Ana içeriğe geç
Sözlük

iddiayı ile cümle

iddiayı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
4
HECE
6
ORT. KELİME
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Tony y Steve discuten por eso.
Ancak pozitif çıkan DNA testi sonrasında iddiayı kabul etti.Sin embargo, la prueba de ADN que se le practicó resultó negativa.
Fakat elde bulunan sikkeler bu iddiayı desteklememektedirler.Los dioses, que habían sido advertidos, evitaron tocar la ofrenda.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Henry e Charlie litigano.
Bu da iddiayı kanıtlar.Questo prova l'asserto.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Он красивый лжец.»
Ancak bu iddiayı da destekleyen kanıtlar bulunmamaktadır.Однако это утверждение до сих пор не подкреплено соответствующими доказательствами.
Kız bu iddiayı kesin bir dille reddeder.Сама девушка выступает категорически против этого.
Fakat elde bulunan sikkeler bu iddiayı desteklememektedirler.Однако мусульмане считали, что победу одержали они.
NSA bu iddiayı yalanladı.MPAA отказалась принять это возражение.
Bu da iddiayı kanıtlar.وبذلك تثبت المبرهنة.
Bu iddianın analizi ve iddiayı ortaya atan gazete için bu makalenin sonunda yer alan referansa bakınız.اطلع على المرجع التالي في نهاية هذه المقالة للاطلاع على تحليل هذه النظرية والمستندات الداعمة لها.
Kam, iddiayı reddetti.عاد يا شين اللي وعد نكر..
Fakat Erdoğan bu iddiayı reddetti.ومع ذلك، فأن آرغلاندر نفسه يدحض هذا.
NSA bu iddiayı yalanladı.نفى داعش هذا الادعاء.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.Soera Het Bedrog is een soera van de Koran.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Tom en Judith wantrouwen dit.
Bu iddiayı tarihsel örneklerle kanıtlamaya çalışmıştır.Zij staafde deze bewering met overtuigend bewijsmateriaal.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.De bandleden ontkenden deze aantijging.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Wieczorem Tom i Lynette pokłócili się.
Ancak Büyük İskender tarihçilerinden birkaçı bu iddiayı yalanlar.Tak uważa większość historyków niemieckich.
NSA bu iddiayı yalanladı.NSA skargę oddalił.
Ancak Büyük İskender tarihçilerinden birkaçı bu iddiayı yalanlar.Denna berättelse har lett till att många norska historiker har värderat Håkon lågt.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Фредді та Девід сильно сперечались через це.
NSA bu iddiayı yalanladı.MPAA відмовилася прийняти це заперечення.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Однак, історичних доказів на підтримку цього твердження не існує.
NSA bu iddiayı yalanladı.NASA jeho tvrzení odmítla.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Vedení strany toto obvinění odmítlo.
NSA bu iddiayı yalanladı.NSA a negat această afirmație.
Bu iddiayı tarihsel örneklerle kanıtlamaya çalışmıştır.Argumente istorice probează această datare.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.Ministrul finanțelor a refuzat atunci sa comenteze aceste presupuneri.
Olay ismini, iddiayı tekrar gündeme getiren, Tanzanyalı Erasto B. Mpemba'dan almaktadır.A jelenséget újrafelfedezőjéről, Erasto B. Mpemba tanzániai diákról nevezték el.
NSA bu iddiayı yalanladı.A NASA az értesülést cáfolta.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Azonban állítását semmilyen történelmi tény nem támasztja alá.
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.Jan ja Mimi riiteli ja tappeli.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Historiallista tukea tälle väittämälle ei ole olemassa.
Bu da iddiayı kanıtlar.Και αυτή είναι η απόδειξη.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Καμία όμως ιστορική απόδειξη δεν στηρίζει μια τέτοια θεωρία.
NSA bu iddiayı yalanladı.MNLA benægter påstanden.
Parti liderleri bu iddiayı ısrarla reddetmişlerdir.De Allierede nægtede dog at kommentere denne afgørelse.
Bu iddiayı tarihsel örneklerle kanıtlamaya çalışmıştır.Det har været vanskeligt at få dokumenteret denne påstand fra historiske kilder.
Fakat Erdoğan bu iddiayı reddetti.Van Impe har benægtet denne påstand.
Chaplin bu iddiayı şiddetle reddetmiş ve çok kırılmıştı.Andersen protesterte så heftig at dette ble oppgitt.
Fakat, bu iddiayı destekleyen tarihi bir kanıt bulunmamaktadır.Det er imidlertid ingen historiske bevis som støtter dette.
Fakat elde bulunan sikkeler bu iddiayı desteklememektedirler.Para serdadu yang dijumpainya kelak tidak menolongnya meringankan rasa ngerinya.
Ancak pozitif çıkan DNA testi sonrasında iddiayı kabul etti.Gần đây, các kết quả nghiên cứu DNA đã xác nhận quan điểm này.
NSA bu iddiayı yalanladı.Tuy nhiên, MNLA từ chối tuyên bố.
NSA bu iddiayı yalanladı.しかしNSAはこの訴えを否定している。
Ruslar iddiayı yalanladı. ^ "Names of Government Organizations and Positions" (PDF).^ 『部局課名・官職名英訳名称一覧――Names of Government Organizations and Positions』。
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.偽とは自己を偽るのである。
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.彼特和溫特都否認這一點。
Kim ve Toole bu iddiayı tartıştılar.김국광과 강희맹은 이렇게 의논하였다.
Ancak Emre Uslu bu iddiayı yalanladı.악혜(惡慧)는 부정지(不正知)의 다른 말이다.
Ancak, bu iddiayı inkâr etmek için nedenler vardı.한편, 이 주장이 부정확하다는 다른 주장도 있다.
NSA bu iddiayı yalanladı.폭스뉴스 측은 이런 주장을 부정했다.
Sokrates ise bu iddiayı iki şekilde çürütür.פילמר מגבה את הטיעונים שלו בשתי דרכים.
Fakat bu iddiayı destekleyen bilindik bir kanıt yoktur.Konkretnog dokaza, kojim bi potkrijepili ovu tvrdnju, nema.
NSA bu iddiayı yalanladı.NASA jeho tvrdenia odmietla.
Fakat bu iddiayı yeni arkeolojik araştırmalar doğrulamamaktadırlar.A odgovor na vse te domneve bi lahko dale le arheološke raziskave.
Anlaştık mı? Fazla merak öldürürmüş. İddiayı üstlendiniz.La curiosidad mata al gato, así que aceptas el reto.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod