Onu ikaz etmeliyiz.We must warn her.
Onu ikaz etmek zorundayız.We have to warn him.
Tom Mary'yi ikaz edecek.Tom will alert Mary.
Tom'u ikaz edeceğim.I'll alert Tom.
Tom yaklaşmaması için ikaz edilmişti.Tom was warned to stay away.
Bu renkler düşmalarına karşı bir ikaz işaretidir.Striking the colours was a sign of surrender.
İkaz ediyorum.I promise you.
Sinir hücreleri elektriksel olarak ikazlanmaya müsait hücrelerdir.Neurons are electrically active cells.
İlk ikaz bombardımanın başladıktan sonra ancak 00:15'te yapılabilmişti.Aerial suppression of the fire was unable to commence until 5:00 a.m.
Sadece bir ikaz ve uyarı.Just a caveat and a warning.
Ya eğer bombalar sadece bizim için basit bir uyarı ikazı ise?What if the bombs are just simply wake-up calls for us?
Farları, yağ ikaz ışığını, benzin depo göstergesini kontrol edebilirsiniz.You might inspect the lights, the oil light, the gas gauge.
Bu, ölçtüğünüz gerçek yağ seviyesiyle ilgilidir ki bu da yağ ikaz ışığını etkiler.That is affected by the actual oil level, which also affects the oil light.
Size 20 dakika verirler -- bu ikaz süresidir.They give 20 minutes -- that's a time warning.
Ama bir ikazda bulunayım:But here is the caveat.
En begendigim, su ikaz yazilari.My favorite, though, are all the warning labels.
En begendigim ikazi 10-15 cm'lik bir balik zokasinin uzerinde gordum.My favorite warning was one on a five-inch fishing lure.
Sana küçük bir ikazda bulunacağım."I have a short notice to give you."
Kendilerine Rablerinden gelen her yeni ikazı mutlaka eğlenerek dinlerler.Never does a new reminder come to them from their Lord but they listen to it with dalliance.
Hayır (iyi bilsinler ki) o (Kur'an) bir ikazdır.Never so, as this is a reminder.
De ki: Ben, sadece, vahiy ile sizi ikaz ediyorum.Say: "I am warning you by God's command."
Fakat, sağır olanlar, ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duymazlar.But the deaf do not hear the call when they are warned.
(Bu ilahi ikazdan sonra hala) siz, ille de kadınları bırakıp şehvetle erkeklere yaklaşacak mısınız?You lust after men in place of women.
Asla (düşündükleri gibi değil)! Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!Never so, as this is a reminder.
(Lût), onları bizim yakalamamıza karşı uyarmıştı. Fakat ikazlara karşı kuşku duydular,He had warned them of Our might, but they passed over the warnings.
Fakat belli ki sağırlar ikaz edildikleri zaman bu çağrıyı duyamazlar.”But the deaf do not hear the call when they are warned.
Bilsinler ki bu, gerçekten bir ikazdır!Verily this Qur'an is an Admonition.
Tehlikeli Bay Brown'ın ikazlarına rağmen onun için çalışmayı kabul ederler.They agree to work for him, despite his warnings of the dangerous Mr Brown.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Als diese jedoch weiter vordrangen, gab er Feuerbefehl.
"Avrupa Yakası'na ikaz".Glauben lernen in Europa“.
Tamam bunu cevaplamayın. şeklinde ikazda bulunur.Mais ne vous inquiétez pas, vous vous en êtes bien sorti.
İkinci Dünya Savaşı sırasında yapı daha çok ikaz ve gözetleme kulesi olarak vazife gördü.En la segunda guerra mundial, la enfermería adquirió mayor importancia y relieve.
İkaz ediyorum.Es ovíparo.
Sana söyledim ve sena bana itaat eden askerlerim hakkında ikazlar verdim.Я сказал тебе и я тебя предупредил о моих воинах, которые подчиняются мне.
Sistem ikaz verdiğinde pilotlar hem uygun biçimde hareket etmeli ve hem de tepki vermelidir.При необходимости пилот может с легкостью прекратить старт и исправить ситуацию.
Gionone onun yanından bir ikaz verdikten sonra ayrılır.ومن سمع منه بعد الاختلاط فأحاديثه فيها بعض النكرة.
Musa bunun üzerine tanrısının Mısırlılari yeniden ve daha şiddetli cezalandıracağı hakkına onları ikaz eder.(8) Naquele mesmo instante, Moisés caiu de joelhos e curvou-se com seu rosto rente ao chão e adorou a Deus.
Sana söyledim ve sena bana itaat eden askerlerim hakkında ikazlar verdim.Ik heb u verteld en gewaarschuwd over mijn soldaten die mij gehoorzamen.
İkaz ediyorum.Beveel aan.
Onu kendi bakireler grubundan uzak durması için ikaz eder.Zijn moeder probeert hem vergeefs weg te houden van de bende.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Kiedy oddział osiągnął cel, na polanie – opodal ogniska – zobaczyli Piłsudskiego.
Bu nedenle Turandot da bu uğraşa katılmaması gerektigini Prens'e ikaz eder.Ferrardo niepokoi się tym, że książę tak długo nie wraca.
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Ryszard nie interesuje się nią wcale.
Melisso, Ruggiero'yu burayı hemen geride bırakıp kendini adadan kurtarmanın imkanı olmadığını ona ikaz eder.Мелісо попереджає Руджеро, що він не може зараз покинути острів.
"Avrupa Yakası'na ikaz".Як запровадити європейські стандарти».
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Цю суперечність Рікардо навіть не помітив.
"Avrupa Yakası'na ikaz"."Pod evropským svícnem tma".
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.Riccardo refuză să-și facă griji.
İlk ikaz bombardımanın başladıktan sonra ancak 00:15'te yapılabilmişti.Acest lucru face ca primul atac să nu fie dat decât după ora 11.
Tamam bunu cevaplamayın. şeklinde ikazda bulunur.Kérlek ezt most ne vegyétek fel,oké?!
İkaz ediyorum.Vaatii tilauksen.
İkaz ediyorum.Med etterord.
Jorah'ın ikazlarına rağmen cenazenin içine kadar girer.Til tross for Juds advarsler, begraver Louis ham på kirkegården.
Bu renk, karayollarında ikaz işaretlerinde de kullanılır ve uluslararası turuncu olarak adlandırılır.Det latinske symbolet er ¥ og det brukes i butikker og som internasjonal betegnelese.
Zerlina'nin yardim isteyen çığlıkları duyulmaya başlayınca Leporello patronunu ikaz etmek için dışarı koşar.Ketika Zerlina berteriak meminta tolong, Leporello berlari untuk memperingatkan tuannya.
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.Sebaliknya, bila udara mengalami pengenceran, maka yang timbul adalah api.
İkaz ediyorum.Nhượng Tống
İkaz ediyorum.約束する。
Bunun üzerine, İkşidler emirinin ikazına rağmen, Tüzün ile görüşmeye geçti.そこで一行を狙ったとみられる,爆竹を使ったイタズラ騒ぎが起こった。
Fakat Riccardo bu ikaza umursamaz.ライラはいまだそれを気にしている。