Ancak Şahinkaya, hakkındaki bu iddiaları kesin bir şekilde reddetmiştir.W przeciwieństwie do nich, u haptodusa wyrostki kręgosłupa nie były wydłużone.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Według innej teorii został otruty.
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.W takich przypadkach zawsze odmawiał.
Ölümünden bir müddet sonra kendisinin yaşadığına dair asılsız iddialar çıktı.Zmarł niespodziewanie, tak samo, jak żył.
Davacı tarafından mahkemeye sunulan dava dilekçesinde iddiaların yöneltildiği taraftır.Odpowiedź na skargę doręcza się skarżącemu.
Ancak Rusya bu iddiaları reddetmiştir.Rosja odcięła się od tych zarzutów.
R. Kelly, iddiaları yalanladı.R. Kelly nekar till brotten.
Fakat bu iddialar bilimsel topluluklardan çok az destek görmektedir.Hypotesen har litet stöd från det vetenskapliga samfundet.
2014 yılının başlarında çıkan transferde usulsüzlük iddiaları yüzünden görevinden istifa etmiştir.I början av 2014 fick hon uppehållstillstånd.
Ancak bu iddialar henüz ispatlanamamıştır, bazılarına göre o sadece hayalperest bir yazardı.Detta är knappast troligt, då det med stor sannolikhet inte ens han som skrivit boken.
Ancak Rusya bu iddiaları reddetmiştir.Ryssarna ignorerade detta anspråk.
Ölümünden bir müddet sonra kendisinin yaşadığına dair asılsız iddialar çıktı.Man har länge varit osäker på precis när han föddes.
Dünya'nın diğer doğal uyduları, Dünya'nın Ay dışında da doğal uyduları olduğuna yönelik iddialardır.Flera gånger har kungörelser gjorts om andra naturliga satelliter till jorden, än månen.
Omarion ve Chris Stokes, iddiaları yalanladılar.Oxenstierna och Christer var sysslingar.
Bir diğer tarihçi Necdet Sakaoğlu'na göre Kırım Hanı Mengli Giray'ın kızı olduğu iddiaları kanıtlanamamıştır.En vän berättade att Morrison aldrig hade hört talas om någon kvinna vid namn Gigi Lee.
Flynn, bu iddiaların "çirkin ve yanlış" olduğunu söyledi.Hermansson har kallat sitt ovannämnda uttalande för ”okunnigt och dumt”.
Buna rağmen yapılan iddialar uzun süre gündemde kalsa da herhangi bir sonuç alınamayacaktır.Om man blev kvar där under hela arbetet framgår inte.
Britanya hükümeti ise bu iddialara itiraz etmektedir.Storbritannien gör anspråk på området.
Katılımcı sayısı ile ilgili değişik iddialar bulunmaktadır.Antalet optioner bestämmer deltagandegrad.
Hükümet bu iddiaları doğru bulmuyor ve olay kapanıyor.Fallet får inte någon lösning och ärendet avskrivs.
Söz konusu iddialara iki şart eklenebilir.Det onda kan bibringas två aspekter.
Übey'in iddiaların asıl kaynağı olduğuna karar verildi.Furys förutsägelse skulle visa sig vara sann.
Bu iddialar yalnızca sözde kalacak ve gerçek bir "esenlik ve güvenlik" söz konusu olmayacak.I grund och botten, vad boken syftar till att uppnå är inte att försvara och helgonförklara ''St.''
İran ise iddiaları reddetmiştir.Іран заперечив ці претензії.
Geri dönüşü hakkında farklı iddialar mevcuttur.Однак існує переказ про їх повернення.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Як вважали, він був отруєний своєю дружиною.
Mackay’ın kitabı bugün çokça basımı yapılan bir klasik olsa da iddiaları itirazlarla karşılaşmıştır.Хоча книга Маккея є класикою, нині її твердження піддають сумніву.
Bu iddiaların çoğu efsane halindedir ve tarihsel dayanağı bulunmamaktadır.Це повідомлення базується більше на легендах і не має підтвердження в історичних документах.
Buna karşın pankreas kanseri ile ilgili iddiaları yalanladı.Також у Бараниківці зафіксовано факти канабалізму.
Flynn, bu iddiaların "çirkin ve yanlış" olduğunu söyledi.Суддя назвав заяви Пресо «мерзенними, злими і огидними».
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Проте видавці постійно відхиляли ці запити.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Результати референдуму не було визнано на міжнародному рівні.
