Atalarımızla ilgili olasılıklar ama aradığımız ihtimaller değil.ما هي الإحتماليات؟ ولكن الاحتماليات ليست هي ما نود البحث عنه.
Atalarımızla ilgili olasılıklar ama aradığımız ihtimaller değil.つい最近まで 人類の形態学の取り組み方といえば
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).35 do oszacowania i najprawdopodobniej niedoceniona (
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).35 expunerea la zgomot zi-seară-noapte (L
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).35 vodo, težko oceniti, a je najverjetneje podcenjeno (
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).Effekten av vattenburna sjukdomar i Europa är svårt att
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).Rozsah nemocí přenášených vodou je v Evropě
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).) taajamissa > 250 000 asukasta Melualtistus ( > 55 dB Lden Väestön määrä (miljoonia)
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).) v aglomeráciách > 250 000 obyvateľov Vystavenie hluku ( > 55 dB Lden Počet osôb v miliónoch
Avrupa’da sudan kaynaklanan hastalıkların tahmin edilmesi güçtür ve büyük ihtimalle hafife alınmaktadır (35).Αριθμός ανθρώpiων σε εκατομμύρια
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.은퇴할 즈음 비만일 가능성이 13~17% 낮았으며
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.13~17%低く 最近のセックスでコンドームを 使った割合は21%高いという結果でした
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.Het is 13 tot 17 % minder waarschijnlijk dat ze aan obesitas lijden ten tijde van pensionering.
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.la obezitate în momentul pensionării.
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.ופחות סביר ב-13 עד 17 אחוזים שהם יסבלו מהשמנת יתר בעת שהם פורשים,
Aynı şekilde, emekli olduklarında aşırı kilolu olma ihtimalleri yüzde 13 ile 17 daha az.و سيكون لهم احتمال أقلّ ب13 إلى 17% أن تصيبهم البدانة عند تقاعدهم،
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.E senti-me inspirado pelas possibilidades de que se ele existisse, talvez não víssemos coisas destas.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.És inspirált annak a lehetősége, hogy ha megvalósul, akkor talán többé nem látunk hasonló dolgokat.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.I czułem inspirację możliwościami, że gdyby się udało, może wtedy nie oglądalibyśmy takich rzeczy.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.그리고 저는 실패로 인해 자극을 받았습니다. 만약 바로 성공했더라면, 아마 이런 느낌을 받지 못했을 겁니다.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Me sentía inspirado por las posibilidades que de existir, quizá no veríamos cosas como esa.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Och jag kände mig inspirerad av möjligheterna om det fungerade, då kanske vi slapp se saker som det här.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Počutil sem se navdihnjenega zaradi vseh možnosti, ker če bi deloval, morda ne bi videvali takšnih stvari.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Şi m-am simţit inspirat de posibilitatea ca, dacă se realiza, atunci, poate nu am mai privi astfel lucrurile.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Εμπνεύστηκα από τις πιθανότητες ότι αν δούλευε, ίσως δεν θα βλέπαμε πράγματα σαν και αυτό.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Мене надихнула думка, що якби все вдалося, ті події не трапились би.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.Меня вдохновляла мысль, что, если бы такой день уже действовал, всего этого могло и не произойти.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.והרגשתי מעודד מהאפשרויות שאם נצליח, אולי נפסיק לראות מאורעות כאלו.
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.و شعرت بالالهام بوجود احتمالات بانه لو تم تحقيق ذلك اليوم لما كنا صادفنا مثل هذه التجربة
Ayrıca eğer gerçekleşseydi bu gibi şeyleri görmeyecek oluşumuz ihtimalinden de çok etkilenmiştim.もうこんな悲劇はなくなるかもしれない という可能性に 元気づけられていました フィルムを取り出して皮肉屋のところに行きました
Ayrıca yaşam ihtimalinin suyla yakından alakalı olduğuna inanıyoruz.Também pensamos que a possibilidade de haver vida está fortemente ligada a ter água líquida.
