Bu bir yana dursun, tamamen ideolojikleşmiş, tanınmaz hale gelmiş bir ülke buldum karşımda.אך במקום זאת, מצאתי מדינה שהיא אידיאולוגית לחלוטין ושכבר לא זיהיתי.
Bu bir yana dursun, tamamen ideolojikleşmiş, tanınmaz hale gelmiş bir ülke buldum karşımda.لكن بدلا من ذلك، وجدت البلاد عقائدية تماما والتي لم أتعرف عليها بعد.
Bu bir yana dursun, tamamen ideolojikleşmiş, tanınmaz hale gelmiş bir ülke buldum karşımda.完全なイデオロギー国家でした 私の知る故郷はありませんでした さらに私が
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Acesta e Christian, care lucrează cu noi la Ideo.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Das ist Christian, der mit uns bei Ideo arbeitet.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Él es Christian, trabaja con nosotros en Ideo.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.이사람은 크리스티안인데 우리랑 같이 IDEO에서 일합니다.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.-- ő itt Christian, kollégánk az Ideónál.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Quello è Christian, che lavora con noi alla Ideo.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.To Christian, który pracuje z nami w IDEO.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.To je Christian, zaměstnanec IDEO.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Voici Christian, qui travaille avec nous à Ideo.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Това е Крисчън, който работи с нас в "Идео".
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.Только истинный христианин способен работать с нами в Ideo.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.זה כריסטיאן, שעובד איתנו באידאו.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.هذا هو كريستيان الذي يعمل معنا في آيديو.
Bu Christian, Ideo'da bizimle birlikte çalışıyor.彼はただ横になり
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.이러한 완전 관찰 가능한 환경은 다른 '기억이 필요한' 환경- 즉, 가능한 최선의 결정(best possible decision)을 내리기 위해 에이전트에 대한 기억이 필요한 환경과는 대비됩니다.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.I kontrast till detta står vissa miljöer där agenten behöver ett minne för att kunna fatta ett optimalt val.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.To je v protiklade k iným prostrediam, pri ktorých agent potrebuje pamäť na zvolenie najlepšej možnosti.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.В някои други среди, за да вземе най-доброто възможно решение, агентът има нужда от допълнителна памет.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.Напроти, існують середовища, де агентові потрібна пам'ять, щоб прийняти найкраще можливе рішення.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.זאת בניגוד לסביבה שבה אתה זקוק לזיכרון אצל הסוכן כדי לקבל את ההחלטה הטובה ביותר האפשרית.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.في الجهة المقابلة أو المعاكسة للبيئات الأخرى عندما تحتاج ذاكرة .. من جهة العميل لتضع قرار معقول.
Bu, en ideal kararı vermek için etmenin (ajanın) hafızaya ihtiyacı olduğu bazı ortamların zıttı bir durumdur.過去の情報を記憶することが必要な場合があります 例えばポーカーでは カードの内容を見ることができません
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Această idealist ciudat a găsit o practică pentru utilizarea la un moment dat - fără greş, aşa cum au fost.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Che strano idealista aveva trovato un pratico uso per esso in una sola volta - infallibilmente, per così dire.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Das seltsame Idealisten hatte eine praktische gefunden Verwendung für sie auf einmal - zielsicher, wie es war.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Dat is vreemd idealist had gevonden een praktische te gebruiken voor het op een keer - feilloos, als het ware.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Det konstiga idealist hade funnit en praktisk användning för det på en gång - ofelbart så att säga.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Det mærkelige idealist havde fundet en praktisk brug for det på én gang - usvigelig, som det var.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Đó là lý tưởng kỳ lạ đã tìm thấy một thực tế sử dụng cho nó cùng một lúc - unerringly, vì nó được.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Ez furcsa, idealista talált gyakorlati használni, hogy egyszerre - csalhatatlanul, mintha.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Idealista que había encontrado una extraña práctica utilizar para ello a la vez - sin error, por así decirlo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Idealista que tinha encontrado uma estranha prática uso para ele de uma vez - infalivelmente, por assim dizer.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Itu idealis aneh telah ditemukan praktis digunakan untuk itu sekaligus - tanpa ragu, seolah-olah.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.동시에 사용 - 완벽, 말하자면.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Tämä outo idealisti oli löytänyt käytännön käyttää sen heti - erehtymättä, ikäänkuin.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To divné idealista našel praktické použití pro to najednou - neomylně, jak to bylo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To divné idealista našiel praktické použitie pre to naraz - neomylne, ako to bolo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To dziwne idealistą znalazł praktyczne używać go na raz - niezawodnie, jak to było.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.To je čudno idealist našla praktična uporabljajo za to naenkrat - unerringly, kot je bilo.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Αυτό παράξενο ιδεαλιστής είχε βρει ένα πρακτικό χρήση για το αμέσως - αλάνθαστα, όπως ήταν.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Това странно идеалист са намерили практическо използвате за него веднъж - безпогрешно, така да се каже.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Це дивний ідеаліст знайшли практичне використання для цього відразу - безпомилково, як це було.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.Это странный идеалист нашли практическое использование для этого сразу - безошибочно, как это было.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.להשתמש בו מיד - בלי לטעות, כביכול.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.استخدام لأنها في نفس الوقت -- unerringly ، كما انها كانت.
Bu garip idealist, pratik bir bulmuştu için kullanılacak bir kerede hatasız, olduğu gibi.それは、多分、彼は本当に本当の側面を参照できる1つの容疑者を作るために十分だった
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.C'est une histoire de nations, d'idéologies, de territoires, et de conflits entre eux.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Đó là câu chuyện của các quốc gia của các hệ tư tưởng, của các vùng đất, và của cả các xung đột giữa chúng.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.E' la storia di nazioni, di ideologie, di territori, e di conflitti tra di loro.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Es ist eine Geschichte von Nationen, von Ideologien, von Territorien, und von Konflikten zwischen all dem.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Este o poveste a națiunilor, a ideologiilor, a teritoriilor, și a conflictelor dintre ele.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Es una historia de naciones, de ideologías, de territorios, y de conflictos entre ellos,
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.É uma história de nações, de ideologias, de territórios, e de conflitos entre eles.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Het is een verhaal van naties, van ideologieën, van territoria en conflicten daartussen.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Je to príbeh národov, ideológií, o územiach a o konfliktoch medzi nimi.
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.이것은 국가, 이데올로기, 영토,
Bu hikaye; toplumların, ideolojilerin, ülkelerin, ve onlar arasındaki çatışmaların hikayesidir.Nemzetek története, ideológiáké, territóriumoké, és a köztünk lévő konfliktusoké.