Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.Σημαίνει, νομίζω πως ζούμε σε εποχές απρόβλεπτων δυνατοτήτων.
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.Означава, мисля, че ние живеем във време на неочаквани възможности.
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.Це означає, я думаю, що ми живемо у час несподіваних можливостей.
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.Я думаю, что это означает, что мы живём во время неожиданных возможностей.
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.זה אומר, אני חושב, שאנחנו חיים בזמן של אפשרויות בלתי צפויות.
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.انه يعني من وجهة نظري اننا نعيش اليوم في زمن غير محدود الامكانيات
Bence bu, beklenmeyen ihtimallerin devrinde yaşıyor olduğumuz anlamına geliyor.予測困難な可能性の中で生きています 例えば経済界を見てみましょう
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.E io non sono francese, perciò lo sto dicendo sbagliato, sicuramente.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Ils dirent donc : tout homme valide non marié est mobilisé dans l'armée.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.내가 프랑스 사람이 아니기 때문에 발음을 틀렸을 것입니다 분명히 틀렸을 거 에요
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum. Levée en MasseE eu não sou francês, então eu estou dizendo isso errado, eu tenho certeza. o pt Levee Masse
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Nejsem Francouz, takže to určitě vyslovuji špatně.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Nie jestem Francuzem, więc jestem pewien, że wymawiam to żle,
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Si nu sunt francez, deci sunt sigur ca pronunt gresit
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Und da ich nicht Franzose bin, sage ich es mit Sicherheit falsch.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Не съм французин, така че със сигурност го произнасям грешно.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.Я не француз, тож вимовив неправильно, я впевнений.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.انا لست فرنسياً فيبدو أنني أنطقها بشكل خاطئ أنا متأكد.
Ben Fransız değilim ve büyük ihtimalle bunu yanlış söylüyorum.国民皆兵
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Așadar mă tem că nu vom avea destui roboți.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Así que me temo que no tendremos suficientes robots.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Dlatego boję się, że nam ich zabraknie.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Ho paura che non avremo abbastanza robot.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Ich befürchte, wir werden nicht genug Roboter haben.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Így félek, hogy nem lesz elég robotunk.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Ik ben bang dat we niet genoeg robots zullen hebben.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Jadi saya takut tidak akan ada cukup robot.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.J'ai donc peur que nous n'aurons pas assez de robots.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.그래서 저는 우리가 충분한 로봇을 갖지 못할까봐 두렵습니다.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Takže se bojím, že nebudeme mít dostatek robotů.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Vì thế, tôi lo rằng chúng ta sẽ không có đủ những con robot.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Φοβάμαι λοιπόν πως δεν θα έχουμε αρκετά ρομπότ.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Ето защо се страхувам, че няма да имаме достатъчно роботи.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.И я боюсь, что у нас будет недостаточно роботов.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.Тож я боюсь, що роботів бракуватиме.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.אז אני חושש שלא יהיו לנו מספיק רובוטים.
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.لذا أنا خائف من أن لا نمتلك أعداد كافية من الروبوتات
Beni korkutan, yeterli sayıda robotumuzun olmaması ihtimali.長い間 技術の進歩で 仕事がなくなると心配されてきました
beni yanlış anlama ihtimalin var.che molto probabilmente mi fraintenderete.
beni yanlış anlama ihtimalin var.dass jede Möglichkeit besteht, dass du mich missverstehen wirst.
beni yanlış anlama ihtimalin var.Điều đó có mọi khả năng làm bạn sẽ không hiểu rõ ý tôi
beni yanlış anlama ihtimalin var.بحيث ان هناك كل إمكانية بانكم سوف تسيئوا فهمي.
Beş tane ihtimal var.Also es gibt ja 5 Möglichkeiten.
Beş tane ihtimal var.Bem, existem 5 possibilidades.
Beş tane ihtimal var.Jest pięć możliwości.
Beş tane ihtimal var.Máme pět možností.
Beş tane ihtimal var.Nou, er zijn 5 mogelijkheden.
B hücresinin bu tipine rastlama ihtimali daha yüksek olacak böylece yanıt daha hızlı verilecek.들어 오게 된다면, 그 항원, 병원체에 대한 variable portion의 특이성을 가지고 있는
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.Dyrektor działu informatycznego jest najprawdopodobniej osobą decyzyjną.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.El Director de Informática probablemente sea quien toma la decisión.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.정보담당 최고책임자는 의사 결정자에 해당되겠죠
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.Директор з інформаційних технологій - людина, яка більш ніж ймовірно, приймає рішення.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.يرجح أن يكون المدير التنفيذي للمعلومات هو صانع القرار.
Bilişim Direktörü (CIO) büyük ihtimalle karar alıcıdır.組織によっては高額の取引も承認できますが
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.Een onderzoek vond dat mensen die lachen op foto's uit de kindertijd minder kans hebben om te scheiden.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.En studie fann att människor som ler på barndomsfotografier löper mindre risk att skiljas.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.어떤 연구에서는 어린 시절 사진들에서 웃고 있는 사람들이 이혼을 당할 확률이 더 적다고 합니다.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.Một nghiên cứu cho thấy những người cười trong những tấm ảnh lúc nhỏ của mình ít có khả năng ly di hơn.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.Une étude a montré que les personnes qui sourient dans les photos d'enfance ont moins de chances de divorcer.
Bir araştırmaya göre çocukluk fotoğraflarında gülümseyen insanların boşanma ihtimalleri daha düşük.Un estudio descubrió que quienes sonríen en fotos de su infancia tienen menos probabilidades de divorciarse.