Hükümet bu iddiaları doğru bulmuyor ve olay kapanıyor.Губернатор затвердив це рішення і справу було закрито.
Fakat bu iddialarla ilgili kanıt yoktur.Однак ці твердження не мають доказів.
Rusya tarafı ise iddiaları ABD-Rusya ilişkilerine zarar verme amaçlı olduğunu belirterek yalanladı.Росіян звинувачують у змові з метою обдурити Сполучені Штати.
Menzies’in iddiaları modern akademik tarih çevrelerince kabul edilmemektedir.Часом зображення динозаврів не відповідають прийнятим академічною наукою.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Tato vlajka nebyla mezinárodně uznávána.
Fakat kendisi bu iddiaları her zaman reddetti.Sám takováto obvinění vždy odmítal.
Ancak Rusya bu iddiaları reddetmiştir.Rusko tato obvinění popřelo.
Bu tür iddialar her yıl yapılıyor.O překvapení tohoto typu bývá každý rok postaráno.
1064 yılında Danimarka'daki hak iddialarından vazgeçen Harald, Svend tarafından Norveç kralı olarak tanınır.Harald se nároků na Dánsko vzdal v roce 1064, výměnou za to, že ho Sven uzná jako norského krále.
Katılımcı sayısı ile ilgili değişik iddialar bulunmaktadır.Údaje o počtu účastníků se různí.
Rabiye Kadir bu iddiaları yalanladı.Bok však takové Křižanovo tvrzení označil za lež.
Muhalefet adayları seçimlerde usulsüzlük olduğu yönünde iddiaları gündeme getirmiştir.Protestující si stojí za tím, že volby byly zfalšovány.
Köyün adıyla ilgili çeşitli iddialar ortaya atılmıştır.Jisté kontroverze vyvolala otázka pojmenování vesnice.
Bazı iddialara göre karısı tarafından zehirlenmiş.Údajně byl otráven svojí dosavadní manželkou.
Nietzsche İngiliz psikologlarını, iddialarının psikolojik bir tutarsızlık içerdiğini söyleyerek de eleştirir.Nietzsche nevěří anglickým psychologům, kteří spatřují vznik morálky ve zvyku.
ABD ve İngiltere bu iddiaları ne kabul etmek ne de inkar etmek için pek çaba sarfetmedi.Spojené státy nebyly schopny nebo ochotny tyto důkazy dodat.
Öne sürdüğü bu iddialar o zaman çok kabul görmedi.Pozornost, kterou přitahovala, pro mne byla nesnesitelná.
Ancak Fransa iddiaları kabul etmemiş ve konunun tarihçilere bırakılması gerektiğini öne sürmüştür.Nebyl si jist, zda na ni má přistoupit, ale nechal se tradicionalisty přesvědčit.
Madonna, bu şarkının adının İsrailli bir şarkıcıdan geldiğini beyan ederek iddiaları yalanladı.Giorgia se mu svěřila, že jí otec pojmenoval na počest této písně.
Hitchens bu iddiaları reddetti.Prezident Inyo tyto dedukce odmítne.
1916 yılında öldüğüne dair iddialar da mevcuttur.Tam též roku 1916 zemřel.
Çilkotinlerden olabileceği yönündeki iddialar olsa da bu konu kesinleşmiş değildir.Zdali dluhy při tom se odpočítaly, není jisto.
Bu iddialar uluslararası düzeyde kabul edilmemiştir.Acest stat nu a fost recunoscut la nivel internațional.
Nazi Almanyası'nın 1938 yılında Almanca konuşulan bölge olan Sudetenland'ı alma iddialarına karşı çıktı.El s-a opus pretențiilor Germaniei Naziste din 1938 pentru regiunea Sudetă, în care se vorbea limba germană.
Chivers Poe hakkında buna benzer başka asılsız iddialarda da bulunmuştu.Chivers a făcut mai multe acuzații nefondate similare împotriva lui Poe.
Ordu başta iddiaları yalanlasa da daha sonra sorumluluğu aldı. ^ DatabaseCu toate că mama ei era îngrijorată la început din cauza acestei decizii, mai târziu a sprijinit-o. ^ Database
Bu iddialara ayrıca şu durumda ek olarak yapılabilir.De acea, ea poate fi pregătită la fel.
Bu nedenle kendisinin Büyük Valide Sultan olduğuna ilişkin iddialar bir spekülasyondan ibarettir.Se descoperă, în cele din urmă, că este un spion al aceluiași sultan.