogy Önnel együtt éljenek, amíg én vagyok távol. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Έχετε να ζήσει μαζί σας, ενώ είμαι μακριά. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Били го да живее с вас, докато аз съм далеч. "
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Нехай він жити з вами за час моєї відсутності ".
Ben uzakta iken onu sizinle birlikte yaşamak için var. "Пусть он жить с вами за время моего отсутствия ".
Bir anne olarak ızdırap içindeydim Ben 14 yaşımda iken evlendim14歳のとき 結婚をしました
Bir de gözlerinin bağlı olduğunu söyleyelim. Gözleri bağlı iken alınları boyanıyor. -И да кажем, че всички са със завързани очи • И както са завързани, някой им намазва челата с боя
Bir gece, Susan yedi aylık hamile iken, kasılmalar hissetmeye başladı ve acile kaldırıldı.어느 날밤, 수잔이 7개월 임신일 때, 그녀는 자궁수축이 일어나기 시작해 바로 응급실로 실려갔습니다.