Ayrıca yaşam ihtimalinin suyla yakından alakalı olduğuna inanıyoruz.También creemos que las posibilidades de tener vida está altamente conectada con el agua líquida.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.De vader zal het zich voor altijd beklagen dat hij niet op de stoel van zijn zoon zat.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.El padre se reprochará toda la vida el no haberse sentado en el otro sitio.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.아버지는 몇 년 동안, 아들의 좌석에 대신 앉지 않았던 운명을 한탄 하며 살아갈 것임니다.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Ojciec pewnie będzie wypominał sobie przez lata, że nie usiadł na miejscu syna.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Probabilmente il padre si maledirà per i prossimi anni per non aver preso il posto del figlio.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Tatăl se va condamna ani în şir că n-a stat în locul băiatului.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.Отец, скорее всего, будет карать себя долгие годы, за то, что не сел на то место, вместо своего ребёнка.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.בשנים הבאות האב ודאי יכה על חטא שלא ישב במושב של בנו.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.الوالد من المتوقع ان يلوم نفسه لسنوات. أنه لم يأخذ ذلك المقعد بدلا من طفله.
Baba büyük bir ihtimalle, oğlunun yerine o koltuğa kendisi oturmadığından dolayı yıllarca pişmanlık duyacak.なぜ息子の席にいたのが自分ではなかったのだと 統計によれば 彼はアルコール漬けになり
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.Al Pacinos karakter i "The Godfather", og hans rygrad var formentlig at gøre sin far tilpas.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.Al Pacino's personage in "The Godfather". Zijn ruggengraat was waarschijnlijk om zijn vader te behagen.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.Al Pacinos roll i "Gudfadern", och att hans troliga ryggrad var att göra sin fader nöjd.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.Al Pacino szerepét a "Keresztapában", és valószínű az ő célja az volt, hogy megfeleljen az apjának.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.Jeho páteří, osou jeho jednání bylo potěšit svého otce.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.마이클 클레오네의 훌륭한 예를 들었습니다. 필경 그의 신념은 아버지를 기쁘게 해야한다는 것이었죠
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.הדמות של אל פצ'ינו ב"הסנדק", שעמוד השדרה שלה היה כנראה לרצות את אביו.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.شخصية آل باتشينو في "العراب،" وأنه على الأرجح عموده الفقري كان هو إرضاء والده.
"Baba"daki Al Pacino'nun karakterinin omurgası büyük ihtimalle babasını memnun etmekti.この役の背骨は恐らく 父親を喜ばせるところにあります それが常に彼の行動を決めています
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.25%〜50%程度と私は考えています とても大胆な見解です
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.화성에 생명체가 과거 어느 시점에 존재했을 확률은 어쩌면 사분의 일 에서 이분의 일 이상일지도 모릅니다.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.Myslím, že možnosť vzniku života na Marse, niekedy v minulosti, je možno jedna ku štyrom až možno pol na pol.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.Penso che le possibilità che ci sia stata vita su Marte, in passato, sono forse dal 25 al 50 %.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.Szansa, że na Marsie powstało życie, wynosi 25%, może nawet 50%.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.Я думаю, что вероятность зарождения жизни на Марсе когда-то в прошлом, возможно один к четырём или даже 50/50.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.אני חושבת שהסיכויים לכך שחיים התעוררו במאדים מתישהו בעבר הם משהו בסביבות אחד לארבע, ואולי אפילו חצי-חצי.
Bana göre Mars'ın geçmişinde canlılığın oluşmuş olma ihtimali ¼ ile ½ arasında bir yerdedir.أعتقد أن فرص نشأت الحياة على المريخ ، في وقتٍ ما في الماضي ، هي ربما واحد من بين أربعة أو ربما تصل إلى النصف.
Bana ısırmadıkları ve büyük ihtimalle kavanozu bile terketmeyecekleri söylendi. ...gülüşler...Az mondták nekem, hogy nem csípnek, tényleg, talán még az üveget sem hagyják el. (Nevetés)